DNA Değişimi

Kodlanmamış DNA’yı neyin yönettiği sorusuna bilim ile cevap vermeye çalıştığımızda birçok konu başlığına bakmamız gerekiyor. İnsan vücudundaki hurda DNA’ya ait proteinler ile yapılan bir çalışmada insan bedenindeki hücrelerde, bilim dünyasının şimdiye dek ancak birkaç yüz tanesini bildiği üç bin altı yüz kontrol proteini tespit edildi ve bunlar moleküler şalter olarak isimlendirildi. Protein aktivitelerini kontrol eden bu şalterler; yaşlanma, hastalık başlangıcı ve tedavisinde tıpkı açma-kapama düğmesi gibi görev yapıp, zamanında ve düzgün çalışmadıklarında hastalıklara yol açıyor. Bu çalışma, Danimarka Kopenhag Üniversitesi Novo Nordisk Protein Araştırmaları Merkezi ve Almanya Max Planck Biyokimya Enstitüsü’den bir grup araştırmacıya ait.

Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bu çalışma için tedavi kavramına yeni bir bakış açısı getirdi denmektedir. Araştırmacıların çok ileri ve hassas bir teknoloji kullanarak ortaya çıkardığı ve haritaladığı moleküler şalterler, genetik kodun okunabilmesinde ve bu koddan alınan bilgilerin oluşturduğu proteinleri modifiye ederek kullanışlı hale getirilmelerinde bir tür aç-kapa düğmesi gibi kitap ayracı görevi görüyor. Çalışma komisyonunun başkanı Prof. Mann; “Proteinler, hücre büyümesi, bölünmesi ve ölümü gibi tüm önemli faaliyetleri gerçekleştiren birimlerdir. Moleküler şalterlerle aktivitelerini kontrol edebiliriz. Örneğin; insanda patojen olan maya mantarında bulunan önemli bir büyüme proteini ile ilgili şalteri kaldırarak engellemeyi başardık!” diyor.

Söz konusu şalterlerin çok çeşitli yollarla iş gördüklerini belirten Prof. Mann şöyle devam ediyor: “Örneğin; bu şalterler proteinlerin enzim aktivitelerini düşürüp arttırabilirler, hücredeki lokasyonlarını değiştirebilirler ya da diğer proteinlerle olan ilişkilerine etki edebilirler. Protein faaliyetlerini arttırıp azaltabilme yetkisine sahip oldukları için proteini aktif hale getirebilirler ya da durdurabilirler. Eğer doğru zamanda, doğru yerden, gerekli esneklikte açamaz ise genetik kod okunamaz ve protein yapmak için doğru bir kalıp çıkartılamaz. Bu da kronik hastalıkların başlangıcı demektir. Tümör oluşumuna sebep olan şalter indirildiğinde hücreleri bölüp çoğaltan proteinler de çalışmalarını durduracaktır. Protein aktivitelerinin kusurlu bir şekilde düzenlenmesi, yaşlılık ve hastalıkların gelişmesinde en önemli etkendir. Şalterler aracılığıyla kusurlu protein aktivitelerini düzenleyebiliriz. Hasarlanmış protein düzenleyicilerini kontrol etmek demek kanserin tedavisini bulmak demektir. Biz şimdilik bir buçuk yıl süren çalışmamızda şalterlerin yerlerini belirledik. Bundan sonra bu şalterlerin görevlerini belirlemeye yönelik yapılacak çalışmalar çok önemli!”

İnsan beyninin kendini yeniden kurma yeteneği ve DNA aktivasyonu bizlere hayata ve değişen koşullara uyum şansını vermektedir. Geçmiş yaşam anılarını, kolektif bilinçliliği kapsayan farklı bir hafıza var. Bu geçmiş seviyesi olarak adlandırılıyor. Çoğu insanın ırksal ön yargısı bu seviyeden kaynaklanır. Çoğu insanın para kazanma ve parayı kabul etme yeteneğini bloke eden en önemli faktör, yine bu seviyede bulunan yoksulluk yeminidir. Bu durum, geçmiş seviyesi ile ilişkisi olan ruh parçalarının enerjisidir. Ruh parçaları, sizin veya ailenizin başka bir yerde veya zamanda kalmış olan kendinizin parçalarıdır. Geçmiş seviyesinde çalışırken ruh parçalarının yeniden kazanılması gerekir. Ruh parçaları şimdiki yaşamınızda birçok durumlarda arkada kalmış olabilir. İnançlar ve programlar ruha kadar inebilir. Ruhsal seviyede bulunan bazı inançlar nefret ve kendine acımaktır. “İçim ağlıyor, ben değil!” programına sahip olduğunuzu keşfettiğiniz zaman bunun ruhsal seviyede olduğunu anlamamız gerek. Ruhun sürekli olarak öğrendiği ve kendi varoluşunda yaşaması beklenen, asıl amacına yönlendirildiği asıl gerçektir. Kendi asıl varoluş sebebimizi bulmak, gerçek ruhumuza kavuşmamızı sağlamaktadır.