Bir dini oluşturmakta olan tüm statik unsurlar, onu yaşayan müritlerinin düşünce dogmatiği ile şekillenmekte ve genellikle dini tabiattaki birçok kurala körü körüne bağlı, çağdaş, sosyal ve siyasi yaşam ile ilgili üzerinde uzlaşılmış prensiplere karşı tepkisi olan inancı belirtilmektedir. Buna bağlı olarak da, bu bağlamda fundamentalist hareketler, seküler kirlenmeye karşın kendi zeminini koruma, hatta modernizasyonun zaaflarından yararlanarak da zeminini üzerine koyarak kazanma çabasında olan tehlike altındaki dini hareketlerden doğmuş tarihi karşı ataklardır da diyebiliriz.

Kendi kimliği ve değerlerinin tehdit altında olduğuna inanan bireylerin, bu kimlik ve değerleri korumak amacı ile bir strateji geliştirmesi ve kendilerini ifade etmeleri doğrultusunda da ortaya çıkan hareketi destekliyor. Dolayısı ile temel anlamda yalnızca dini hareketleri değil, pek çok alanda da özgün nitelik sergileyen hareketleri tanımlamak için de kullanılmakta olduğunu pek rahat bir biçimde görebiliyoruz.

Yaşam tarzları üzerindeki tüm uzlaşıların ve durağanlığın hakim olduğu toplumlarda, inançlar hayatın önemli bir parçasını oluşturuyor. Kültürün parçası olmak ve söz konusu inançları onaylamak ayrımlanamaz unsurlar iken, böyle bir durumda kişi, mutlak gerçeklik ile ilgili inançlar tarafından köşe bucak tutulmuştur. Ama kültürler değişim ve dış baskılar ile karıştırıldığında, inançlar önceki dönemlerdeki etkinliğini kaybederek bilinçli bir şekilde tutulmak zorunda kalırlar. Böylelikle bir olgu olarak fundamentalizm, çeşitli dini geleneklerde ve siyasi sistemlerde var olan politik bakımdan aktif grupları işaret eder.

Çoğunlukla antimodern bir fenomen olarak görülmüş ve modernite, modern kültürel programlar ve modern rejimler tarafından bastırılmış köklü geleneksel güçlerin bir çeşit patlaması olarak yorumlanmıştır da diyebiliriz. Benzeri olarak da nitelenen tüm bu hareketlerde, din tek yönlendirici unsur değildir. Irk, dil ve kültür de yeniden dirilişin ve militanlığın temelini oluşturabilir.

Yani, bu dünyayı reddetmeyen, ama bu dünyayı aşkın, dünyacı vizyona göre yeniden inşa etmeyi ön gören kurtuluş düşüncesine sahip olan dinler, söz konusu hareketlerin düşüncelerine ev sahipliği yapabilir. Ki eğitim, fundamentalist harekete yeni kaynakların girmesine yardım etmek ile birlikte, eğitimli liderler ile şekillenen modern tekniklerden de faydalanır. Böylece, az çok rasyonelleşme gerçekleşmiş olur. Kaldı ki, hiçbir modern düşünce fundamentalizmden tümü ile muaf değil.

Ki her düşüncenin fundamentalist yorumu, yorumcuları olabilir. Bu tutumu teşhis etmenin en kolay yolu, kişinin inançları ile olgular arasında uyumsuzluk olması halinde benimsediği tutuma bakmaktan geçer iken, Türkiye’de fundamentalizm sanıldığından da yaygın ve bu Türkiye toplumu olarak karşı karşıya kaldığımız en büyük sorunlardan yalnızca birisi.

Özetle toparlayacak olur isek de; salt bir biçimde gelenekselcilik olmaktan öte, moderniteye tepki olarak zamanın şartlarına göre yeniden yapılanmakta olan bir tür gelenekselciliktir. Gerekli midir veya gerekliliği çerçevesinde mi yapılmaktadır, işte orası gerçek anlamda bir soru işareti barındırır. Fakat karıştırılmaması gerekilen bir şey var ise o da şudur ki; fundamentalizm, kesinlikle muhafazakârlık ile aynı şey değildir.

Muhafazakârlık, mütevazi ve dikkatlilik odaklıdır, hakeza fundamentalizm tam anlamı ile keskin ve tutkuludur. Hatta çoğu zaman da popülist ve eşitleyici yönelimleri içinde barındırmakta ve radikallik ile de ön plana çıkar. Bunun ayrımının iyi yapılması gerekir. Ve unutulmamalıdır ki; Türkiye’deki en temel sorunsallardan birisi de budur.