De

Yüzey kaplamalarında kullanılan muşambalardaki uzun ve kesik çizgileri uzun karayolu seyahatlerinde saymakla bitiremediğim rengarenk tarlalara benzetmenin gururu içerisindeyim. Beni huzursuz etmenizin manası çürük. Ağzımdaki sigara, belimdeki kahve kutusu her şeyi açıklamaya yetiyor; ben koparılmış bir çiçeğin son isteğiyim! Bana katlanmak zorundasınız ve gücenmeyeceksiniz. Kafamla kibrit çakabiliyorum! Eminim görmek isteyeceksiniz.

Dünyaya katlanmak zor, ben bir şeyin vefatıydım da neydim? Ben onu korumaya geldim. Bütün benliğimle, ceza sahasında ne işiniz var mesela? Siktiriniz efendim! Bu tür şeylerden asla hoşlanmam. Bana şarkı söyleyin, herkesin bildiği bir Tenekeci Mahmut olsun mesela; metroda, otobüste, minibüste, sandalda, yatak odasında, hamamda… Her yerde herkes onu konuşsun. Desinler ki; “Dinleyip dinleyip ölüyorum!” Bunu istiyorum. Yok, ölmenizi değil. Yaşayın, yaşatın. Tükürdüğünüz yerler sizindir.

Kimsenin geçmediği yerleri seviyorsunuz, birkaç kadını ağlatıyor, birkaç erkeği ağartıyorsunuz. Nedenini çok iyi bildiğiniz hatalar yapıyorsunuz. Beni sevmeyin, ama dinleyin lütfen! Henüz yarasına bile dokunmaya kıyamadığınız bütün canlıları bir süre sonra avınız olarak kabul ediyorsunuz. Nefesini kesiyorsunuz, sonra parçalıyorsunuz, sonra da sevdiklerinizle paylaşıyorsunuz. Bakın, avını seven çok hayvan gördüm, doyduktan sonra herhangi bir coğrafyada, ismi lazım bile olmayan muşamba desenli yüzeylere fırlattılar. Sonra leş yiyiciler doluştu etraflarına ölülerin. Sonunu hepiniz biliyorsunuz; kötüleri seviyorsunuz, iyiler de sizlersiniz.

Yazar: Yuja Dab