Yerbilimciler, insanın dünyada büyük etkide bulunduğu yeni bir jeolojik çağa girildiğini tartışıyor. Antroposen veya insan çağı adı verilen bu çağın başlangıç verilerini içeren en uygun bölge aranıyor. Gezegenimiz çalkantılı bir tarihe sahip. Benzeri olaylardan biri ise iki yüz elli iki milyon yıl önce dünyanın volkanik aktivite ile sarsılması ve bunun yaşamı tehdit eder boyutta olmasıydı. Yerbilimciler bu dönemi dünya tarihinde en büyük soy tükenme olayı olarak atfediyor. Permiyen dönemin sonu ve Triyas devrinin başlangıcı olarak görülen dönem olarak adlandırıyor. Fakat bu olaya isim takmak yeterli değil. Bilim insanları ayrıca bu dönem yaşananların özeti olarak görülen kayaların yerini artık bulmak istiyor!

Yirmi yıllık tartışmanın ardından 2001’de bu soruna nihayet bir çözüm bulundu. Çin’in Zhejiang eyaletinde Meishan bölgesindeki bir uçurumda bu döneme en iyi ışık tutan verileri katmanlar halinde görmek mümkün. Bazı yerbilimciler yetmiş yıl kadar önce yeni bir jeolojik dönüm noktasına girdiğimize inanıyor. İnsanın dünya üzerindeki etkisine istinaden buna “insan çağı” anlamına gelen “antroposen çağı” adı veriliyor. Peki, bu çağın başlangıcını gösteren en iyi veriler nerede bulunabilir? İşte bu da aranan kan oluyor!

Yerbilimci Dernekleri bu dönemin başlangıcı sayılacak izleri bulmanın daha önce karşılaşılmamış sorunlar içerdiğini söylüyor. Daha önceki dönemlere ait izler Meishan’da olduğu gibi uçurumlarda bulunabiliyor. Fakat kayalık uçurumların oluşması on binlerce yıl alıyor. Fakat antroposen çağının 1950’lerde başladığına ve bunun göstergesinin kimyasal ya da biyolojik veriler olacağına inanıyor. Atom bombası denemeleri sonucu atmosferde oluşan radyoaktivite, çevremizde mikroplastik yoğunlaşması veya daha başka bir şey. Bunların bulunabileceği yer çöp yığınlarımız da olabilir. Bu sebep ile araştırmacılar New York’taki Staten Adası’nda bulunan Fresh Kills çöplüğünü adaylardan biri olarak görüyor.

1948’de açılan bu çöplük dünyanın en büyük çöplüğü denebilir. En yoğun döneminde buraya günde yirmi altı bin ton çöp döküldüğü belirtiliyor. Fakat çöplükler sürekli makineler ile karıştırıldığından her yıl üst üste düzenli katmanlar oluşması zorlaşıyor, sınırlar belirsizleşiyor. Antroposen çağın başlangıcını gösterecek yerlerden biri de nehir ağızları olabilir. Buralarda toplanan balçığın alt üst olması daha az muhtemel. Örneğin İskoçya’daki Clyde nehir ağzında her yılın birikintisi rahatlıkla görülebilir ve androposen çağı belirgin çizgi halinde kendisini gösterebilir. Çamur ve balçık göl ve okyanus diplerinde de birikir. Veya Kanada’nın Ontario bölgesindeki Crawford Gölü’nün dibinde toplanan balçıkta yıllık sanayi kirliliği ayrıntılı olarak görülebiliyor. Ancak okyanus tabanındaki balçığa ulaşmak ve buradan çıkarıp yüzeyde incelemek ve bunu yetmiş yıl gibi kısa bir zamanda oluşacak ince bir katman için yapmak oldukça zor.

Çıkarma işlemi sırasında katmanların bozulabileceğini ve yanlış sonuçlara yol açabiliyor olduğunu biliyoruz. Bu neden ile en doğrusu karada bu birikintilerin sabit ve katı haldeki izini bulmak olacaktır. Birçok yerbilimciye göre buna en uygun yerlerden biri Paris’teki kanalizasyon bağlantıları gösteriliyor. Üç yüz yıllık  bu kanallarda ince tabakalar halinde kalker birikintileri oluşmuş ve bunlar bakır ve kurşun gibi metaller içermektedir. Ama favori seçeneklerden biri Karayipler’deki mercanlar olabilir. Mercanlar üzerinde de her yıl bir tabaka birikmekte ve bu tabakaların içinde yer alan kimyasallar atom bombası testlerinden atmosferdeki karbondioksit seviyesine kadar insan aktivitesine dair ipuçları içermektedir. Ancak bütün bu adayların önemli bir dezavantajı olduğunu söylüyor. yerbilimci toplulukları daha önce hiç bu tür yerleri jeolojik çağlar arasındaki ayrımın verilerini içeren noktalar olarak belirlememişti. Bu nedenle, en uygun olanın belirlenmesi için bu konuda oy kullanacak insanlar arasında böyle bir tartışma başlatılması yararlı olurdu.

Yer bilimciler bu tür kararları alır iken çok dikkatli davranıyor. Bu süreç ise uzun işletiliyor. Bu sebep ile yeni jeolojik dönemin verilerini içeren bir alternatif de Doğu Antarktika’daki buzullar olabilir. Bunlarda atmosferin kimyasıyla ilgili değişimler görülebilir. Ancak böyle yeni bir çağa, antroposen çağa geçtiğimiz önermesini kabul etmeyen jeologlar da var. Yani bu önerme yaygın kabul görmüş değil henüz.