Elif Çağlar ile Dokuz Soru

Elif Çağlar caz vokalisti, besteci ve eğitmen. Müziğe çok küçük yaşta başladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nde caz kompozisyonu eğitimi aldıktan sonra, master eğitimi için gittiği ve Sheila Jordan’ın öğrencisi olduğu Queens College bünyesindeki The Aaron Copland School of Music’ten ödülle mezun olan ilk Türk oldu. Bunlar bildiklerimiz. Pekiyi, ya daha fazlası? İşte onları da dokuz soruda derledik!

Merhabalar, öncelikle nasılsınız? Bildiklerimizin dışında kendi kendinin güzellemesini nasıl yaparsınız?

Çok teşekkürler gayet iyiyim. Müzisyenim, ayrıca kendini bedenen ve ruhen geliştirmeye çalışan bir insanım. Elif Çağlar olarak, bundan öte güzellemem yok sanırım. (Gülüyor)

Epey bir süredir yeni bir projeye denk gelemiyoruz. Bu fırtına öncesi sessizlik mi, yoksa bu sıralar canlı performanslara yönelik işler mi yürütüyorsunuz?

Kasım 2016’da elektronik ve deneysel bir EP çıkardıktan sonra akustik müzik olarak Misfit albümünden beri mecburi bir sessizlik var. Proje çok, parça çok, lakin her şey istediğim hızda ilerleyemiyor. Sıfırdan bütün prodüksiyonu kendi imkanlarım ile üstlenmem gerekiyor. O yüzden canlı performansların yoğunlukta olduğu iki sene geçti Misfit’ten beri.

Artık bize bir müjde verecek misiniz dersiniz? M.U.S.I.C, Misfit albümleriniz ve Hafif Batı Müziği tekliğiniz sonrası beklediğimiz en güzel haber bu olabilir!

Bu Eylül, Ekim aylarında inşallah sonunda kayıtlara gireceğiz. Üçüncü caz albümü bu sene geliyor. Çok heyecanlıyım, şu sıralar hala harıl harıl aranjman yazıyorum.

Türkiye’deki caz müzik kitlesinden memmun musunuz? Ülkemizdeki otoriterlerce de ön görülen bir gerçek var ki; o da popüler müzik türlerinin Türkiye’de pek daha fazla destek ve dinleyicisinin olduğu gerçeği. Konuya dair ne düşünüyorsunuz? Türkiye caz müziğe halen Fransız mı kalıyor?

Kendi dinleyici kitlemden çok memnunum elbette, ama dünya geneline baktığınızda da caz dinleyicisi popüler müzik dinleyicisinin yanında hep az sayıda kalmıştır. Yavaş yavaş seviyoruz diyeyim.

Daha önceki süreçlerde yine Türkiye’de caz müzik icra eden birkaç müzisyene de bu soruyu sorma fırsatı bulmuştuk. Bize Türkiye’de bu müziği icra etmenin zorluklarından bahsetmişlerdi. Pekiyi, siz ne düşünüyorsunuz? Ülkemizde caz müzik sanatçısı olmanın zor yanı nedir?

Nereden başlasak! Kültür sanata destek çok çok az, bu bir sır değil. Sahne, festival ve eğitim azlığı gibi birçok zorluk var. Şahsımca en zorlandığım yanı ise gerçekleştirmek istediğimiz projelere maddi destek bulamamamız. Herkes şaşırıyor. “Siz de mi?” sorularını duyuyorum. Ben de hala şaşırılmasına şaşırıyorum. (Gülüyor)

Yurt dışında çeşitli projeler gerçekleştirdi ve nice isimler ile çalıştınız. Sonrasında rotanız tekrar burası oldu. Amerika dönüşü neler değişti? Neler oldu?

Çok değişen bir şey olmadı aslında. Yine konserler ve caz eğitimlerim ile devam. Yurt dışı konserleri de devam ediyor bir yandan. Eğitimimden sonra kesin dönüşümün ardından, Amerika’ya en son Misfit albümümün kaydı için gittim. Dünyaca bilinen caz müzisyenleri ile muhteşem bir kayıt süreci geçirip, notlarımı alıp, dersimi çalışıp döndüm. Aranjörlüğümde ve genel anlamda prodüksiyon yönetimi konusunda bir rahatlık kazandım. En büyük değişim buydu benim açımdan.

Sanat disiplininiz var mı? Kendi janrınız ile bağımsız çalışmalar yapmaktan mı hoşnut olursunuz?

Altından kalkabileceğime inandığım, gönülden hissettiğim her tarzda projeye açığım müzisyen olarak. Caz okumuş olmam en çok bu esnek yanı besledi. Hafif Batı Müziği’nden Mrs.Elo’ya, müziğimde bağımsızlıktan başka kaygım yok.

Geçmişten bugüne dek süren müzikal yaşantınızdaki değişimleri nasıl yorumlarsınız?

Her şeyin ilki en iyi öğretmendir. Müzik hayatımda yaşadığım her deneyimden ders alarak devam ediyorum, daha az yıpranıyorum ama şartların zorluğu karşısında, daha azimli, huzurlu ve sakin mücadele edebiliyorum yoluma çıkanlar ile.

Pekiyi, yaklaşan bir organizasyon var mı? Konser takviminiz yayınlandı, ama en yakın süre zarfında size nerede denk geleceğiz? Bir de sizden öğrenebilir miyiz?

En yakın konser, Bodrum’daki Off Gümüşlük konseri, 21 ve 22 Ağustos’ta. Arada diğer bir grubum olan FOURinthePOCKET ile Bodrum konserlerimiz devam edecek. İstanbul’daki en yakın ilk konser 8 Eylül’de Denizde Caz etkinliğinde olacak. Ayrıca kişisel web sitem aracılığı ile konserlerin en net ve toplu şekilde bulunduğu yer diyeyim de, unuttuğum olmasın. (Gülüyor)

 

Röportaj: Güney Güneyan

Yazar: Güney Güneyan

Gazeteci, muhabir, röportör, köşe yazarı, genel yayın yönetmeni ve yazar