İnsanlığın Geleceği

Bilimsel gelişmeler insanlığa yeni olanaklar sağlamakla birlikte, esas olan onların insanlık tarafından nasıl kullanıldığıdır. Söz gelimi, yapay zeka ile ölümcül ordular kurabilir veya ondan üretimdeki verimliliği arttırmak için yararlanabilirsiniz. Kamera teknolojisi, insanları yok etmek için de, kayıp bir dağcıyı bulmak için de pekâlâ kullanılabilir. Bilimle ölümcül kimyevî silahlar yapmak da, aşılar geliştirerek hastalıkların önüne geçmek […]

Bağlanma Problemi

“Bende bağlanma problemi var!” derler ya, bende âlâsı var; ama bunun bir problem olmadığını fark edeli birkaç yıl oldu. Bazılarımız böyleyiz işte. Herhangi bir şeye bağlanıp ondan kopamamam söz konusu değil. Bu bir insan, mekan, eşya ya da bir alışkanlık olabilir. Fark etmez. “Onsuz yapamam!” diyebileceğim pek bir şey yok. Ve biliyorum ki bu konuda […]

Yirminci Yüzyılın Doğmaları

Fikir tartışmalarında dikkatimi çeken bir husus var. Aydınlanmadan beridir tartışma ve mücadeleler yolu ile oturmuş, çoğumuz için doğal ve apaçık olan fikirler için bile yeni gerekçelendirmeler gerekiyor. Günümüzde felsefe tüm fikirleri reddetmeye ve her şeyden şüphe etmeye indirgenmiş gibi görünüyor. Ortaya yeni bir bilgi koymaksızın var olan bilgiyi yadsımak. Her şeyi aynı kefeye koyan yeni […]

Psikanaliz, Sanat Yapıtı ve Etik

İnsan kendisine ait bir özelliği hem sevip, hem de sevmeyebilir mi? Bence mümkün. Bir konuya odaklandığımda, onun üzerine sonuna kadar gitmek gibi bir huyum var mesela. Psikanaliz konuşurken sıkça, “Ne saçma!”, “Ne kadar mantıksız!”, “Hiç akla yatkın değil!” gibi tepkiler verilir. Oysa psikanalitik çözümlemelerin makûl olması beklenemez. Psikanaliz tanım gereği, bilinçaltıyla ve bilinçdışıyla ilgilendiği için, rasyonelin […]

İfade Özgürlüğünün Kapsamı

Öncelikle beni rahatsız eden konu her şeyin ifade ve propaganda özgürlüğü kapsamına alınabilmesi ve Taksim’de “topuklu ayakkabı ve etek giymek haramdır!” yazılı broşürler dağıtılması ile ilgili birkaç örnek ile gidelim. Benzerini Hollanda’da bir Faslı yapıyor. Takkesi, cübbesi, sünnete uygun şekildeki sakalı, ezelden beridir özgürlükçü ve seküler bir düzen tutturmuş Hollanda’nın sağladığı ortamdan sonuna kadar yararlanıyor. […]

Tanrı, İnsan, Bergman ve Spinoza

Karısının ölümüyle altüst olan bir papaz, hayatın anlamsızlığıyla yüzleşir. Tanrının sessizliği onu rahatsız eder. Kilise cemaati için düzenlediği ayinlere, ettiği dualara artık kendisi de inanmayan bu din adamı, yeryüzünde vuku bulan onca kötülüğe rağmen tanrının sessiz kalışından yakınmaktadır. Tanrının bu denli uzak duruşu, onda sağlam bir zeminden yoksunluk hissi doğururken papaz, kendisine aşık olan kadının […]

Lenin’in Hatırası ve Hazcılık

Yağmur damlası Lenin’in bir tek göz pınarında birikmiş, öylece durur iken sanki Lenin’in hüznünü ifade ediyordu. Bugün Moskova’da, Lenin’in tahnit edilmiş bedeni doksan bir yıldır onca kimyasala boğularak diri tutuluyor. Bu çabayı ürpertici buluyorum. Antik Yunan Panteon’unda Zeus’un, Poseidon’un veya Apollon’un heykelleri vardı; zira panteon sözcüğü, “tanrıların hepsi” anlamına gelir. Hristiyanlıkta her şehrin, ülkenin, hâtta […]

Kategorik Bir Dışlayıcılık: Tystnaden

Tüm canlılar gibi insan da iletişim kurar. İletişim kurarken jest ve mimiklerin yanı sıra, karmaşık ve kapsamlı diller kullanıyor oluşumuz bizi farklılaştırır. Öte yandan, iletişim kurmak için, soyut konuları dahi aktarabildiğimiz ve tartışabildiğimiz bir dilimizin olması, sağlıklı bir iletişim kurabilmemizin teminatı değildir. Sanıyorum Bergman, Sessizlik’te söz konusu iletişim sorununu ele alıyor. Filmin başında birisi güzel […]

Heidegger ve Hümanizm

Hümanizm üzerine okuma yapıyorum. Postmodernizmin ve post yapısalcılığın hümanizmi eleştirdiği de malûm. Kimi eleştiriler insanı merkeze almanın onu kibre götüreceği, bencilce davranıp kendi türünden başka türleri umursamayacağı yönünde. Şahsen eleştirilmez bulmamakla birlikte, hümanizmi benimsiyorum. Aydınlanmanın henüz tamamlanmamış bir proje olduğunu savunan Habermas, Sloterdijk ile tartışırken, hümanizmi eleştirenlerin doğru düzgün bir alternatif sunmadığını söyler. Alternatif var; […]

Ortadoğu, Yeni Kutsal Doğa ve Taraf Olmak

1990’lı yılların ikinci yarısında “ben varsayımlar üzerine konuşmam!” demek epey revaçtaydı, hatırlarsınız. Hâlbuki; bilim dahi varsayımlarla ilerlerken, neden varsayımlar üzerine konuşulmasın? Biraz beyin jimnastiğinden kime zarar gelir ki? İslam medeniyetinin bilime yaptığı katkılara bakınca, özellikle bazı isimlere hayranlık duymamak elde değil. Akla ağırlık vermeyen eşarilik nasıl da galip gelmiş. Gazali’nin kalp gözü anlayışı bugün iki […]

Komplike Dergi