“Müzik daha çok endüstriyelleştirildi. İnsanlar söylemek istediklerini söyleyemiyor bazı nedenlerden dolayı. Başka bir neden ise bazı insanlar yükseldi. Bu işten para kazanmaya başladı. Bazı insanlar da esnaf kafasına girdi. Bunun haliyle kötü sonuçları da oluyor ama biz müziğe kendimizi adadığımızdan dolayı bizim için daha iyi oluyor. Bu şekilde kendimizi daha geniş kitlelere anlatabiliyoruz.”

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Siz kimsiniz ve nasıl tanıştınız?

Şam: 21 yaşındayım. Müzik dışında bir şeyle uğraşmıyorum.
Xir: 27 yaşındayım. Yaklaşık on yıllık bir arkadaşlığın devamı olarak üç yıl önce İstanbul Trip’i kurduk. Bu ismi koyup stüdyoyu kurmamızın amacı kendimize ait iyi şarkıları kaydetmek istememizdi.
Maestro: 29 yaşındayım. Yıllardır bu grupla birlikteyiz; arkadaşız, dostuz. Konserlerde, sokaklarda, her yerde beraberiz. “Bir grup kuralım!” dedik ve bu şekilde devam ettik.
Asho: Gruba bir süre sonra dâhil oldum. Öncesinde kendi gruplarım vardı, ama dağılınca tek kaldım. Yeni bir grup ararken Maestro ile devam ettim; sonra da İstanbul Trip’e dâhil oldum.
Heja:  27 yaşındayım, bekârım, evim yok, arabam yok. Altı yıl boyunca televizyon sektöründe çalıştım ve çok sıkışmıştım. Bir gün Xir aradı. Stüdyoyu bulmuşlar. Stüdyoyu görünce “Bulduk, artık zamanı geldi!” dedim ve işi bırakıp müziğe yoğunlaştım.
Sonat: Sahnede DJ’lik görevini üstleniyorum. Yıllardır bu işin içindeyim.
Noisart: Ben de altyapıları ve masteringini yapıyorum. Bundan beş, altı yıl kadar önce Xir’e altyapılarımı attım, beğendiler ve bu şekilde ben de bu gruba dâhil oldum.

İsmi nasıl buldunuz?

Heja: İsim konusunda çok sıkıntı çektik. İlk başta isimsizdik. “Kara Kapüşonlular”, “Haramiler”, “Karaköy Koalisyon” gibi isimler aklımızdaydı. Bir gün Xir aradı, “İsmi bulduk!” dedi. İstanbul Trip’i duyunca “Manyak mısın, öyle isim mi olur?” dedim. Sonra beni razı ettiler. Ve şu an inanılmaz seviyorum. İyi ki bu çocuğa bu ismi koymuşuz.

Peki, nerelerden geliyorsunuz? Nasıl aileleriniz var? Bu kültüre dahil olduğunda desteklediler mi sizi?

Sonat: 31 yaşındayım, uzun zamandır müzikle uğraşıyorum. Tüm ailem müzisyen.  Perküsyon çalarak müzik yapmaya başladım. Sonra sıkıldım ve DJ’liğe başladım.
Maestro: Tekstilci bir aileden geliyorum. 1999 yılında HipHop kültürüyle tanıştım. İlk olarak break dans ile başladım. Fakat yapamadığımı gördüğümde HipHop’un içinde olduğumu ve olacağımı biliyordum. Sonra da rapçi olduğumu fark ettim. 2004 yılından bu yana bunu yapıyorum. Bir yandan da tekstilciydim ama sonra tamamen müzik yapmam gerektiğini fark edince o işi bıraktım. Şimdiyse tamamen müziğe odaklandım.
Heja: Bende “Godfather” gibi bir aile var. Sadece babam beni destekliyordu. Ailem tümüyle karşıydı ve hala karşılar da. Bazen annem aradığında ve o an “Stüdyodayım” dediğimde “Ne stüdyosu?” diyor hala. Ama rahmetli babamın çok hoşuna gidiyordu. Kürtçe sözler yazmamı istiyordu. “Ben de yazabilirim, sana destek verebilirim.” diyordu. Bu işi çok sevdiğim için içinde olmak istiyorum. Bundan bir karşılık beklemeden yıllarca da içinde olacağım.
Şam: Bizimkiler Kars’ta dünyaya gelip İstanbul’a taşınmışlar, ama kafa yapılarından dolayı bana bu kadar destek çıkacaklarını hiç beklemiyordum. İnanılmaz destek verdiler.

Neden sence?

Şam:
Bilmiyorum valla! Fakat Selo ağabeyin (of Kadıköy Acil) büyük bir etkisi oldu. Bir gün Selo ağabey ile ailemi tanıştırdım ve ona çok güvendiler.
Xir:  Bu adam (Şam) sekiz yaşından beri söz yazıyor; sanki bu iş için doğmuş gibi! Belki de bunu görüp anladılar.
Heja: Ailesi Şam’ın kendi ve etrafındaki şeyleri değiştirebileceğini gördüğü için bu kadar güvendiler muhtemelen. Bu şekilde düşünüyorum. Yaptığın iş para kazandırmıyor, ama ailen sana tam destek veriyor. Bu çok güzel bir şey! Şam çok özel şeyler yapacak.

Ben de aynı şekilde düşünüyorum.

Maestro: Bizimkiler de çok karşıydılar. İlk başta, ama bir konserime gelip gördükten sonra değiştiler. TRT’de bir belgesel vardı. Ben de o belgeseldeydim. Sonra akrabalar beni aramaya başladılar. Babam telefon melodisini benim şarkım yaptı.
Xir: Ben de Ankara’da şehirden uzak büyüdüm. Rap müzik kasetleri alıyordum. D12, Eminem, Limp Bizkit gibi o dönemde çıkanları dinliyordum. Ardından Türkçe rapin varlığını keşfettim.

Türkçe rap müziği kimlerle keşfettin?

Xir: Nefret grubu ile keşfettim. Kartel de vardı, ama yaşım gereği pek ezberleyip dinlemiyordum. Asıl Nefret ve Ceza ile keşfettim. Sonra yavaş yavaş içine girdim. Bir arkadaşımla birlikte yapmaya başladım. Ailem pek karışmazdı yaptıklarıma ve destek de verdiler. Sağ olsunlar.
Asho: İlkokul sonda mp3 disk ile Nefret dinledim. Sonra break dans yapmaya başladım. Bir ağabey boynunu kırdı orada ve pek benlik bir şey olmadığını anladım. Sonra lisede grup kurduk. Kadıköy’de takılmaya başladık ve ondan sonra ufak ufak yazmaya da başladım. Ailemden kimse destek olmadı bana. Hatta “Rapin Allah belasını versin!” diyorlardı. Ama son dönemlerde gittiğim ve gideceğim yolu gördükten sonra annem de desteklemeye başladı.
Noiseart: Annem ve babam ben küçükken ayrıldı. Annem hep destek oldu. Liseden ikinci sınıfta atıldım. Bir şey demedi. “Kendi bildiğini yap!” dedi ve hala devam ediyorum.

Sonuç olarak hepiniz istediğiniz şeyin peşinden gitmişsiniz ve meyvelerini almışsınız.

Maestro: Bir getiri beklemeden, bir kar amacı gütmeden sadece müzik ve kültür aşkı ile severek yaptığımız bir şey olduğu için.

İstanbul Trip ne anlatıyor?

Şam: Hepimiz farklı şeyler anlatıyoruz, farklı kafa yapılarında insanlarız ama hepimizin bir olduğu noktalar var. Bu noktalar da toplum ağırlıklı. Toplumsal olaylar, gerçekler, insanların görüp de konuşmadığı, konuşamadığı şeyleri anlatıyoruz.
Maestro: Çok renkli bir grubuz aslında; eğlence de var, hüzün de var, sıkıntı da var, sinir de var. Sokakta gördüğümüz her şey var.
Heja: Aslında bizde “sıfır sıkıntı!” (Gülüyor)

Şarkılarınızı nasıl yazıyorsunuz? Üretim kısmı nasıl gerçekleşiyor?

Noisart: Rakı masasında yapıyoruz.
Xir:  Mesela “Sıfır Sıkıntı” şarkısını anlatacak olursak; Bir arkadaşın evinde oturuyoruz. Bir anda rakı çıktı. Biz içerken, Noise bana bir beat attı. Dinledim ve o an bir nakarat yazdım. Ertesi gün stüdyoya gittim. Şehinsah vardı, Muşta vardı, herkes vardı. Beat seçerken onu seçtik ve sonra bir anda herkes söz yazmaya başladı. O şekilde spontane şekilde çıktı. En iyi şarkılar spontane olarak çıkanlar oluyor.
Heja: Ismarlama olunca o sıcaklık olmuyor. Enerji ile alakalı. Enerjimizi verdiğimiz için böyle şeyler çıkıyor.

Sizi sektörde diğerlerinden ayıran nedir?

Asho: Grubuz bir kere. (Gülüyor)
Xir: Benim gördüğüm şey şu açıkçası; birçok grup bir menfaate yönelik çalışıyor. Zaten uzun yıllardır arkadaşız ve bu onun bir meyvesi.
Maestro: Biz bu tür çıkar olaylarını aşmış arkadaşlar olduğumuz için farklıyız.
Şam: Diğerleri daha iş arkadaşlığı gibi bakıyorlar. Ofis gibi. Bir çalışma saati var, ofise gidiyorlar, sonra da kendi arkadaşlarının yanına gidiyorlar. Biz ise hep beraberiz.
Xir: Belki bizim dezavantajımız bu. Bu yüzden daha profesyonel olamıyoruz, ama bizi biz yapan şey bizim underground ruhumuz. Birlik ve beraberliğimiz…

Grup dinamikleriniz nasıl işliyor?

Xir: Hepimiz bir karakteriz. Mesela Maestro afiş hatırlatıcımız, Heja daha kurumsal iletişim, Şam yön göstericimiz.
Heja: Xir müziğimizin hammaddesi, Asho grubu bir arada tutan yapı taşımız ve çok yetenekli.
Xir:  Asho çok yetenekli ve ona kızdığımız nokta bu yeteneğini daha üretken bir şekilde kullanmaması oluyor. Noise bizim beynimiz şu an çok üretken. “Genius” adam, bizim atom karıncamız! Sonat bizim orkestranın şefi; bizi ayakta tutan inanılmaz bir müzisyen. Maestro bu grubun enerjisi, hatırlatıcısı, gaz vericisi, tamamlayıcısı!
Heja: No1 bizim artistimiz. Bizim şairimiz. Bazen bu sözlerin ondan nasıl çıktığına inanamıyoruz!

Size bu rap müzik yolunda kimler destek verdi?

Heja: Wu Tang sağ olsun. Selo ağabey bize çok destek verdi. Bizim Trip Tape albümünü dinledikten sonra bize şunu söyledi: “Ben sizin klibi gördüm ve tekrar rap ateşi alevlendi.” Onun gibi yıllarını bu işe vermiş bir adımın bize bu şekilde yaklaşması, böyle bir şey düşünmesi çok hoşumuza gitti.

Peki, Kadıköy Acil ve İstanbul Trip arasındaki bağ ve fark nedir?

Xir: Kadıköy Acil geçmiste ve şu anda hepimizin içinde olduğu bir oluşum. Hepimizin çocukluğunu yaşayıp bu kültürü öğrendiği bir çatı aslında!
Asho: Kadıköy Türkçe rapin kalesi gibi!
Maestro: Kadıköy kendimizi özgür hissettiğimiz bir rap şehri gibi. Sokakta kendimizi hissediyoruz.
Heja: Sadece müzisyenler yok Kadıköy Acil oluşumunda. Oradaki dönerci de, kafedeki çalışan da taksici de Kadıköy Acil’dendir. Bazen çocuklar geliyor, “Ağabey, Kadıköy Acil’e girmek için ne yapabilirim?” diye soruyorlar. Eğer kendini bunun içinde hissediyorsa zaten “Olmuşsun sen!” diyoruz. Burada hep birlikte el ele tutuşuyoruz ve hepimiz birbirimizi destekliyoruz.

Grubun dışında solo olarak yaptığınız işler nasıl işliyor? Gruba etkisi nasıl oluyor?

Maestro: Biz fabrika gibiyiz. O da birlikte çıkıyor aslında. Kimisini teklisi oluyor; hep beraber yardım ediyoruz. Bazı solo konserlere yine biz de iki üç kişi destek için gidiyoruz.
Heja: Ama bunun dengesini tutmak zor! Hepimizin apayrı kafalarda olup stüdyoya hiç uğramadığımız zamanlar da oldu. Bu kadar adamı bir anda toplamak da zor!

Şu anda Türkiye’de rap konusunda kimsenin sesi çıkmıyor. Ne televizyonlarda ne gazetelerde görüyoruz rapçileri. Görmezden gelindiğinizi düşünüyor musunuz?

Noise: Ana akım medya artık sosyal medya olduğu için biz de gücümüzü sosyal medyada gösteriyoruz.
Xir: Türkiye müzik endüstrisi ana akım medya ile anlaşmalı olduğu için başka müzik tarzının gelmesini istemiyorlar. Bizi görmezden gelmeye senelerce çalıştılar, ama biz bunu aştık. Türkçe rap olarak tarih yazılıyor ve yazıyoruz!

Bu tarihe yön verdiğiniz için sizin bir misyonunuz var. Bu misyonu gerçekleştirirken gençlere nasıl yön veriyorsunuz?

Xir: Biz insanları, özellikle de gençleri bilinçlendirmek istiyoruz. Biz bu insanlara hem bu müziğin geçmişini, hem de kendi geçmişlerini anlatıyoruz ve bunları öğrenmelerini istiyoruz.
Şam: İnsanları düşünmeye itecek şeyler yapıyoruz. Günümüzde insanlara düşünmeye yönelik hiçbir şey yaptırılmıyor. İnsanların önüne duvar koyuyorlar ve o insanlar bu duvarlardan çıkamıyorlar. Bizim hedefimiz içimizdeki düşünceleri söyleyip insanların da düşünmelerini sağlamak.
Xir: Türkiye’de yer altı kültür yükseldi. Bunda dizilerin etkisi büyük! Çok fazla dizi var ve milyon dolarlar harcanıyor, ama hiçbiri “Sıfır Bir Adana” dizisinin gerçekliğini ve içtenliğini yakalayamıyor. İnsanlar kendilerinden bir şeyler bulabiliyorlar. Milyon dolarlık, gerçeği anlatmayan prodüksiyonlardan uzaklaşmak istedikleri için Türkçe rapi kendilerine yakin görüyorlar. Türkçe rap çok samimi!
Heja: Türkçe rap tokat gibi bir gerçek! Bizim de büyük bir sorumluluğumuz var aslında. Bu gençler bir Nefret albümü dinlememiş. Şu anda bu çocuklar YouTuberları da rapçi olarak görüyor. Biz de bu ayrımı göstermeye çalışıyoruz. Konserlerimize gelen kitlelerden çok memnunuz, çünkü dediklerimizi anlayabildiklerini görüyoruz.

Şu anda Türkiye’de rap müziği nasıl buluyorsunuz? Bundan on yıl önce de rap müzik vardı Türkiye’de ama şu andaki gibi bir patlama yapmamıştı. Şu an rap müziğin Türkiye’de altın çağını yaşıyor olmasının nedeni ne sizce?

Heja: Biz “Nefret” kasetleri ile büyüdük ve gün geçtikçe biz de onların başlattığı şeyi devam ettirdik. Türkiye’de çok fazla genç var ve sosyal medyanın da çok büyük bir etkisi var. O zamanlar sosyal medya yoktu, ama şu an her şeye ulaşılabiliyor. Bu çocuklar gazetelerin yazamadıklarını, televizyonların gösteremediklerini gösteren, söyleyen ve korkmayan çocuklar. Rap ülkenin gerçeklerini dobra dobra söyleyebiliyor. Pop müzik ve rock müzik gibi endüstriyelleşmiş şeyler anlatmıyor. İnsanlar bu müziğin içinde kendi hayatlarından kesitler bulabiliyor.
Xir: Müzik daha çok endüstriyelleştirildi. İnsanlar söylemek istediklerini söyleyemiyor bazı nedenlerden dolayı. Başka bir neden ise bazı insanlar yükseldi. Bu işten para kazanmaya başladı. Bazı insanlar da esnaf kafasına girdi. Bunun haliyle kötü sonuçları da oluyor ama biz müziğe kendimizi adadığımız için bizim için daha iyi oluyor. Bu şekilde kendimizi daha geniş kitlelere anlatabiliyoruz.

Çok klasik bir soru soracağım. Rapçi olmak isteyen gençlere ne önerirsiniz?

Şam: Kültürü çok iyi araştırmalarını öneririm. Sadece müzikal olarak değil mental olarak da nereden geldiğini çok iyi araştırmak gerekiyor. Ortalıkta kültürler hakkında çok çeşitli hikâyeler duyabilirsiniz. Kimi diyor ki rapçiler kendilerini sokaklardan kurtarmak için parayı bulmaya çalışıyor. Bu yüzden böyle yapıyorlar. Ama rap daha çok sokaktaki insanların birbirlerine destek olup sisteme bir başkaldırışıdır. Şirketler bir sanatçı aldıklarında ve onu endüstriyel bir para yapma makinesine dönüştürdüklerinde rapin içinde popçular ortaya çıktı. Dinleyiciler bunun farkına varmalı. İsteyen istediğini dinleyebilir, ama farkını bilmeliler.

Türkiye’de ortak bir görüş olarak kimleri beğeniyorsunuz?

Heja: Şehinşah’ı çok beğeniyoruz, Çağrı Sinci’nin sözleri, Nosta, Shao Superstar… Cashflow idoldür. O adamdan halen öğrenebileceğimiz çok şey var. Hem çok eski, hem de çok güncel. Her zaman dinlenebilecek bir adam. Rapin matematiğini çok iyi oturtmuş. Zaten Ceza’yı söylememize bile gerek yok.

Son olarak fikirlerinizi ve görüşlerinizi sadece rap müzik ile mi açıklıyorsunuz ?

Heja: Tabii bizim kendimizi daha iyi açıklayabildiğimiz sosyal medya hesaplarımız var. İnsanlar bizi merak ediyorlar, takip ediyorlar, güncel olaylarda elimizden geldiğince bilgilendirmeye çalışıyoruz insanları. Ama buna ayrıca Şam’ın yeni çıkacak olan “Piç” adlı albümü güzel bir cevap olacaktır.
Xir: Başka sosyal sorumluluk projelerimiz de var tabii. Ama bizim kafa yapımız “İyilik yap, denize at!” olduğu için bu şekilde olmasını tercih ediyoruz.

Yeni albümünüz ne zaman çıkıyor? Neler anlatıyor?

Xir: Bu yıl bitmeden çıkacak ve kafamızda ne varsa onu anlatıyoruz. Bazen sosyal, bazen politik, bazen eğlence! Samimi bir şekilde o anda ne hissettiysek onu anlattık. Youtuberlara da lafımız var. Takım elbiselilere de var. Tavuğu kötü yapan adama da var. Rapçilere de var. Yapımcılara, müzik endüstrisine de var. Bizim derdimiz sıfatlarla değil, o sıfatları kötü yapan insanlarla!