Kozmogonik Bir Mit: İkicilik

1789 Fransız İhtilali’nden sonra ulus devletin ortaya çıkmasından itibaren, devletlerin hem ulusal alanda hem de uluslararası alanda tam egemenliğinden bahsedilmeye başlanmıştır. Devletin yalnızca içeride değil, dışarıda da üstünlüğü söz konusu edildi. Ancak bir yandan da devletin uluslararası ilişkilerini yürütmek mecburiyeti vardır, dolayısıyla mutlak egemenlik anlayışı ile uluslararası hukukun uzlaştırılması gerekir. Bu sebepler ile de çeşitli görüşler ortaya atılmıştır.

İlk zamanlarda düalist görüş çerçevesinde devletin ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına uyması, ulusal ve uluslararası hukuk kuralları arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi mutlak egemenlik anlayışı çerçevesinde açıklanmıştır. Daha sonra bu görüş yumuşamış katı düalizmden yumuşak düalizme geçiş yapılmıştır. Bu görüşün temsilcileri Triepel ve Anzolotti’dir.

Düalizm, duoteizm ile eş anlamlı olarak kullanılabiliyor. Biteizm, diteizm ve duotizm olarak da bilinmekte. Genel olarak iki karşıt tanrı veya ilahi varlığa işaret eden bir öğretiler zinciridir. Tektanrıcı ve çoktanrıcı öğretilere karşı ortaya çıkmış ikitanrıcı inançların genel bir adıdır. Bu neden ile de ikicilik anlamında kullanılır. Din ve felsefe biliminde çeşitli öğretileri tanımlar. Öğretilerde iki temel madde veya varlık bulunur. Bu madde veya varlıklar genellikle birbirine zıttı olup, insanlık ve öte dünya ayrımını ileri süren dinsel ikicilik, düalizm ve duoteizmin temelini oluşturmaktadır. Madde ve ruhun sebebi olarak bir arada var olduğunu kabul eden kozmogonik bir sistem de diyebiliriz.

Düalist bir bakış açısı, evrendeki bütün gerçeklerin birbirlerine indirgenemeyen ikiliklerde toplandığını ileri sürmüştür. Bu temelde birçok düalizm çeşidi ortaya çıkmıştır. Siyasetten fiziğe, metafizikten zihinsel olgulara kadar birçok düalizm örneği ortaya atılmıştır. Evrenin varoluşunu açıklamaya çalışan felsefelerin ilk öğe olarak düşündükleri varlığa ise “töz” adı veriliyor. Değişen şeylerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram olan töz, düalist ve duoteist inançlarda kabul görmüyor. Düalizm, birbirine indirgemeyen iki farklı töz olduğunu savunur. Felsefi bir yaklaşım olarak bu yönü ile “tüm varlıkların tek bir tözden kaynaklandığı” iddiasını reddetmektedir. Düalizm, tek veya ikiden fazla töz olduğu iddiasındaki tekçilik ve çokculuk yaklaşımlarına karşı olan görüşleri benimser.

İkici görüşler, ikici felsefelerin sorunlarına karşılık verememiştir. Bu sebep ile de çelişkiler ile dolu görüşler olarak bilinmektedir. Duotesit ve düalist düşünceler, idealist yani düşünceci olarak kabul edilir. İdealist ikiciler ve idealist birciler, “bir” olandan “çok” olana veya “çok” olandan “bir” olana nasıl geçildiği konusunda açıklama yapamamıştır. Ve ”idealist birci” olarak kabul edilen Hegel, “karşıtların özdeşliği” varsayımını ortaya atarak ikici felsefenin sorunlarını çözdüğünü ileri sürmüştür.