İnsan Olmak İstersen Eğer

İlk defa üç yaşında, bir dua okur gibi sessizce fısıldadım kulağına; dinledi, ama anlamadı. Sonra beş yaşındaydı yeniden okuduğumda bazı cümleleri beğendi, ama çoğunu yine anlamadı. Dokuz yaşına gireceği bu günlerde odasının duvarına astım, dün birlikte okuduk, biraz gözleri sulandı. “Hani, oğlun da babasına cevabı vardı ya, o nasıldı?” diye sordu, bir gazete kesiğini göstermiştim, […]

Baudrillard’a Serenad

Dünyaca ünlü Fransız düşünür ve yazar Jean Baudrillard, 11 Eylül saldırıları ve Irak Savaşı’ndan sonra dünya düzenini analiz eden, simülasyon ve simulakr kavramları üzerine sosyolojik tespitler inşa eden Baudrillard, hipergerçeklik akımının geldiği son noktayı ironik eleştirileriyle gözler önüne sermişti. Baudrillard, 2004 yılında İstanbul ve İzmir’de ülkemize gelerek konferanslar verdi. 2006 yılında Baudrillard’a serenad yaparak aşkımı […]

Başkent’in DNA’sı

Sarı bahar gelmişti. Yalnızca yaprakları değil, insanların yüzlerini de solduran bir yalancı güneşle içimiz ürperiyor. Ankara ve sonbahar zaten oldum olası yakışırlar birbirine. Kasvet de var içinde, gelecek baharlara özlem de. Bir oturmuşluk, bir yorulmuşluk, bir yaşanmışlık da; rehavet, vehâmet, hazan, hüzün… Başkent güz renkleriyle kuşatılmışken, içime ağır ağır kaplayan sarıya inat, geçen gün aniden […]

Hint Mitleri: Kuğular, Kazlar ve Kızlar

Her şey suda başlar, suda biter. Semen’den Yasemen’e düşen bir balıktır insanoğlu. Erkeğin özsuyundan kadının derinliklerine inen acemi bir balık. Su ve ses… Kâinat belki de bu iki sevgilinin oyun bahçesiydi; su dişiydi, doğurgan, cömert ve yayılan. Ses erkekti, buyurgan, ritmik ve sarmalayan. Su sese sarıldı, ses suda yankılandı, bu kozmik sarmalda kâinat yaratıldı. Annenin […]

Bongo Eşliğinde Kuantum Elektrodinamiği

Dünyaya geliş nedenimiz bilmek olmalı. Kendini, dünyayı, evreni… Mekâna hapsedilmeyen, insanın iç uzayından dış uzayına yayılan bilme ibadeti, bilen insanın bilge insana dönüşme sürecidir de. Gnostik anlayıştan tasavvufa, fizikten metafiziğe, Delphi tapınağının girişinde ya da Yunus’un şiirinde insanlık tarihinin her evresinde karşımıza çıkan bir parola gibi; “Kendini bil!” İnsanın bilme sürecindeki yolculuğu, zihinsel evriminin merhalelerini […]

Kör Kehanetler

Gökbilimci Laplace, beş ciltlik Gök Mekaniği’nin bir kopyasını Napolyon’a sunar. İmparator kitabın yapraklarını hızla çevirir; “Bu koca kitabı evrenin yaratıcısından bir kere bile söz etmeden yazmışsın, öyle mi?” der. “Öyle bir varsayıma hiç ihtiyacım olmadı efendim.” diye karşılık verir Laplace. “Boş başlarız.” diyor Ernst Bloch. Doğru değil! Boşlukta başlıyoruz. Çekimsiz bir ortam. Gerçek ağırlığımızı burada […]

Sürü Psikolojisi, Ayna Nöronları ve Maruz Kalmaya Dair Bir Maruzat

Propaganda kelimesi, Latince propagare kökünden gelir. Kelimeyi bugün asıl ilginç kılan yeni bitkilerin yayılarak çoğalmasını sağlamak üzere toprağı ekmek anlamı taşımasıdır. “Bir fikre veya harekete taraftar kazandırmak amacıyla düzenlenen programların bütünü” diye tarif edilen propaganda, fikirlerin yayılmasını sağlayan, kişilere ne düşünmeleri gerektiğini söyleyen bir ikna sanatıdır. Zihinsel dünya kurulurken, savaşlar kuşkusuz topla tüfekle yapılmamaktadır. Galibiyet […]

Tanrı Zar Atmaz

1700’lerin başında, Londra’da yaşayan Abraham De Moivre adındaki bir matematikçi, kumarbazlar için olasılıklar hesaplayarak geçimini sağlamış. Yaklaşık on yıl bu işi yaptıktan sonra, teorilerini Şans Doktrinleri isimli, elli iki sayfalık küçük bir kitapta toplayan De Moivre, Olasılık Teorisi’nin temellerini atmakla kalmıyor, matematiği zarlar ve oyunlarla açıklıyordu. Moivre, kitabında şansın aslında yanılsama olduğunu, gelişigüzel gibi görünen […]

Banyan Ağacının Gölgesinde Oryantalist Rönesans

Aslında her şey Asaf Halet Çelebi’nin şiiri ile başlamıştı, “Om Mani Padme Hum” Sanskrit dilinde duyduğum ilk cümleydi. Sonradan Sanskrit dili ile ilgilenmeme ve Hint tarihine merak sarmama neden olacak bir ilk cümle. Budistler, bu mantrayı yüksek sesle üç kere hissederek okuduklarında, zihinlerinin ve ruhlarının özgürleştiğine inanırlar. Yıllar sonra öğrendim ki, aslında kadim lisan olan […]

Erotik Mi, Nevrotik Mi: Tutku Oyunu

Kaleydoskoplara bayılırdım çocukken. Hani şu iç yüzeyi kırık aynalarla ve renkli camlarla kaplı çiçek dürbünleri… Gözünüzü dayar çevirirdiniz ve dünyanız değişirdi. Işığın yansıdığı yüzeyler, hayal gücünüzü harekete geçirecek farklı biçim ve renklerde yüzlerce mucize kapı açardı önünüze. François Ozon, son filmi Tutku Oyunu’nda, kadın kahramanı Chloe’yi işte böyle bir tür kaleydeskop gibi kullanıyor. Bernardo Bertolucci’nin […]

Komplike Dergi