Bağlanma Problemi

“Bende bağlanma problemi var!” derler ya, bende âlâsı var; ama bunun bir problem olmadığını fark edeli birkaç yıl oldu. Bazılarımız böyleyiz işte. Herhangi bir şeye bağlanıp ondan kopamamam söz konusu değil. Bu bir insan, mekan, eşya ya da bir alışkanlık olabilir. Fark etmez. “Onsuz yapamam!” diyebileceğim pek bir şey yok. Ve biliyorum ki bu konuda yalnız değilim.

Babamın kırk yıla yakın işlettiği dükkanın olduğu sokakta çocukluğum ve ilk gençliğim geçti. Dört yıl kadar önce dükkanı kapattığından beridir o sokaktan geçmedim. Çünkü o sokakla bir bağım kalmadı. Nostaljiymiş, eski günlermiş, o sokakta geçen çocukluğummuş; hiçbirinin üzerimde bir etkisi yok. Yıllarca görüştüğüm birisiyle kavga-küslük olmadan, mesela sırf ayrı şehirlere düştüğümüz için, hatta bir sebep yokken bile görüşmeyi kesebilirim ve hiç arayıp sormasa ya da hiç arayıp sormasam da sorun olmaz. Aramayanı vefasızlıkla suçlamayacağım gibi, bu ithama maruz kalmak da istemem. Ailem ve arkadaşlarım beni böyle kabullendi sanki. Duygusuz ya da vicdansız olmadığımı bilirler bilmesine; öte yandan aylarca, hatta yıllarca sesim çıkmasa bile ortada bir sorun olmadığını bilir, nadir temaslarımın arkasında küslük yahut soğukluk aramazlar.

Yıllarca kullandığım bir eşyayı atabilirim ve bir daha aklıma gelmez. Yıllarca yaşadığım bir evden, “Ah bu evde, bu muhitte ne günlerim geçti, ne anılar!” demeksizin hiç hüzünlenmeden başka bir yere taşınabilir, takıldığım mekânları değiştirir değiştirmez benimserim. Eskilerini özlemem. Bu yapıda oluşumun kimi getirileri var: Benim için hiçbir şey vazgeçilmez olmadığından hiçbir şeyi saklamam, kayıt altında tutmam, biriktirmem ve arşivlemem. Mesajları bile okur okumaz silerim. Bir gün lazım olur diye kenara koyduğum ne varsa kenarda çürüyüp gitmiştir. O yüzden çoktandır kenara koyma ediminin kendisini bıraktım. Yarın başka bir şehre veya ülkeye yerleşebilir, yıllarca dönmeyebilirim. Hasretten ölmem. Telefonda konuşmak benim için iletişim kurmanın en son yolu, son şıkkıdır. Bunun bencillikle veya duygusuzlukla ilgisi olduğunu sanmıyorum.

Pek çok şeyi seviyorum. İnsan hatta. Ama birisiyle bir şekilde görüşmez olunca “Neden aramadın vefasız?” denmesinden hoşlanmıyor, hatta bunu yapmacık buluyor, iş olsun diye söylendiğini düşünüyorum. Hayattaki her ilişki ve iletişim geleceğe taşınamaz. Hayat benim için geçmişin omuzlarıma bindirdiği yükler toplamı değil, bitimsiz bir şimdiki zaman. Var olan pek çok şey ile kopmaz bağlar kuran ve onlardan vazgeçemeyen insanların kendilerini ahlâken üstün görmelerinden hoşlanmıyorum. Kimileri bağlanmaya yatkındır, kimileri öyleymiş gibi davranıp kendilerini erdemli gösterir, kimileri ise ben gibidir. Mış gibi yapanları bir kenara koyarsak kalıcı bağlara yatkın olanlarla olmayanlar benim için eşdeğer.

Bu özelliğimi sevsem de ben gibi olmayanları kusurlu bulmuyorum. Yeter ki insanlara, mekânlara, eşyaya ve kimi alışkanlıklara olan bağlılıkları saplantı boyutlarında olmasın.