Yaptığımız, yapmakta olduğumuz ve yapacağımız eylemlerin bizi hayatımızın amacı olarak kıldığımız mutluluğa ulaştırması için uğraşıyoruz. Başka bir deyişle seçimlerimiz, hayallerimiz, geleceğini kurduğumuz yaşamlarımızın önemi sonunda ulaşacağımız mutlulukla belirleniyor. Hedefimiz sosyal çevremizde, iş hayatımızda, aşk hayatımızda mutluluğu yakalamak ve onu korumak çünkü insanoğlunun kendini ve çevresini arayışı, algılayışı; mutlulukla, zevkle, neşeyle, başarıyla anlam kazanıyor, tatmin oluyor. Peki ya mutlu olmak istemiyorsak? Mutluluk arzuladığımız değil kaçtığımız bir olguysa, herkesin dilinde dolaştırdığı, uğruna mücadele ettiği mutluluktan korkuyorsak?

“Cherophobia”, Yunancada “sevinirim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden meydana gelir diğer adıyla mutluluk fobisi, kişiye mutluluk getirebilecek olay ve insanlardan, güzel duygulardan kişinin kendi isteğiyle uzak durmasıdır. Bu fobiye sahip kişiler eş ve dostlarla yapılan partilerden, konserlerden, kutlamalardan kendilerini geri çekerler; iş hayatlarında elde ettikleri bir başarı veya terfi sonucu takdir görmek bile kişinin sonrasını düşünerek yaşayacağı korkuyu doğurur, eğlenmekle beraber eğlendiğini mutlu olduğunu göstermek de korkunun artmasına neden olup yanlış bulunur. Bu kişilerin asıl korktuğu girdikleri aktiviteler, sevinç ve mutlu olma durumu değildir; mutluluk sonrası yaşanılacağına inanılan kötü olaylardır. Şimdi mutluyum öyleyse mutsuz olma vaktim yaklaştı; çok mutluyum, korkuyorum çünkü bozulacak, geçecek ve benzeri cümleler bu fobiden mustarip kişilerin mutlu olduklarındaki ruh durumlarının nasıl yansıdığına dair örneklerdir.

Çoğu fobi gibi deneyime dayalı olan cherophobia da geçmişte yaşanan travmatize olaylar, acılar, kayıplar sonucu mutlu olma halinde tekrardan aynı veya benzeri bir olayın yaşanılacağı, tekrardan acı çekileceği yönündeki inancı içinde barındırır. Bazen mutluluk yitirilen kişi ardından sadakatsizlik olarak görülür, ölen kişiyi unutmak, geride bırakmak olarak algılanır ve kişi kendini mutsuz olmaya zorlar. Bazense bir savunma mekanizmasıdır, farklı kişi, zaman ve olayların aynı duyguları doğurmaması adına oluşturularak mutluluktan kaçış hedeflenmiştir. Kişi yaşadığı travma sonrası mutluluğun ulaşılamaz olduğu ve hep daha kötü olaylarla yitirileceğinden aranması ve arzulanmasının zaman kaybı olduğuna inanır. Mutlu olduğuna inandığı zamanlardaysa katili karşısında ölümünü bekleyen bir canlı gibi kendi kendine büyüttüğü anksiyetesiyle bir şey yaşanmasına izin vermeden mutluluğunu korkusuyla yer değiştirir. Kişi her an tetikte, huzursuz, hangi felaket olayın başına gelebileceği endişesiyle çırpınmaktadır.

Kişinin akıl sağlığını ve dengesini bozan romantik ilişkilerinde ayrılmayıp bu zorluğu sürdürmesinin sebebi o rahatsızlık hissiyatına alışması, acı çekmeyi katlanılmış hale getirmesi ve daha iyisini istememeyi öğrenmiş olmasıdır. Daha kötüsü düşünülmez ama daha iyisini istemek, mutlu olmayı arzulamak korkutucudur, çünkü ortada bir bilinmezlik vardır, kişi yaşadığı travma ve uzun bir zaman diliminde hissettiği acıyla hayatının ve çevresinin kontrolünün kendi elinde olmadığını kavrar ancak bundan sonraki yaşamında kontrol edebildiği kadarıyla yetinecek ve yitirebileceği şeyler elde etmemeye özen gösterecektir. En büyük yıkım mutluluğun vereceği olacaktır. Mutluluk fobisi olan kimseler hayallerindeki işlere atılmayıp idare ettikleri işlerinde stabil kalarak gene kendi mutluluklarını sabote etmiş olurlar. Şu anda hissettiklerinden başka bir duygu hissetmeye korkuyorlardır, kendilerini mutlu olmaya yeterli görmüyorlardır çünkü mutluluk artık onlar için yabancı, bilinmez bir dünya görüşü olmuştur.

Cherophobia’ya sahip terapist ve performans sanatçısı Noemi Lakmaier, adını Cherophobia koyduğu performansında, Sidney Opera binasında birbirine bağlı yirmi bin tane rengarenk helyum dolu balonun altına bir mekanizmayla kendini bağlamış, dokuz saat boyunca havada asılı kalmıştır. Aslında hepimizin mutlu olmayı istemesi gerekiyordu öyle değil mi diyerek performansını açıklar; balonlar onu yukarı çekmeye çalışırken kendi ağırlığı onu aşağı çekmektedir, Noemi havadadır ama uçamaz, daha fazla yükseğe çıkamaz. Bu gerçekleşmesini istediklerinden korkmasını, kontrol etme isteği ve gücün verdiği güvensizliği, şüpheyi yansıtır. Noemi, havada asılı kalırken balonlara güvenmesi gerektiğini bilir ve bunun korkusuyla, kendisiyle yüzleşmesine yardım ettiğini söyler.

Düşünüldüğünden daha yaygın olan mutluluk fobisi, mutlu olmanın ardından mutsuz olmanın geldiği kaygısıyla fırsatları, eğlenceyi, mutluluğa kapı açan olay ve insanları arka planda bırakır. Ancak kişi, Noemi gibi, sonrası düşünülmeden o andaki hislere ve neşeye tutunup, geçmiş duygularını unutmadan kendisine ve mutluluğa bir şans tanıyıp yeniden kapı açıp özgürleşebilir, balonlarla uçabilir.