Namus

Namus kelimesi Antik Yunan’daki Namos kelimesinden türetilmiştir. Namos kelimesinin kökünde yer alan nam hecesi İngilizce’ye name, Arapça’ya ise nam olarak geçmiştir. Namusun kaybedilmesi aslında ismin değerini kaybetmekle özdeşleşmiştir. O dönemlerde erkeğe ait olduğu düşünülen kadının, ait olduğu erkek dışındaki bir başka erkekle ilişki kurarak değerinin düşürülmesi, erkek için kesesindeki altının değerinin düşmesine eşdeğer görülmüştür. Binlerce […]

Erkek Egemenliğe Başkaldırı

Analog dünyada; algımız, okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler, dinlediğimiz müzikler ve medyanın bize sunduğu imajlar ve kavramlar ile şekilleniyordu. Kitap ya da gazete okuduğumuzda, televizyon izlediğimizde; politika, sosyal bilimler, ekonomi veya psikoloji hakkında bilgilendiğimize inandırılmıştık. İster yerel, ister uluslararası kaynaktan olsun, bize sunulan bilgiye inanmaktan başka seçeneğimiz yoktu. O kadar ki, hangi bilgiye ne kadar ihtiyacımız […]

Yürümeyi Öğrenmek: Galler

Dağın tepesine tırmandığımda gerçekten artık bir adım daha atacak halim kalmamıştı. Bir yandan nefes nefese kalmıştım, bir yandan dönen başımın etkisiyle dengemi bulmaya çalışıyordum, bir yandan da Britanya’nın güneyinin en yüksek dağının üzerinde ne işim var benim diye de düşünüyordum. Gerçekten de benim Galler’de Brecon Beacon milli parkındaki Pen Y Pan dağında, hem de Kasım […]

Gerisi Fasarya

Her sabah uyandığımda, artık daha olumlu bir yazı yazsam diyorum. Ancak daha güne gözümü açtıktan birkaç dakika sonra ne yazık ki bu duygu yok olmakla kalmıyor, öfke ve kızgınlık tüm hücrelerimi ele geçirmiş oluyor. Yaşama olumlu bakmak çocukların satıldığı, kullanıldığı ve öldürüldüğü bir dünyada nasıl mümkün olur bilemiyorum. En azından ben bu yaşama olumlu bakamıyorum. […]

Şiddetin Gizliliği

Henüz “Mi Minör” adlı oyunumun yazılmadığı, Galler’e gelmeye mecbur kalmadığımız, yeni Türkiye’nin yeniliklerinin bu kadar ortaya çıkmadığı, sadece Türkiye’de değil, dünyadaki liberallerin de mevcut hükumete destek verdiği ve benim yanıldığımın söylendiği zamanlarda “Oyunu Bozuyorum” adlı bir oyun yazmıştım. Gala Zürih’te yapılmış, daha sonra Amsterdam, Rotterdam, İstanbul ve Ankara’da da oynanmıştı. Oyunla ilgili her yerde aldığımız […]

Kadınlara Rağmen Değil, Kadınlar İle Birlikte

Geçtiğimiz yüzyıl akıl çağı olarak biliniyordu. Ancak akıldan tamamen yoksun, savaşların hüküm sürdüğü bir çağ oldu. Analog dünyadan dijital dünyaya geçtiğimiz yirmi birinci yüzyıl ise algı ve akıl çağı olacak. Bu geçiş sürecinde, kadınların varoluşu, ifade özgürlüklerini savunma becerileri ile birebir bağlantılı hale gelmiştir. Dolayısıyla, kadınlar dijital dünyanın temellerinin atılma sürecine dahil olmak konusundaki kararlılıklarını […]

Makineleşmek

Sapkınlaşmış ahlâklılar, nefreti sevgi olarak pazarlayanlar, kendi şartlanmaları ile gerçeklik arasında ayrım yapamayanlar, içlerinde yitirdikleri insanlıklarını, öfke ve nefretle yamayanlar, fantazilerin gerçek diye dayatılması, gerçek karşısında duyulan korkular, mazlumu değil işkenceciyi savunanlar, kendi acılarını ve yaralarını inkâr edenler, kendi değerlerini başarı, statü ve maddi kazançlarla tartanlar, ne olmadığını bilemeyip, her şey olduğunu sananlar, güç tutkusu […]

Sansür

Sansür, şiddet ve korkunun ete kemiğe bürünmüş sopasıdır. Erkek egemen kültürün öğretileri ile kendi cinsel kimliğinizle var olmanın hiçbir önemi yoktur. O nedenle de hem kadınlar hem de erkekler kendilerinin güçlerinin farkına varmak istemezler. Dışlanmak, horlanmak, kabul görememek, mücadele etmek zordur. Oysa kabul ederseniz bir yandan kendinize acır, diğer yandan bu acıma duygusunu fedakarlık adı altında […]

Kan Emici Ruhlar

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili o kara parçasında çocukların kanları emiliyor günlerce, koca koca adamlarca, acımasızca… Bilenler biliyor, bilenler susuyor, görenler başlarını çeviriyor. Ruhu öldürülen çocuklar, içe kanayan bedenlerine mahkûm ediliyor. Mutsuz, korku dolu, güvensiz. Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç […]

Etiyopya’da Zamanın Acelesi Yok

Etiyopya’da sadece üç gün kaldım ve sistemin acımasızlığı bir kez daha gözlerimi yaktı. Bir kez daha içimi çok acıttı. Addis Ababa’da şehir yeniden yapılıyor. O nedenle de, her yerde etrafı sarı yeşil çizgilerle boyalı levhalar görüyorsunuz. Yeniden yapılan binaların orada yasayanların zevklerini, yasam tarzlarını, kültürlerini, renklerini ne kadar yansıttığı ise büyük bir soru işareti. “Biz […]

Komplike Dergi