Akıl yürütme ve karar verme mekanizmalarımızı anlamada beyin taramaları ve hayvan deneylerinin ön plana çıktığını görmekteyiz. Beynimizde görme, işitme, hareket gibi fiziksel faaliyetleri kontrol eden özelleşmiş bölgeler olmasından yola çıkarak hafıza, karar verme, algılama gibi zihinsel faaliyetlere ayrılmış bölgeler olup olmadığını belirlemek öncelikli yapılacak şey. Araştırmalar karar alma sürecinde prefrontal korteksin ön plana çıktığını ve etkin olduğunu göstermekte ve yine de akıl yürütme ve karar mekanizmalarını, prefrontal kortekste elektrik titreşimlerine indirgemek o kadar da kolay olmuyor.

Beynimizde belli işlevler belli merkezlerle ilişkilendirilse dahi, beynin bir bütün olarak çalışmakta olduğunu unutmamak gerekir. Söz konusu karar vermek gibi karmaşık bir işlev ise farklı bir hal alıyor. Karar verme işlevini hafıza, algı ve motor fonksiyonlarından ayrı düşünemeyiz ve geçmiş deneyimlerimizin ve algımızın kararlarımız üzerinde büyük etkisi var iken, bazen mantığımız ile, bazen duygularımız ile, ama çoğu zaman her ikisini de kullanarak karar vermekteyiz.

Karar verirken mantık ile ilişkilendirildiği için yalnızca beynin sağ yarı küresini ya da duygularımız ile ilişkilendirildiği için sadece beynin sol yarı küresini mi kullanıyoruz? Nasıl karar verdiğimizi anlamak için beynimizin karar, mantık, duygu, hafıza, algı ve motor fonksiyonlarından sorumlu merkezlerinin birbirleri ile ilgisini, nasıl uyum içinde çalıştıklarını anlamamız gerekiyor. Aynı anda birçok beyin bölgesini gözlemlemek teknik zorlukları beraberinde getiriyor. Karar verir iken göz önünde bulundurduğumuz birçok değişken beynimizde nasıl temsil ediliyor, bilgi nörondan nörona geçerken nasıl bir dönüşüme uğruyor, birçok bilgi parçası nasıl bir araya gelip ortak bir karar çıkıyor? Bu soruların hiçbirinin cevabı maalesef henüz bilinmiyor.