Sedat Peker’den bu sabah zehir zemberek açıklamalar geldi. Gerilimin artacağı belliydi ama Peker, arkasındaki tabloyu göstererek, “Beni bunları açıklamak zorunda bırakma eğer açıklarsam devlet uluslararası hukuk önünde suçlu duruma düşer bu yüzden uluslararası hukuku okuyorum ki devlete sıkıntı çıkartmayayım” ifadelerine yer verdi.

Süleyman Soylu gece yarısı yayınlanan bir kararname ile yerinden olur, gider. Siyasiler de seçimlerle gelir ve giderler ama bu organize şebeke ağı temizlenmezse siyaset çözüm getiremez. Çünkü çürük bir temele gökdelen dikilmez. Nihayetinde de sistem ve çarkları aynı şekilde devam eder. Geçmişten bugüne bakalım; kaç jenerasyon değişti ama halen Mehmet Ağar yerinde duruyor. Türkiye’de neredeyse yaşanmayan skandal, dönmeyen kumpas kalmadı. Darbe yapılmayan kurum deseniz, o da yok. Fakat Türkiye’nin kaderini kim çizecek?

Ağar’a derin devlet diyorlar ama bence bu adam devletin ta kendisi olmuş. Biz doğmadan da Türkiye adından söz etti. Adıyla anılan birçok cinayet, birçok olay vardı. Bizler artık otuzlu yaşlara gelmekteyiz ve halen Ağar’ın bahsi geçiyor. Kim bu adam? Kimseye sormadan, etmeden devletin tapusunu mu aldı da kimsenin haberi mi yok? Yaptıklarını ve yapacaklarını yanına kar bıraktıracak kadar sahip olduğu güçlü şey ne? Ki bu mevzu uzun. Kimsenin direkt olarak onu işaret edeceği düşünülse de cesaret edilmiyordu. Ta ki Peker’in deşifresine kadar..

Kirli ilişkiler, faili meçhul cinayetler, tetikçiler, kaçakçılar, baronlar, halkın vergileriyle zevki sefa hayatlar yaşayanlar… Bakıldığında tablo korkunç ama daha korkunç olması da muhtemel. Daha kötü olanı ise şu; birçok kimse Peker’in kurduğu bu ağa, yaptıklarına ve gücüne hayran. Suçlarını itiraf etmesi onu sempatik biri haline getirmiş olsa da bazı kimseler ona özenmeye devam edecek.

Peker, daha birkaç gün önce TRT’de çıktığı yayında Peker ve eşi ile ilgili ağır ifadelerde bulunan İçişleri Bakanı Soylu’ya çok sert söylemlerle yanıt verdi. Peker, TRT’deki yayınla ilgili olarak, “Devletin bakanısın neden gazetecilerle FaceTime üzerinden konuşuyorsun? Niye müdürünün telefonundan?” sorularını yönelten Peker, “Sana sözüm olsun; devletin o şerefli makamından ayrıldığında bir gün yine yüzleşeceğiz, bu dünya böyle sürmez. Senin boynuna köpek tasması takıp seni sokaklarda gezdireceğim” söyleminde bulundu. Ardından ise bahis açtığı diğer konu başlıkları üzerinden açıklamalarda bu tartışmayı sürdürdü.

Soylu ve Peker arasındaki gerilimin dozu gelecek günlerde daha da artacak. Ki Soylu’nun tüm argümanlarını çürüttüğü güpegündüz belli. Peker, halkın nabzını iyi kokluyor ve söyledikleri halk nezdinde karşılık buluyor. Biliyoruz ki; mevcut iktidarla beslenenlerin tümü bir gün hesap verecek. Çünkü güçsüzün hakkını çalanlar bir gün bu hesabı vermek zorundadır. Bu kişiler gazeteci, sanatçı, hukukçu, şarkıcı, iş insanı olabilir. Fakat bu saltanat da biter, bu devir de bir gün kapanır. Fakat geride sızlayan kemikler kalır.

Soylu’nun akrabalarından olan Sadık Soylu isimli kişinin görevi olmamasına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda olduğunu ifade eden Peker, Erdal Kayapınar isimli bürokratla olan yakın ilişkiyi de anlattı. Peker, “Süleyman Soylu’nun yeğeni Sadık Soylu Ankara’da müsteşar gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yerleşmiş, sanki bakanlığı Murat Kurum değil Sadık Soylu yönetiyor. Sadık Soylu Ankara’da devlete ait Next Level iş merkezinde sürekli bürokrat ve iş insanlarıyla görüşüyor.” ifadelerini kullandı. Peker, hakkındaki FETÖ soruşturmasının kapatıldığını iddia ettiği Erdal Kayapınar hakkında ise “Bu kişi gerçekten FETÖ’cüyse… Tabii FETÖ’cü olduğunu bilmiyorum. Ama her şeyi depoluyordur, ‘Bu işin hesabı olacak’ diye. Şimdi kat kat imarlar çıkıyorsunuz. Bu Sadık Soylu’nun resmi bir görevi yok. Devletin binasında nasıl oturuyor müsteşar gibi neden devletin bütün görevlileri, iş adamları orada. Sayın savcılar bir yazı yazacaksınız HTS kayıtları gelsin. Hangi bürokratlar bu kişinin yanına geliyor, telefonla görüşüyor. İddia ediyorum o Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndaki bürokrat Murat Kurum’u o kadar aramıyordur” dedi.

Daha hangi iplik pazara dökülecek, bunu sanırım iki bölüm kadar sonra tam anlamıyla anlayacağız. Fakat bilinen bir şey varsa, o da şu ki; Peker, ne yaparsa yapsın, yargı ve medya AKP’nin elinde. Bu sebepten ötürü “Savcılar ne bekliyorsunuz?” soruları dahi savcıları harekete geçirmeye yetmiyor. Çünkü medya her zaman yaptığını, yani üç maymunu oynamayı sürdürüyor.

Skandallar bunlarla da bitmiyor tabii. Gelelim Binali  Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’a. Peker açıklamalarının birinde; Yıldırım, Halil Falyalı’nın otelinde veya casinosunda misafiriydi. Mehmet Ağar bu senkronizenin ortasında. Erkan Yıldırım’ın Süleyman Soylu ile çevresinde bu konularla ilgili dostluğuna bakın.  Kokain önceden Kolombiya üzerinden geliyordu. Geçen seni haziran ayında 4 ton 900 kilo yakalandı. Sonra yeni güzergah çalışması yapıldı. Çünkü Amerika Uyuşturucuyla Mücadele, çok güçlü orada, sürekli üstlerinde. Sekiz yüz kilometre Venezüella ile sınırları var. Oraya geçirmek kolay çünkü Amerika’nın kontrolü yok. Suriye Lazkiye de Amerika kontrolünde değil. Bu mal yakalandıktan sonra yeni bir güzergah kurmak için Venezüella’ya kim gitti? Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım. Ocak ayında ve Şubat ayında gidip dört gün kaldı.  Hep böyle yapıyorlar, vatanseverlik ile milleti coşturuyorlar herkesi birbirine sokuyorlar. Şimdi diyecekler niye anlatmadın? Ulan, neyi anlatayım siz gördüğünüz her şeyi anlatıyor musunuz?  Mehmet Ağar, tüm uyuşturucu işi yapanlar bunun arkadaşı. Kürt iş adamları diyorlar ya… Hayır uyuşturucu işi yapıyorlardı hepsi. Hepsinden para aldı ve tüm işlerini hallediyordu” açıklamalarında bulundu ve kokain sevkiyatında Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ı işaret etti. Meğer biz Arabistan olduğumuzu zannederken, Kolombiya oluvermişiz!

Söylemlerinde işlenen faili meçhul cinayetlere de değinen Peker’in ortaya attığı en önemli iddialardan biri, gazeteci yazar Uğur Mumcu cinayetinde Mehmet Ağar’ın parmağı olduğuna yönelik iddia oldu. Peker konuyla ilgili olarak, “Uğur Mumcu bence şehittir. Neden öldürüldü? Öldürüldüğü zaman yazdığı yazılara bakın. Hep terör bölgelerinde uyuşturucu tarlaları olur ve silah ticareti. Şehit olduğunda yanına ilk gelen kim? Mehmet Ağar. Katil hep ilk gelir. Ve eşine diyor ki: Ben buradan bir tuğla çekersem devlet aşağıya iner” ifadelerini kullandı. Mumcu’nun cinayeti hiçbir zaman faili meçhul değildi. Herkes onu kimin öldürttüğünü biliyordu ama resmen açıklanması bu güzel pazar gününde oldu. Günü mahveden de oydu. Tabii ki bu açıklamalar ışığında gereken adımları atmak vicdan sahibi her savcının boynuna vebaldir. Ayrıca halkın sabrı taşarken, kamuoyunun tepkisi artıyor.

Kutlu Adalı ve Uğur Mumcu cinayeti ve diğer cinayetin failini, faili hayatta ve güç sahibiyken açıklamak Peker’e özgü bir şey. Fakat Peker’in nereye kadar gidebileceğini gelecek günlerde göreceğiz. Elbette burada şöyle bir ayrıntı var ki, Peker’in söylediklerini yıllardır söyleyenler, derin devleti konuşanlar kamuoyunda bölücü muamelesi görüyordu. Şimdiyse kendisine mesih gibi görenler ne oldu da böyle düşünüyor?
“Kral çıplak” diye bağıranların yarın ne diyeceği merak konusu elbette. Tabii bu noktada şunu es geçmemek lazım, kendisi şu an birçok anlamda söylenemeyenleri söyleme cesareti gösteriyor. Ki bu dahi halktan aldığı desteği arttırıyor. Fakat birçok kimse için o bir anti kahraman ve bu her ne olursa olsun değişmeyecek. Tabii tüm gerçeklerin bir an önce ortaya çıkmasını temenni ediyorum. Bu durum sarpa sarmaya başlamadan önce Peker’in lafı daha az dolandırması ve söylemek istediklerini son yirmi dakikaya sığdırmaması gerekiyor.

Öte yandan, Eken, Ağar, Soylu ve Yıldırım’ın adı geçtiği bu olaylar silsilesinde savcıların harekete geçmiyor. Sebebini de birçoğumuz biliyoruz. Fakat zaman geçtikçe artçı olan açıklamalar daha da yıkıcı olmaya başladı. Temiz toplum çığırtkanlığı yapanlar Peker’in açıklamaları sonrası neler diyecek acaba? Ortalık çok vahim. Şüphesiz Peker’in bildikleri anlattıklarından çok daha fazla. Uyuşturucu trafiği, faili meçhul cinayetler ve dahası. Adı geçen şahıslar kime güveniyor bilinmez ama artık bu durum toparlanamaz. İşlerin nerede son bulacağını kestirmek için kahin olmak gerek.

Bitimeden söylemek gerekir ki; Peker’in zaten kim olduğu biliniyordu ve sırf bu detaydan ötürü artık kriminal biri olduğu konusu tartışmaya kapandı. Öte yandan açıklamalar sonrası kamuoyunun dikkatini çeken de bir karar alındı. İstinaf mahkemesi, Susurluk JİTEM davasında eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın da bulunduğu sanıklar hakkında beraat kararlarını bozdu. Ağar ve diğer sanıklar yeniden yargılanacak. Zamanlama manidar ve bu adım bence birilerinin kurban edip, birilerinin aklanması sağlanacak. Uzun lafın kısası; tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de bir tuğlayı çekilirse devlet bunun altında kalacağından tuğla çekilmeyecek mi? Yoksa mafya ve bürokrasi arasındaki kavgada fatura kime kesilecek?

Yakında bunları ve pek daha da fazlasını öğreneceğiz ama bu hesaplaşmanın sonuçlarından halk olarak bizler de payımıza düşeni alacağız. Sun Tzu’yu sindire sindire, baştan aşağı okumuş olan Peker, bu oyunun kazananı olacak gibi duruyor. Fakat kim veya kimlerle, nasıl ve ne şekilde mücadele ettiğine bağlı. Sonuçlar bugün onun lehine gibi duruyor ama halk da kamuoyu da yeterince sabırlı değil. Ağzındaki baklayı bir an önce çıkarması gerekiyor, yoksa son lokmayı yutmakta güçlük çektirecek bir sistem karşısında olacağa benziyor.