Kişiliksizleşme ve gerçekdışılaşma olarak da adlandırılan depersonalizasyon bozukluğunda kişi kendine yabancılaşarak bedenine uzaktan bakıyormuş hissine kapılıyor ve gerçeklik duygusunu yitiriyor. Depersonalizasyon bozukluğu yaşayan insanlara dünya sanki bir sis ya da duman perdesinin ardındaymış, hatta iki boyutluymuş gibi gerçek dışı görünür. Her yüz kişiden birinin karşılaştığı sanılan bu durum ise şu an için kolayca tanısı konan bir hastalık değil.

Bu olgu, aslında akut kaygı ve travma dönemlerinde gerçekliğin üstünü kapatan bir çeşit savunma mekanizması olarak da bahsedilebilir. Esrar gibi uyuşturucular ile de kendini gösterebildiğini de belirmekte fayda var. Çok değer verdiğiniz ilişkileriniz, ana kalitelilerini kaybediyor. Ailenizi sevdiğinizi biliyorsunuz, ama bunu normal bir şekilde hissetmek yerine teoride biliyorsunuz. Bu, az bilinen zihin sağlığı sorunlarından depersonalizasyon bozukluğunun bir sonucu. Başkaları ise bedenlerini terk ettiklerini, korkutucu deneyimler yaşadıklarını, uzuvlarının artık kendilerine ait olmadığını hissettiklerini ve dünyayı düzmüş gibi, iki boyutlu gördüklerini anlatıyor.

Bu, nadir görülen bir bozukluk değil. Üç farklı araştırmaya göre her yüz kişiden biri bunu yaşıyor. Uzmanlar bunun obsesif kompulsif bozukluk, şizofreni kadar yaygın olduğunu ve onlarca yıldır tıbbi anlamda zihin hastalıkları arasında kabul edildiğini söylüyor. Tedavi edilmeyen hastalar, bu bozuklukla hayatları boyunca yaşamak zorunda kalabiliyor. Buna karşın, hastalığı tanıyan tıp profesyonellerinin sayısı oldukça az.

Depersonalizasyon bozukluğundan mustarip yeni bir doktor, aile hekimliği eğitimi sırasında ya da tıp fakültesinde depersonalizasyon bozukluğunun anlatılmadığını söylüyor. En az iki hastasına yanlış teşhis koyduğunu söyleyen doktor, meslektaşlarının çoğunun bunu duyduğuna inanmadığını belirtiyor. Kraliyet Psikiyatrlar Koleji, bu bozukluğun daha fazla bilinmesi için çağrıda bulunuyor. Ancak kötü teşhis oranlarının yanı sıra, tedaviye erişimde de sorunlar bulunuyor.

İngiltere’de bu alandaki tek uzman kliniğin senede seksen hastaya bakma kapasitesiyle oldukça sınırlı kaynakları var. Ülkede bu bozukluğu yaşayan altı yüz elli bin kişinin olduğu sanılıyor. Teşhisin konması ise aylar ya da daha uzun sürebiliyor. “Depersonalizasyon Bozukluğu Servisi” sadece on sekiz yaş üstü hastaları kabul ediyor, ama bu hastalık genelde ergenlik çağında başlıyor, ama yetkililer çocukları ya da gençleri geri çevirmekten endişe duyuyor.