Tantana Records etiketiyle ilk albümleri The Fool’u yayınlayan Hack the Fool, Türkiye’nin rock müzik ortamına başarılı bir giriş yaptı. Vokalde Mert Avcı, davulda Sinan Kutluay ve gitarda Berk Çavdar’dan oluşan grup, yanlarına bas gitarist Zafer Toker’i de alarak üretim süreçlerine devam ediyorlar. Grubun üyeleri Berk Çavdar, Sinan Kutluay ve Mert Avcı ile konuştuk.

Röportaj: Nergis Fırtına

Hack the Fool nasıl bir araya geldi? Grubunuzun oluşma aşamaları nasıl gelişti?
Sinan Kutluay: Mert ile (Avcı) çok uzun zamandır çalıyoruz. “Mosquito” adında bir grubumuz vardı ve ilk konserimizi 2009’da verdik. Yıllarca Grunge ve Punk çaldık. Daha sonra aramıza Berk (Çavdar) katıldı ve bu dönem içerisinde de müzik anlayışımız değişti. Tarzımızı değiştirmişken ismimizi de değiştirmeye karar verdik. Daha özgün bir isim bulmak istedik. Bu arada ben çizim de yapıyorum ve o dönem çizdiğim bazı şeyleri Mert’e gösteriyordum. Çizimlerimde not aldığım kelimeler oluyor ve bunun bir tanesi Mert’in dikkatini çekti. Oraya ‘Hack the Fool’ yazmıştım ve Mert bunun süper bir grup ismi olacağını söyledi. İsmimiz de böyle ortaya çıkmış oldu.

Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Berk Çavdar: Sinan’ın da söylediği gibi ben gruba dahil olmadan önce daha çok Grunge ve Punk yapıyorlardı. Benimle beraber müziğimiz biraz daha Alternatif Rock’a kaydı. Ortada buluşup uzlaştık aslında. Hepimizin dinlediği şeyler değişiyor.
Sinan Kutluay: Ama şu an çok daha farklı şeyler de deniyoruz tarz olarak. Aşırı büyük farklılık olmasa da, deneysel şeyler planlıyoruz.

İsminizden de yola çıkarak şu anki müzik piyasası ‘aptalları hacklemek’ üzerine diyebiliriz. Yeni dönem popüler müziği ile aranız nasıl?
Mert Avcı: Yeni dönem popüler müziği ile aramız kötü değil bence. Takip edip bir şeyler yakalamaya çalışıyoruz. Hepimizin dinlediği şeyler farklı ama popüler müziğe önyargılı kesinlikle değiliz. Popüler müzik de sonuçta bir üretim sürecinden geçiyor. Popüler olmasının altında yatan sebepler de çok. Bunu ele alıp, analiz edip ona göre bakmak lazım. Güncel şeylerden biz de etkileniyoruz. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte müzik de gelişiyor. Bir yerde de eski usul olmaya devam ediyoruz. Gözlemliyoruz diyebilirim.
Sinan Kutluay: Mesela benim elektronik, dup-step çaldığım bir grup var. Yine Berk’in daha elektronik altyapılı bir projesi var. Popüler olan elektronik müziği de takip ediyoruz aslında.

Çok hızlı bir üretim süreci var müzikte. Bununla beraber çok da hızlı bir tüketim var. Şarkılarınızı yazarken ve bestelerken nasıl bir süreç işliyor sizin için?
Mert Avcı: Bizim için süreç çok yavaş ilerledi. Eksileri de oldu bu sürecin artıları da. Müzik piyasası ile alakalı çok şey öğrendik. Sektörün içinde işlerin nasıl ilerlediğini gördük. Albüm kaydının ne demek olduğunu tamamen öğrenmiş olduk. Albümü kaydetmeye iki yıl önce başladık. Sindire sindire, ara vererek şarkıları kaydettik. Bizim için iyi oldu aslında. Şarkıları Mehmet İncili ile kaydettik. Bazı şarkılarımız beş senelik, Mosquito döneminden. O yüzden, şarkılar arasında tarz farklıları göze çarpıyor.

“Monsters” şarkısında yer alan, “The world is mine, but I still want to go home. All the monsters that I have owned are alone” sözü nasıl ortaya çıktı.
Mert Avcı: Sözler bana ait. Hiç böyle soru sorulacağını düşünmemiştim yazarken. Sözler depresif ama aynı zamanda çocuksu bir ruha sahip. Bestelerken de bunu hissettim. Hüzünlü ve dışlanmışlık hissettiriyor bu şarkı. Kendini yabancı hisseden bir karakterin şarkısı gibi. “Monsters” da yatağın altına sakladığımız korkularımız, anksiyetelerimiz, dünyanın yargılayacağı ve hoşuna gitmeyeceği duygularımız gibi. Ne olursa olsun, oraya geri dönmesi ve canavarlarını büyütmesi de diyebilirim. Sahteliğin ve yalanların içinde barınamayıp canavarlarına geri dönmek aslında.

Bunu daha önce birkaç müzisyene de sordum. Şarkı sözleriniz neden İngilizce? Kendinizi daha mı iyi ifade ediyorsunuz, yoksa evrensellikle alakalı bir durum mu?
Mert Avcı: Aslında kendimizi Türkçe daha iyi ifade edebiliriz ama bu tamamen alışkanlıkla alakalı olan bir durum. Türkçe müzik yapmayı reddediyor değiliz. Alıştığımız şey bu. On iki, on üç yaşlarından beri bu grup planı kafamızda var. O dönemde dinlediğimiz, özendiğimiz müzik grupları hep İngilizce sözlü müzik yapan gruplardı. Onlar gibi de yapmaya çalıştığımız için zamanla ortaya bu çıktı. Zaman içerisinde de bu alışkanlıktan pek kopamadık.Yaptığımız müzik de İngilizce karakterli bir müzik. Ama planlarım yok değil yani bu konuyla alakalı.
Sinan Kutluay: Aslında yurtdışına açılmak konusunda Türkçe müzik yapmak daha mantıklı. Çünkü Avrupa’da, Amerika’da zaten İngilizce müzik icra eden birçok sanatçı, grup var. Farklı olan otantik geliyor onlara.

Tantana Records ile yollarınız nasıl kesişti?
Mert Avcı: Tantana ile tanışmamız aslına “The Ringo Jets” sevgimiz ile oldu. Biz de onlar gibi İngilizce müzik yapıyoruz. Tantana Records, Reha Öztunalı’nın gruba menajerlik yapması ile başlıyor. Daha sonra grubun plak şirketi oluyor. Daha fazla sanatçıyla çalışmak istedikleri için de şirketi büyütüyorlar.
Sinan Kutluay: Biz daha yeni albüm kayıtlarına başlarken onlara şarkılarımızı yolluyorduk. Deniz Ağan özellikle bize çok yardımcı oldu bu konuda. Bize hep destek oldu. Halı saha maçı bile yapıyoruz onlarla.

Öykündüğünüz, tarzınızı etkileyen birçok grup vardır illaki. En sevdiğiniz müzisyenleri ve grupları merak ediyorum.
Berk Çavdar: Benim müzikal karakterimi şekillendiren isim Red Hot Chili Peppers, özellikle John Frusciante. Tabii artık bunlar klasikler arasında benim için. Bu aralar daha çok The Strokes dinliyorum. Onun dışında Kanadalı bir dahi keşfettim: River Tiber. Sinan’ın bana önerdiği BadBadNotGood’u dinliyorum. Ve tabii hepimizin vazgeçilmezi Radiohead…
Sinan Kutluay: Radiohead hep dinlerim. Julian Casablancas çok dinledim. Onun dışında Hip-hop çok dinliyorum, Kendrick Lamaar, JJ Doom. Bu aralar Elektronik Müzik dinliyorum çok fazla.
Mert Avcı: Berk gibi beni şekillendiren grup kesinlikle Nirvana’dır. Beni enstrüman çalmaya iten gruptur. Şu an hâlâ Seattle Grunge’ını açıp açıp dinlerim. Güncel olarak baktığımda daha çok Indie Rock dinliyorum. Her’s diye bir grup var onları çok dinledim bu ara. Ve tabii ki Radiohead dinliyorum ben de.

Albüm kapağınızdan bahsedelim. Neyi anlatıyor?
Sinan Kutluay: Çocukluğumdan beri çizmeyi çok seviyorum. Grafik okuyorum zaten. Görsel fikirlerin uygulamasını da ben yapıyorum o sebeple. Albüm kapağı tarot kartlarından biri olan ‘Fool’dan geliyor. Tarotla yakından ilgilenen bir arkadaşım var hatta ona sordum neyi anlatıyor bu kart diye. Bana cevabı ise, kartın düz veya ters gelmesine göre ‘Fool’ ya uçurumdan aşağıya düşüyor ya da hayallerinin peşinden gidiyor. Bu bizi anlatıyor aslında. Bize dayatılan şey, çalışıp para kazanmamız. Ancak müziğin para ile alakası yok bizim için. Bunun için de bazı fedakarlıklar yapmamız gerekiyor. Albüm kapağında televizyon olmasının sebebi, tanınmak, göz önünde olmak istiyor oluşumuzdan kaynaklanıyor ki bence sanat yapan herkes bunu ister. Bir şekilde o “Fool” orada biziz. Kartı biraz daha moderinize etmiş olduk.
Mert Avcı: Televizyon, o uçurumun metaforu aslında. Simgelediği şey o riski alıyor oluşumuz. Güncel bir yorum.

Çıkış şarkınız Free Your Mind’ın klibi çok minimal. Fikir sizin miydi yoksa yönetmenin mi?
Sinan Kutluay: Aslında klibin o şekilde olması bizim için bir zorunluluk gibiydi. Klibi çok seviyoruz yanlış anlaşılmasın, ancak bize önerilen bir şeydi bu. Bize ‘styling’ olarak Ecem Elitaş yardım ve Elifnaz Öngören. Televizyon konseptini çok fazla kullandık.
Berk Çavdar: Bu konuya tüm açık sözlülükle son noktayı getiriyorum. The Strokes’un ‘Reptilians’ şarkısının klibi çok hoşuma gidiyor. Aşırı minimal ve dinamik bir klip. Biz de şarkıyı ön plana çıkarmamız gerektiğini düşündüğümüz için böyle bir şey yapmaya karar verdik.
Mert Avcı: Şu an şarkıların hikayeleriyle paralel giden birkaç klip daha planlıyoruz. Yapmak istediğimiz bu aslında. Bu klip bizim için bir çıkış oldu. Tanıtım gibi bir şey.

Son olarak gelecek planlarınız nelerdir? Ufukta neler var?
Mert Avcı: Evet ufukta konserler var, ama konserden çok şu an diğer albüm hazırlığı içerisine girdik diyebilirim. Yine görsele dayalı klip fikirleri var kafamızda.
Berk Çavdar: Tekli mi yoksa albüm mü henüz ona karar vermedik ama yeni şarkılarla uğraşıyoruz.
Sinan Kutluay: Menajerimiz İpek Naz Albaş’ın güzel fikirleri var bu konuyla alakalı olarak. Tantana Records’un planları var.