Etnobotanik Çalışmalar

Türkiye; jeolojik, topoğrafik, jeomorfolojik, iklim ve toprak çeşitliliği ile birlikte mikroklima alanlarına sahip. Sahillerinde arazinin denize farklı konumlarda yaklaşması, yükselti farkları ve taşıdığı diğer farklı özellikler nedeniyle zengin ve geniş bir bitki çeşitliliğine de ev sahipliği yapmakta. Bitkisel kaynak zenginliğinin başlıca göstergesi mevcut tür sayısı ve endemik türlerin fazlalığıdır. Medeniyetlere ev sahipliği yapması nedeni ile de insanları, geleneksel olarak zengin bir bitki bilgi hâzinesi taşır. Bu bilginin sürdürülebilirliği ile birlikte gelecek nesillere aktarılabilmesi için çok sayıda etnobotanik çalışması yapıldığı görülmektedir. Her yönden zengin bir kültürel mirasa sahip olan bu coğrafyanın etnobotanik açısından oldukça kapsamlı bir bilgi hâzinesi mevcut olmasına karşın, yeteri kadar çalışma yapılmaması bilgiden yoksun olması bir eksiklik olarak görülmektedir.

Ülkemiz doğal ve kültürel zenginliklerin bir arada olduğu, her bir bölgesinde dünya üzerinde yayılış alanları ve bulunma oranları bakımından zengin herbatik bitkilerin bulunduğu nadir ülkelerden biri. Bu durum, eski çağlardan bu yana üzerinde yaşanılan coğrafya koşullarına uyum sağlamış yerel halk tarafından kullanılmış, hastalıklarda ve yemek kültürlerinde en uygun şekilde uygulanmıştır. Ama bu yaşanılan deneyimler gelecek nesillere aktarılarak bu günlere kadar taşınmış olsa da, asıl olay da bundan sonra taşınmasıdır. Yabani ortamlar insanların hükmettiği alanlar haline geldikçe ve geleneksel tarım manzarasında görülen çalılar, nadasa bırakılmış alanlar ve diğer ikincil ortamlar azaldıkça, yabani besinlerin ve ekinlerin yabani akrabalarının sayıları da azalıyor. Diğer taraftan da doğal kaynaklarımız hızla tükeniyor. Gün geçtikçe kişi başına düşen kaynaklardan ve yaşadığımız ortamdan bahsedince ise her geçen gün daha çok kirlenmekte. Doğal kaynaklarımızın hızla tükenmesi çevre kirlenmesinin büyük boyutlara ulaşması, bugün insanları sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda hareket etmeye zorlamakta.

Etnobotanik, ilk defa, bir biyoloji profesörü olan John W. Harshberger tarafından 1895 yılında kullanılmaya başlandı. Yunanca’da halk anlamına gelen “ethnos” ile bitki anlamına gelen “botane” veya “botanikos” sözcüklerinin birleştirilmesi ile oluşturulan etnobotanik; basit bir anlatım ile “bitkilerin yerel halk tarafından kullanımı” olarak tarif edilebilir. Geniş anlamıyla ise “insanlar ile bitkiler arasındaki karşılıklı ilişkiyi, bitkilerin insanların yaşayışlarını, kültür ve deneyimlerini etkileme biçimi ve nasıl etkilediğini, insanların bu bitkileri hangi maksatla nasıl/ne şekilde, nerede kullandığını ve uyguladığını, bilgi sistemlerinde nasıl ifade ettiklerini inceleyen bir bilim dalıdır” diye de adlandırabiliriz. Bunun bilim insanlarınca net olarak kabul görmüş olduğunu belirtmekte de fayda var.

Etnobotanik çalışmaları, yalnızca insanlar ile bitkiler arasında yüzyıllardır süregelen ve devam eden karşılıklı etkileşimlerini incelemek ve kaydetmek ile kalmıyor. Hakeza  sürdürülen bu etkileşimden doğan sonuçların, kırsal kesimde yaşayan halkın gelişiminde kullanılmasına, biyolojik çeşitliliğin korunmasına, kullanılan, ihraç edilen ve tehlike altında olan türlerin belirlenmesi ile birlikte yasal düzenlemelerin yapılabilmesine imkan tanıyan temeli oluşturuyor. Diğer yandan, hastalıklara dayanıklılık yönünden üstün olan bitkilerin kültüre alınmalarında, daha kalıcı ve alıcı renklere sahip solmayan boyaların elde edildiği/ edilebileceği yeni bitki türlerinin belirlenmesinde de kaynak oluşturabilecektir. Kısacası insanoğlu var olduğundan bugüne dek, gıda, ısınma, barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını tabiattan karşılama yoluna gitmiştir.

İnsanoğlu bu kadar geniş kullanıma sahip olan bitkilerden özellikle sağlık gibi önemli bir nimetin değerinin farkına varmış, “vücudunun kendisi üzerinde hakkı olduğunun” bilinciyle hareket etmeye gayret göstermiştir. Sağlığını bozacak davranışlardan kaçınmaya çalışmış ve hasta olmamak için kendisini korumaya çalışmış ve/veya çareler aramıştır. Diğer taraftan karnını doyurmak maksadı ile deneme yanılma yöntemi ile yaşadığı yerin bitkilerinden faydalanmıştır. Bu faydalanma da en çok gıda ve tedavi edici olmak ile birlikte, yakacak, yapacak malzemesi, süs eşyası, boya, nazar ve büyü gibi inanca dayalı maksatla da kullanmıştır.