Gözde Öney ile Dokuz Soru

Merhabalar. Öncelikle nasılsın? Sonrasında ise Gözde Öney kimdir?

Merhaba! Teşekkür ederim iyiyim, umarım sen de iyisin. Yazan, çizen, söyleyen, sarılmanın ve değişimin gücüne inanan, zaafları ve zaferleri olan, yaşadığı gezegene minimum zararı vermeye çalışan biriyim diyeyim özetle.

Birçok isim ile geçmiş dönemde çalıştın; ama ilk albümün İki Gölge ile seni sanki ilk kez karşımızda görmüş gibi hissettik. Buna sebep olan şey nedir? 

Bilmem. Sofar’a kadar şarkılarımı hiçbir mecrada paylaşmadım; sadece yakın çevreme dinletiyordum, albüme saklamalıyım gibi bir inadım vardı. Belki o yüzdendir. (Gülüyor)

Nasıl tanımlıyorsun müziğini? Çünkü albümünde bizi olağan dışı şeylerin varlığı karşıladı. Sırrı nedir? Pek güzel şeyler yaptın. Pek de güzel oldu, ama bunu nasıl başardın?

Hiçbir müziği tanımlayamıyorum açıkçası. Herkeste farklı hisler uyandıran şeyleri tanımlara sığdırmaya çalışmakta zorlanıyorum. Olağan dışı diye tanımlamazdım misal, ama çok naziksin teşekkür ederim. Bir sırrı varsa hep çok şanslı olduğuma inanmam olabilir. Bunu sürekli tekrarlamaya çalışıyorum unutmayayım diye. Şanssız olduğunu söyleyen arkadaşlarıma tersini inandırana kadar yakalarından düşmüyorum. Çünkü o dipsiz bir kuyu. Çok şanslıydım ki bütün güzel insanlar ve koşullar doğru zamanda bir araya geldi. Çok şanslıydım ki iç sesimi hep dinledim, o sese hep güvendim, hayallerimin arkasında durdum. (Gülüyor)

5 Mayıs gününün senin için önemi ne oldu? Kimler ile çalıştın? Albümde kimlerin imzası var?

İtiraf edeyim, 5 Mayıs’tan birkaç gün önce albümü elime almıştım ben. Ama kalbim pır pır atıyordu uyandığımda albümümü benim dışımda herkes o gün görecekti, ambalajını açacaktır. Çok heyecan verici bir duygu. Bir de o gün Hıdırellez’di. Bir sene önceki 5 Mayıs’ta bunu dilemiştim; seneye aynı gün çıktı, öyle denk geldi. Hüsnü Arkan ağabeyin ‘5 Mayıs’ diye bir şarkısı vardır ayrıca, çok severim. Albüm çok güzel ve özel bir günde, güzel hislerle geldi anlayacağın. Albümde şahane insanların imzası var! Müzik prodüktörlüğünü ve sekiz şarkının aranjmanını Efe Demiral yaptı. İki şarkının düzenlemesinde ise aynı zamanda yardımcı prodüktörümüz olan Okay Aynur var. Bi’ Ruh’un aranjmanı Canay Cengen ve Okay Aynur’a, Son Nefes’in aranjmanı ise Koray Candemir ve Okay Aynur’a ait. Ayşe Saran ve Koray Candemir’le biri söz, biri beste olmak üzere iki ortak şarkımız var. Tik Tak’ın müziğini de Okay’la birlikte yaptık. Gitarları ve melodikayı Efe çaldı, davul ve perküsyonlar Okay’dan, bas gitarlar Ozan Kısaparmak’tan, klavye ve synthesizerlar Kerem Işık’tan. Özer Arkun, Mehmet Çelik, Istanbul Strings gibi çok değerli ve hayranı olduğum müzisyenler de bazı şarkılara misafir oldular. Kayıtları Harems Stüdyolarında Evren Arkman ile yaptık. Kendisi süper kahramanımdır. Mix ve masteringler de onun güzel ellerinden çıktı. Sadece Hayat İzleri’nin mixini Efe Demiryoğuran yaptı, o da tatlı bir hatıra oldu benim için. Bütün müzisyen arkadaşlarım bu yazdıklarımın dışında albüme ruhlarını ve çok değerli fikirlerini de kattılar, bunu da eklemeliyim.

Pekiyi, bağımsız çalışmanın artısı, eksisi nedir senin nezdinde? Albüm için epey bekledin mi? Yoksa tam da zamanında olduğunu mu düşünüyorsun?

Eksileri tamamen duygusal. Artıları bence çok! Gücüm yettikçe böyle devam etmeyi tercih ederim. Daha özgür hissediyorum. Bağımsız müzisyenleri her zaman her türlü destekliyorum, ama farklı tercihlere de saygı duyuyorum. Herkesin koşulları ve bakış açıları birbirinden farklı. Ben jingle söylüyorum, seslendirme yapıyorum, geçimimi bu şekilde sağlıyorum. Kazandığımı müziğime harcama lüksüne sahibim. Lüks derken, yanlış anlaşılmasın; lüks içinde yaşamıyorum, ama “Hayır!” deme lüksüne sahibim. Bence hayattaki en büyük lüks de bu zaten. Çok bekledim ve tam zamanında olduğunu düşünüyorum. Beklerken geçen zaman bana çok şey öğretti. Daha erken olmamış iyi ki, kesin içime sinmeyen bir albümü dinliyor olurdum şu an. (Gülüyor)

Düşüş ve Kavga! Ne söylemek istersin bu iki şarkı hakkında? Sanıyorum ki en çok ipi göğüsleyen ikili onlardı. Pekiyi, herhangi bir hikayesi var mıydı? 

Ben ikisini de çok seviyorum, ama Düşüş’ü biraz daha fazla seviyor olabilirim. Kavga çok sevildi, bunda Sofar’ın etkisi büyüktür. Bu aralar ise ipi “Bi’ Ruh”göğüslüyor hiç öngöremediğimiz bir şekilde. Her şarkının bir hikayesi vardır; ama oralara hiç girmeyelim, bir birikimin iç dökümü diyelim.

Şarkılarında yönelttiğin o soru kalıplarına değinecek olur isek, sorduğun soruların cevapları için sana sorular sorulsaydı, senin vereceğin cevap nasıl olurdu? 

Aslında cevabı olan sorular sormuyorum bence. Yani,  “Sen olsan benim gibi yapmazdın, değil mi?” bence bir soru değil, yapmazdın biliyorum diyor gibi daha çok. “Yanımda olsan ne fark eder?” de öyle, cevabı ortada. Ama illa birine cevap ver dersen, “Dokunsam sana eski günleri arar mıyım?” sorusuna cevap veriyorum; kesin ararım. Zaaflarım var demiştim. (Gülüyor)

Pekiyi, hayat şu günlerde sana neler getiriyor? İlerleyen süreçlerde ne var, ne çok? Neler olacak? Yaklaşan bir şeyler var mı?

Hayat bana bu günlerde güzel kararlar, fikirler, yeni başlangıçlar, değişimler, heyecanlar ve tabii ki bolca şans getiriyor. Yeni şarkılar yaptım, yapıyorum. İkinci albüme kadar iki veya üç single paylaşmayı planlıyorum. Albüm sürecini çok özledim, arayı fazla açmaya niyetim yok! Bir de yakınlarda B!P Akustik performanslarımız yayınlanacak sanırım, onları da heyecanla beklemekteyim.

O halde son soru; kalmaktan mı, yoksa gitmekten mi korkarsın? 

Kalmak daha korkutucu. Gidince yol devam ediyor çünkü. Başka başka yollara ayrılıyor, o yollardan en az biri daha güzel bir hayata çıkar illa ki! Yürüyelim arkadaşlar!

Röportaj: Güney Güneyan

Yazar: Güney Güneyan

Gazeteci, muhabir, röportör, köşe yazarı, genel yayın yönetmeni ve yazar