Hayatı boyunca engellenmiş, duygu, düşünce ve yorumlarını özgürce ifade etmekten çekinmiş, eleştirilerden korkmuş, kendini affetmeyi becerememiş, hayatını başkalarının beğeni ve isteklerine göre yönlendirmiş bir insan, hayalgücü ne kadar zengin olursa olsun, iyi ve yaratıcı bir sanatçı olamaz. Teorik ve formal bilginin yanı sıra bir sanatçının ya da sanatçı adayının en çok gereksinim duyduğu şey kendini iyi ifade edebilmek, ürünlerini alay edilme korkusu olmadan sergileyebilmektir. Bu; kendine güven, değerlilik duygusu ve teknik yeterlilik gerektiren bir durumdur.

Bazı sanatçıların doğal olmayan yolardan yaratım ve hayalgücüne ulaşma çabaları başka bir çıkış yolu bulamadıkları içindir. Oysa yaratıcılığın yolu kişinin kendisiyle barışık, doğal ve algılarının açık olmasından geçer. Algıların açık olması farkındalık demektir. Kendinin, çevresinin ve dünyanın farkında olmayan kişi sanatçı olamaz, ancak ve ancak seri üretimler yapan bir zanaatkâr olur. Farkında olmamak biat kültürünün alışkanlıklarından kaynaklanabilir. Oysa sanatçı biat etmez. Sezer, hisseder ve yeteneklerini kullanıp yaşananlara dair görüşlerini estetik bir dille ifade eder.

Akademik eğitim bu dilin oluşumunda önemli bir unsurdur; ancak biat etmek değildir. Akademik eğitim sanatçıya; üzerinde güvenle duracağı bir zemin, güç alarak daha iyi ve güzeli üretebileceği sağlam bir temel oluşturur. Farkındalıkların arttırılması kişisel girişimlere, kendini geliştirme çabasına, sürekli araştırma isteğine ve rekabet edebilme gücüne bağlıdır. Bu güç; izleyicinin bağ kurabildiği, anlam ve fikir üretebildiği, entelektüel haz alabildiği öyküler oluşturmakta ve eser üretmekte etkili olur. Etkili eserler üretmek, ancak özgür ruhlu üretken ve cesur sanatçılar yoluyla gerçekleşir.

Üretken, özgür ruhlu ve cesur sanatçıların doğuştan gelen yeteneklerini, kişisel ve toplumsal kaygılar nedeniyle engellemedikleri sürece başarılı olmaları kaçınılmazdır. Bu egzersizler; duygusal keşiflere, eleştirilme korkusu olmadan duygu ve düşünceleri doğal ve samimi olarak ifade edebilmeye, empati kurabilmeye, hata yapmaktan korkmamaya, kendini af edebilmeye, daha hızlı odaklanmaya ve daha iyi bir insan olmaya kapı açan, duygusal ve fiziksel çalışmalardan oluşur. Yaratıcılık ve kendini tanıma egzersizleri doğal, içten, sahici, samimi, cesur ve üretken sanatçılar yetişmesinde önemli bir etkendir. Bu tür sanatçıların verdiği eserler tarafsız, cesur ve etkili olur.