Modern yaşantının zor koşullarında herkes kendince bir kulvarda yaşam mücadelesi veriyor. Bir o kadar modernleşip kolaylaşan yaşantımız diğer yandan da yeni ihtiyaçlara kapılarımızı açıveriyor. Hal bu iken bir tek maaşla geçinen bizler yetişemez oluyoruz. Günümüzde çalışan kesimin azımsanamayacak derecede çoğunluğu kadınlardan oluşuyor.

Bekârlık, nişanlılık ve evliliğin ilk zamanlarında her şey güzel gidiyor, ama sonraki dönemlerde hem çocuğunun hem işinin hem de evinin sorumluluklarını yüklenmeye çalışan bir anne profili ile karşı karşıya kalıyoruz. En iyi anne, en iyi eş, en iyi çalışan olayım der iken, işte tam o sırada süper anne sendromu benliğimizin yeni misafiri oluveriyor. Bu sendrom ile “İş mi, çocuk mu?” ikileminde sıkışan anne önce bir çaresiz kalıyor. Bir yandan işini yapar iken, diğer yandan aklı hep evde çocuğunda oluyor. Ki evdeki sorumluluklar da cabası tabii! Nitekim çocuğu ile yeterince zaman geçiremediği için yoğun suçluluk hissine kapılıyor.

0-2 yaş arası çocukların annelerine en çok ihtiyaç duydukları zaman dilimidir. Bu yaştaki çocukların beyinlerinin bir kaset gibi olduğunu, çevrelerindeki tüm bilgileri bilinçaltında kodladıklarını ve dolayısı ile de en iyi öğrenmenin bu yaşlarda olduğunu belirtmiştir. Buradan da bir örnek ile bu dönem çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Eğer problem olmasa çözümü de bilemezdik. Tüm gereken öncelikle iyi bir organizasyon yapmak, önceliklerimizi belli bir sıraya koyabilmekten geçeceğini kavramak ile alakalı. Önceliklerimizi bildiğimizde ve bunları organize ettiğimizde problem ortadan kalkacaktır.

Süper anne sendromu ya da diğer bir deyişle “fibromiyalji”ye yakalanmış bir anne, çocuğuna yeterince zaman ayıramadığını düşünerek bu suçluluğu yenmek için çocuğuna büyük ödüller sunma yoluna gidiyor. Çocuğunuz ile uzun zaman geçirmek değil, nitelikli bir zaman geçirmek asıl hedef olmalı. Özellikle 2-5 yaş çocukları için anne sevgisi çok önemlidir. İşten geldiğinizde çocuğunuza bir içten sarılışınız bile onu ne kadar sevdiğinizi gösterecektir. Çocuğunuza maddi ödüllerden ziyade, duygusal içerikli ödüller vermeniz kendinizi ifade etmek için ve çocuğunuzu mutlu etmeniz için yeterli olacaktır. “Bu ödüller neler olabilir?” diye düşünmeye de pek gerek yok. Beraber parka gidebilir ya da şarkı söyleyebilir, oyunlar oynayabilirsiniz. Çünkü maddi ödül sevgi ile bağdaştırılmamalıdır.

Maddi ödülü başarı ile bağdaştırmanız, yani çocuğunuz başarılı olduğunda çok pahalı olmamak kaydı ile yaşına uygun maddi ödüller ile sınırlı kalabilir. Fakat bu tür ödüller daha çok ilkokul çağında kullanılabilir. Ödüller arasında dengeyi kuramadığımızda bu sefer sorunlu çocuğu biz kendi ellerimizle ortaya çıkarmış oluyoruz. Ayrıca bir de küçük müjde de verebiliriz; çalışan annelerin çocukları yapılan araştırmalara göre okulda daha başarılı oluyor. İlerideki yaşantılarında da annelerini bir model aldıkları için başarılı bir iş adamı/kadını olma şansları daha yüksek oluyor.