İsa’nın Kutsal Ruh’a küfretmenin ne bu dünyada ne de öteki dünyada bağışlanmadığını belirtmesi ve Ferisileri uyarmasının nedeni, cinleri şeytan ile anlaşarak kovduğunu söylemelerinden dolayıydı. Yaptığı uyarı Ferisilerin ruhsal durumu ile birçok görüşü ortaya koydu. Öte yandan Mesih, cehaletleri yüzünden kendisine küfredenlerin günahlarının bağışlanması için daha sonra dua etmişti. Ancak Mesih, Ferisileri hiç de böyle görmemişti.

İnsanların İsa’nın iddia ettiği gibi kutsal kurtarıcı olduğunu bilme noktasında aydınlanması, ancak bunu kabul etmenin gerektireceği bütün davranış değişiklikleri yüzünden açıkça ikrar etmeye istekli olmaması pek mümkün. İnsanların, İsa’ya lâyık olduğu bağlılığı göstermedikleri için bahaneler üreterek ahlâki sahtekârlıkları hakkında iyi hissetmeye çalışmaları çok karşılaşılan bir durum. Ki İsa, kendisine “şeytanın uşağı” diyen Ferisilerin tam olarak bunu yaptıklarını biliyordu.

Onlar cahil değildi, ama hoş karşılamadıkları zamanlarda gerçek bilgiyi boğuyor, iknayı bastırmayı da oldukça iyi biliyorlardı. Hiç tereddütsüz biçimde ışığa gözlerini kapıyor ve ona karanlık diyerek vicdanlarını köreltiyorlardı. İsa’nın açığa çıkardığı Ferisilerin söylemleri aslında hissettikleri ikna baskısının bir işareti de denebilir. Çünkü mantık dışı düşünmek, her zaman için iknaya direnişi gösteren bir işaret değil ise nedir?

Kutsal Ruh’un işi aracılığı ile gerçekleşen cinlerin kovulması olayını şeytani güçlere bağlayan Ferisiler, kutsal ruha saygısızca konuşmuş oldular. Böyle bir günah, İsa’nın sergilediği güçlü işlerin ahlâki yüceliğinin yok edilmesi sureti ile iyiye kötü diyerek vicdanın köreltmesi ile bağışlanmaz hale gelir. Yürekleri İsa’ya karşı bu derece köreltmesi neticesinde, olası herhangi bir aşamada pişmanlık yaşamanın önüne de geçer.

Pişmanlığın olmaması ise tövbeyi olanaksız kılar. Ki tövbenin olmaması bağışlanmayı olanaksızlaştırır. Bu bilinmekte olsa da, bağışlanmayan günahın formülü, tanrının Mesih’teki gücünün inkârını ve onun sözlerinin reddini haklı çıkarmak üzere dürüst olmayan düşünceler yolu ile vicdanı katılaştırmaktan geçer. Bunun bir başka ifadesi olarak İbraniler 6:4 – 8’te tarif edilen Mesih’ten sapan Hıristiyanlar verilebilir. Bağışlanmayan günah işlemiş olabileceklerinden korkan Hıristiyanlar, duydukları bu kaygı ile bu günahı işlemediklerini belli ederler.

Bu günahı işleyenler pişmanlık göstermezler, umursamazlar. Esasen ise genel olarak ne yaptıklarının ve kendilerini nasıl bir kadere mâhkum ettiklerinin farkında bile olamazlar. Buna rağmen İsa, Ferisilerin bu günaha yaklaşmakta olduklarını gördü ve onları tümü ile bu yola sapmaktan alıkoyma umudu ile konuştu. Bundan dolayıdır da Hıristiyan inancına göre yalnızca tövbesizlik bağışlanamaz!