Ezoterizm Öğretileri

Ezoterizm, asıl olarak belirli kişilerin içselliği ile sınırlandırılmış felsefî öğretilerdir. Bu öğretiler herkes tarafından bilinen dışa dönük anlam ve iletiler değil, tam tersine belirli kişilerin aşamalardan geçerek bilmeye hak kazandıklarıdır. Diğer anlamı ise içsel, tinsel farkındalığa sebep olan, mistisizm ile eşanlamlı kabul edilen önemli ve kesin bilgilerdir. Nitekim; ezoterizm geniş, farklı öğreti ve pratik yelpazesine sahip olan bir akımdır.

Sözcük anlamı ile ezoterik, sıfatının kullanımı antik çağlara kadar uzanmakta. Bu kavrama ilk olarak M.S. 2’inci yüzyılda Samosata von Lukian tarafından yazılan Aristoteles felsefesinin ezoterik ve egzoterik olarak ele alındığı hicivsel eserlerde rastlanılmıştır. Alexandria von Clemens de bu bağlamda ilk olarak gizli tutma kavramını kullanarak, çok benzer bir anlayış ile Romalı Hippolyt, Pisagor öğrencilerinin arasında egzoterik ile ezoterik olanları birbirinden ayırarak ezoterik olanların daha dar bir çemberde, seçici bir kurul içinde olduğunu ve belirli öğretileri ayrıcalıklı olarak dinlediklerini belirtmiştir. Yine Antik Çağlarda kullanılan bir başka anlamı da Platon felsefesini ve mistiğini anlamaya yönelik olan içsel bilgidir. Ezoterik kavramı, benzer ya da farklı anlamlarla ilerleyen zamanlarda da yazarlar tarafından kullanılmaya devam edilmiştir.

Günümüzde ezoterizm ise daha farklı olarak algılanmakta ve farklı şekillerde lanse edilmektedir. Bilinmeyen daima sır olarak kalmamalı; herkesin öğrenebileceği, öğrenme gereği duyacağı içrek bilgiler olarak algılanmalıdır. Bu kavramın başka bir genel karşılığı ise; asıl olan, kendine özgü kesin bilgiler ve bu bilgilere ulaşmayı sağlayan farklı yollardır. Ezoterizm ve ezoterik kavramlarının bilimde iki farklı temel kullanımı var. Bu kavramı din bilimi alışılagelmiş tipolojide tanımlar ve belli yollarla dinsel formda karakterize eder. Genellikle, ezoterizm kavramı ile bağlantılı olan içrek bilgi kavramı din biliminde yer almaktadır. Bununla yakın bağıntılı olarak Henry Corbin ve Carl Gustav Jung tarafından temsil edilen bir geleneğe göre ise ezoterik, dinin daha derini içrek sırlarına işaret etmektedir. Bu nedenle de aynı dinin örneğin sosyal kurumları veya resmi dogmaları gibi egzoterik boyutlarından ayrışma görülür.

Her iki yaklaşım da her dönemin ve bölgenin çeşitli dinlerinde uygulanabilmektedir. Bu akım veya yönelimlerden ayrı tutulması gereken bir durum ise, özellikle batı kültüründe, belli benzerlikler gösteren ve tarihsel anlamda birbiriyle bağlı belli başlı akımları ezoterik olarak özetlemeye yarayan toplumbilimsel yönelimlerde söz konusu olmaktadır. Bu bağlamda son zamanlarda ortaya çıkan batı ezoterizminden de bahsedilebilir. Tarihte çağlara göre de ayrılmıştır. Bazı yazarlar; Yeniçağ, Ortaçağ ve eski Antik Yunan çağı olarak ezoterizm felsefesini gruplandırmışlardır. Bu gruplandırılan tanım ve kullanım alanları tamamen aynı olmasa da özde birbiriyle bağlantılı olduğu görülür. Bunun yeniçağdaki bir örneğini rönesans içindeki hermetizm, başka bir değiş ile kapalılık akımında görmekteyiz. Bir başka tanım ile müphem felsefe diye bilinen bu yönelimde çok geniş anlamıyla Neo-Platoncu bir bağlam söz konusu olmaktadır.  İçerisinde ise simyacılık, Paracelsusculuk, Gül Haçı tarikatçılığı, Hristiyan Kabala ve teosofi geleneği, Işık tarikatçılığı ve 19’uncu ile 20’inci New-Age hareketine kadar sayısız müphemci akım vardır.

Daha eski çağların dahil edilmesi durumunda ise antik gnostizm ve hermetizm, Yeni Platoncu metin okumaları ve değişik gizemci bilimlerin yanı sıra büyücü akımların da sayılması gerekmektedir. Bunların hepsi, rönesans döneminde iç içe geçip birbiri ile bir sentez oluşturmuştur. Bu açıdan bakıldığında, teolojik bazdaki iki ilkesel yaklaşıma dair önlerde vurgulanan ayrım önemsizleşir. Çünkü hem gizli tutma hem de toplumbilimsel araştırmalardaki içrek yolun boyutu ezoterik durumlarda görünebilir de. Hakeza eksik olabilir de.

Yazar: Güney Güneyan

Gazeteci, muhabir, röportör, köşe yazarı, genel yayın yönetmeni ve yazar