Hemşirelik mesleğini modernleştiren Florence Nightingale 12 Mayıs 1820’de Floransa’da doğdu. Aristokrat bir ailenin içerisinde büyüdü. Dini inancı yüksekti ve bu yüzden hemşirelik mesleğini de dini bir hizmet olarak görüyordu. Ailesi de siyasetle doğrudan ilgiliydi ve yaşadıkları dönemin sorunlarıyla mücadele etmişlerdi. Babası William Nightingale aydın biriydi, modernleşme üzerine düşünceler benimsemişti ve toplumsal dönüşümün gerekliliğine inanıyordu. Anne tarafından dedesi William Smith, kırk altı yıl boyunca parlamentoda görev almış ve köleliğin kaldırılması için mücadele etmişti.

Büyük Britanya Kraliçesi Viktorya dönemi, kadının toplumsal açıdan dışlandığı bir evreydi. Soylu kadınlar ve halk kadını arasında da büyük bir sınıfsal ayrım gözlenmekteydi. Soylu kadınlar iyi bir eğitimden geçer, ancak çalışmazlardı. Çalışmaları tuhaf karşılanırdı. Hemşirelik mesleğini yerine getirenler de sarayın dışında yaşayan ve emeğiyle geçimini sağlayan kadınlardı. Nightingale, radikal bir karar vererek hemşire olabilmek için mücadele etmişti. Bunun için ailesini ve toplumsal kanıyı karşısına almıştı. 19’ncu yüzyılın kadını aşağılayan bakış açısını değiştirmişti. Diğer yandan hemşirelik mesleğini, yeni bir iş kolu olarak yeniden tanımlamış ve özel girişimleriyle de kadınların bu iş kolunda ön planda olmasını sağlamıştır.

Hemşirelik mesleğine yönelik yaptığı akademik çalışmaları, bir sonraki çağı da etkileyerek günümüze ulaşmıştır. Hastalara karşı ırk, dil, din gibi hiçbir konuda ayrım yapılmaması gerektiğini ve herkesin aynı tedavilerden faydalanabileceğini, yaşadığı dönemin otoritelerine kabullendirmiştir. Adeta bir devrimci edasıyla, hastanelerin mimari yapısından, tedavi yöntemlerine ve hemşirelik mesleğinin akademik eğitimine kadar birçok alanda reform yapılmasına öncülük etmiştir.

Dini inancının kuvvetli olması itibariyle kiliselerde edindiği nüfuz ve hemşireliğe yönelik getirdiği değişiklikler, halkın onu desteklemesini sağlamıştır. Ayrıca soylu bir ailenin mensubu olmasından ötürü iyi bir eğitimden geçmiş, dolayısıyla iyi bir matematikçi olmuştur. Hemşirelik mesleğindeki başarısının arkasında da dinin ve matematiğin olduğunu özellikle belirtmek gerekir. Aldığı eğitimin yordamını hemşireliğin akademik eğitimine uyarlayarak, bu mesleğin eğitim kalitesini artırmıştır. Bütün hemşirelerin iyi bir eğitimden geçmesi gerektiğini öne sürmüştür. İstatistik hesaplamalarıyla da hangi tedavilerin işe yaradığını ve uygulanması gerektiğini tespit etmiş, ayrıca kendi uyguladığı tedavi yöntemlerinin başarılı olduğunu kanıtlamıştır.

Mısır seyahatinde tanıştığı İngiliz savaş bakanı Dr. Sydney Herbert Nightingale’i salgın hastalıklara yakalanan askerleri tedavi etmesi için Üsküdar’a göndermişti. Kırım savaşının olduğu yıllarda salgın hastalıklarla başa çıkılamıyordu. Savaş nedeniyle meydana gelen ölümlerden ziyade bulaşıcı hastalıklar daha fazla ölüme sebep oluyordu. Bunlar tifüs, kolera ve tifo gibi salgın hastalıklardı. Dolayısıyla savaş esnasında hastalanan askerlerin hastaneye ulaştırılmaları için de mücadele edilmekteydi.

Kolera hastalığı nedeniyle yaşanan ölümler oldukça fazlaydı. 1847-1848 yıllarında bu hastalığa yakalanan 9,237 kişiden 4,275’i hayatını kaybetmişti. 1854’te Akdeniz’i saran kolera Fransa’ya ulaşmış, Kırım’a katılacak askerlere bulaşmış, bu nedenle hepsi Gelibolu’da hastaneye sevk edilmişti. Diğer bir hastalık olan tifüs ise Osmanlı ve Fransız askerlerini yakalamış, yirmi bin hastanın, 2,400’ü ölmüştü. Sadece askerler değil, doktorlar da bu tedaviler esnasında hayatını kaybetmekteydi. Dolayısıyla dört yüz elli Fransız doktor da tifüs nedeniyle ölmüştü. Frengi de salgın hastalıklar arasında belirmekteydi ve Karadeniz’de çoğu çocuğun ölü doğmasına neden olmuştu.

Florence Nightingale’in Selimiye Kışlası’ndaki tedavileri de bu hastalıkların yayılmasını önlemek adına yapılan girişimlerden oluşuyordu. Onun tedavisi, dönemin hemşirelik yaklaşımını değiştirmişti. Daha modern bir hale getirmişti. Günümüze de ulaşan bu model, yukarıdan aşağıya doğru hiyerarşik bir yönetim biçiminde yönetilen ve hastalıklarına göre ayrı odalarda tedavi gören hastaların temiz bir ortamda tedavi görmeleri anlamına gelmektedir. Selimiye Kışlasındaki hasta askerlerin tedavileriyle ilgilenirken, salgın hastalıklardan kurtulmanın bir yolunun da kışlanın sürekli temiz ve bakımlı tutulmasına bağlamıştı. Bu nedenle hastaların yattığı yerlerin temizliğiyle ilgilenmiş, kışlanın havalandırılması ve ışık almasıyla tedavinin sıkı bir ilişkisi olduğunu belirtmişti.

“Pavyon sistemi” adı verilen, hastanenin koridorlarında yapılan tedavinin bırakılıp, hastalığa göre ayrılan odalarda yapılan tedavi, salgın hastalığın yayılmasını önlemişti. Nightingale’in pavyon sistemi hastanelerin mimari yapılarını da değiştirecek ve devam eden yılları da etkileyecek bir yenilik olmuştu. Hastalar koridora dolan pis havadan ve tozdan kurtulmuştu. Böylece salgın hastalıkların tedavisi hızlanmıştı. Pavyon sisteminin Türkçesine koğuş sistemi denilebilir, buna göre hastaların yatak başlarında pencerelerinin olduğu, iki yataklı ve geniş odalar anlamına gelmektedir. Nightingale Selimiye Kışlası’nda ilgilendiği koleraya yakalanmış askerler için saatler boyunca çalışmıştı. Her yaptığını kayda geçirmesi de sağlık alanında yapılan önemli bir yenilikti. Kayıt sistemi de günümüze değin ulaşan önemli bir modernleşme adımıydı.

Nightingale, Kırım savaşından sonra İngiltere’ye döndüğünde ölüm oranlarının nedenlerini istatistik hesaplamasıyla incelemişti. Hem kayıt sistemi, hem de istatistik hesaplamaları, hastalığın tedavisini daha da hızlandıran önemli bir adım olmuştu. İstatistik hesaplaması sayesinde ölüm oranlarını karşılaştırarak dönemin alışagelmiş tedavilerinin değiştirilmesi için ortaya attığı fikirlerinin meşruiyetini sağlamıştı. Matematik sayesinde kendi reformlarının mantıklı olduğunu kanıtlayabilmişti. Nightingale’in mesleki başarısında oldukça önemli bir nokta olan Selimiye Kışlası’ndaki tedavileri, kalıplaşmış yöntemlerin kırılmasına neden olmuştu. Bu başarısı İngiltere’ye döndüğünde kahraman gibi karşılanmasını sağlamıştı. Böylece kadınların da çalışabileceği algısı yerleşmiş ve hemşirelik mesleğine yönelik algıda ciddiyet yükselmişti.

Kırım savaşından sonra İngiltere’ye dönünce, Kral Viktorya tarafından talep edilmesi üzerine, ordu bünyesinde sağlık bölümü kuruldu, askeri doktorluk mesleğine önem verildi ve eğitimlerine başlandı. Kendisi de Askeri Sağlık Komisyonunun başına geçirildi. 1860 Londra’daki St. Thomas Hastahanesinde kendi hemşirelik okuluna açtı. Böylece modern hemşireliğin temellerini atmış ve bu temellere dayanan bir akademik eğitim ortamı sağlamıştı. Nightingale’in okulu, askeriyenin bünyesinden ayrı olarak açılan ilk sivil hemşirelik okuluydu. Aynı yıl içerisinde “Hemşirelik Üzerine Notlar” kitabı yayınlandı. Söz konusu çalışmasında hasta bakımı üzerine incelemelerini ve hemşirelerin duyarlı olmaları üzerine notlarını paylaştı. Florence Nightingale’in “Hemşirelik Üzerine Notlar” kitabı on bir dile çevrildi ve günümüzde de hala güncelliğini koruyor.

1861 yılında Amerika Birleşik Devletleri iç savaşında askeri sağlık üzerine Florence Nightingale’e başvuruldu. Onun görüşleri dikkate alındı. Bir yıl sonra Hindistan’daki sağlık sorunları hakkında incelemelerde bulundu ve bu incelemelerini de yayınladı. 1864 yılında ise bakım evleri, doğum evleri, askeri sağlık lojmanları, yoksul ve zihinsel hastalar için özel hastaneler açma girişimlerinde bulundu. Son olarak 1869 yılında Kadın Tıp Okulu açtı. Kadınlara özel olan bu okulu Elizabeth Blackwell ile birlikte kurdu. 1873 yılında Nightingale’in getirdiği sağlık sistemini, akademik eğitim modelini ve tedavi yöntemlerini Amerika Birleşik Devletleri de kullanmaya başladı. 1896 yılında hastalanan Nightingale, yatağa bağlı bir hayata mahkûm oldu. 1910 yılında, doksan yaşında hayatını kaybetti. Geride 200’e yakın çalışma ve sağlık sistemine getirdiği birden çok reform bıraktı.

Nightingale’in hemşireliğe katkısı sadece mesleki olarak görülmemelidir. Bu katkı kadın hakları için de ayrı bir öneme sahiptir. Kadınların çalışamadığı, oy hakkının dahi bulunmadığı bir çağda, kadınların çalışabileceğini göstermiştir. Aynı dönemde kadınlar büyük bir mücadele göstererek oy hakkını da el etmişlerdir.