İkili Amaç

Mısır firavunlarını ve kraliçelerini sürmeli gözleri ile tanınıyor. Antik Mısırlılar gösterişe ve güzelliğe bu kadar önem verdiler mi, yoksa onlara kendi değerlerimizi mi yakıştırmaktayız? Taraklar, bakır ve gümüş aynalar, sürme yapımında kullanılan malzemeler, makyaj malzemelerini koymak için kavanozlar, pomat kutuları, parfüm şişeleri, peruk kalıntıları, ayrıca mezarlarda bulunan takı ve mücevherler ve daha nicesi. Kadını ve erkeği ile, dirisi ve ölüsü ile antik Mısırlılar güzel görünmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Peki, bu güzellik algısının sebebi nedir?

Tüm bu bahsi geçen güzellik malzemeleri arkeologlar açısından hala muamma olmaya devam eder iken, bir taraftan Mısırlıların gerçekten de güzellik düşkünü olması ve bizim de bugünkü güzellik anlayışımızı biçimlendirmiş olması mümkün gibi. Fakat aynı zamanda bizim kendi güzellik değerlerimizi tümü ile farklı başka bir kültüre yakıştırmamız da söz konusu olabilir. Ki belki de Antik Mısır’daki kozmetik ürünler güzel görünmekten öte bir maksatla kullanılıyordu. Ve buna ikili amaç diyebiliriz.

Birçok arkeologa göre bu görüş benimsiyor. Rastık olarak da bilinen sürmeyi ele alacak olur isek; sürmenin temel maddesi olan ve kurşun içeren zehirli mineral gözyaşı ile karıştığında anti-bakteriyel özellik taşıdığı görülüyor. Ayrıca göz etrafına yoğun bir şekilde sürülen sürme güneşin gözü rahatsız etmesini de engelliyor. Yani kadınlar da erkekler de pratik nedenler ile sürme çekmiş olabilir iken, bu bahsi geçen güzellik algısının da ikili bir amaç olduğunu perçinlemekte. Aynı şey peruk için de geçerli. Peruğun saç bitini azalttığı biliniyor. Takı ve mücevherlerin sembolik ve dini açıdan önem taşıdığını düşünülebilir.

Firavun 3’üncü Senwosret yüzü kırışık ve koca kulaklı olarak resmedilir. Bu, erkek güzelliğini simgelemek yerine muhtemelen kralların da yanlış yapabileceğini ve halkını dinlemesi gerektiğini ifade ediyor olabilir. Tyldesley’ye göre ise Mısırlıları güzellik ve zarafet ile ilişkilendirmemizin nedeni, iki ünlü kraliçenin ölümünden sonraki yaşamlarına dair bilgiler olabilir. Bunlara en iyi iki örnek ise mutlak bir şekilde Kleopatra ve Nefertiti’dir. Roma, Mısır’ı ele geçirmesi ile birlikte Kleopatra güzellik sembolü olarak bilinmekte. 1912’de Nefertiti’nin büstü bulunduğunda o da antik dünyanın simgeleri arasına girdi. Tyldesley, Kleopatra ve Nefertiti hakkında kitap yazıyor ve “bize bütün Mısırlı kadınların güzel olduğu fikrini veren Kleopatra’nın neye benzediğini bile bilmiyoruz.” diyor ve ekliyor; “Kleopatra’nın büyük bir burnu, çıkık çenesi ve kırışıklıkları vardı. Para üzerinde bu şekilde resmedilmiş olması otorite sağlama amaçlı olabilir. Plutarkhos, Kleopatra’nın güzelliğinin görünüşünden ziyade sesinde ve neşesinde olduğunu söylüyordu. Buna rağmen biz onu Elizabeth Taylor’un canlandırdığı şekilde düşünüyoruz. Yani kendisi değil, bizi etkileyen Kleopatra fikridir.”