Dillere Dair

Kime sorarsan sor, “dil iletişim aracıdır.” diyecektir. Oysa bu, işin yarısı. Öbür yarısını mesela Tevrat yazarı gayet net kavramış, dil konusunu ilk önce Babil Kulesi ile birlikte anmış. Allah insanlara dili niye verdi? Birbirleri ile konuşamasınlar diye verdi!

Anadilin senin yakın çevrendeki insanlarla anlaşma aracındır. Aynı zamanda, insanlar aleminin yüzde doksan dokuz küsuru ile anlaşamama aracındır. Meksika kedileri Çin kedileri ile iyi kötü anlaşırlar, ama Meksika insanları Çin insanları ile anlaşamazlar, çünkü arada dil engeli vardır. Dilin bu ikili işlevini anlamadan dilin yapısı ve evrimi hakkında doğru dürüst bir fikir edinemezsin, Wittgenstein gibi bir sürü boş laf arasında dolanır durursun.

Düşün mesela, Türkçedeki ses uyumu gibi, dili ufakken öğrenenlerin dünyanın en doğal şeyiymiş gibi benimsediği, ama 20-25 yaşından sonra öğrenenlerin hayat boyu asla alışamadıkları bir sistem niye var? Almancada neden isimler dişi, erkek ve nötr, ve neden her birinin artikeli ayrı telden çalar? Swahili dilinde neden on sekiz isim kategorisi var ve her biri ayrı tip çoğul yapar? Tek maksat iletişim olsa böyle olur muydu? Asıl amaç yabancıyı dışlamak olmasın sakın?

Her dil, olağanüstü karmaşık ve çok katmanlı bir kodlar sistemi barındırır. Misal: ip ipi, sap sapı, çöp çöpü, ama kap kabı. İstersen kusursuza yakın konuş, bunda hata yaptın mı dili bilmediğine hükmedilir. Kalın k’yı damağın fazla arkasından söylersen cahil olduğun ya da Adanalı olduğun anlaşılır, ama fazla önden söylersen bu sefer TRT özentisi monşer olmakla suçlanabilirsin. Havalı kızlar şu kelimeyi öyle değil böyle söyler, söylemeyene çok pis gülerler.

Bu yüzden Esperanto gibi rasyonel bir yapay dil oluşturma çabaları her zaman hüsran ile sonuçlanmıştır. Bu yüzden doğal diller sürekli olarak değişir/evrilir, çünkü o dili konuşan her sosyal grup, sürekli olarak, taklidi zor birtakım dil kodları ve alt kodları oluşturmakla meşguldür. Bu yüzden bir emperyal dil kazara dünyaya hakim olsa bile, o dilin lehçeleri ve şubeleri kısa zamanda apayrı diller gibi birbirinden ayrışacaktır.

Dilin evriminde de yeni bir dilden bahsedebilmek için çok küçük mutasyonların uzun zamanda birikmesi gerekiyor. Bu sürece iradeyi veya bir amacı yüklemek için ya bir üst akıla ya da mikro düzeydeki mutasyonların sorumlularının bunu yaparken en azından bilinçaltlarında bu amaca yöneldiklerine inanmak gerekirdi.

Mikro düzeydeki mutasyonların sorumlularının daima dışlayıcı bir psikoloji ile hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Düşün: Bir insan neden egzotik kelimeler kullanır? Neden birtakım ekstra rafine dil kurallarını öğrenmeye can atar? Neden aksanını belli normlara uydurmaya gayret eder? Hemen her zaman “bizden olanlar bunu anlar, öbürleri zaten yaramaz” mantığı bir düzeyde aktiftir. Sanırım dil evriminin asıl motoru da bu psikolojik güdü olmalı.

“Dışlamak” deyince sanki kötü bir şeymiş gibi duruyor. “Community formation” desen herkes tasvip eder. Aynı şey halbuki. Birilerini dışlamadan birilerini içleyemezsin.