Geçtiğimiz yüzyıl akıl çağı olarak biliniyordu. Ancak akıldan tamamen yoksun, savaşların hüküm sürdüğü bir çağ oldu. Analog dünyadan dijital dünyaya geçtiğimiz yirmi birinci yüzyıl ise algı ve akıl çağı olacak.

Bu geçiş sürecinde, kadınların varoluşu, ifade özgürlüklerini savunma becerileri ile birebir bağlantılı hale gelmiştir. Dolayısıyla, kadınlar dijital dünyanın temellerinin atılma sürecine dahil olmak konusundaki kararlılıklarını dünyanın her yerinden açıkça dile getirmeye başlamışlardır. Bu kez kadınlara rağmen değil, kadınlarla birlikte! Çünkü erkek egemen sistem, insanlık üzerindeki tahakkümünü sürdürebilmek için, özgürlük isteyen, bu uğurda mücadele eden, hayır diyen ve ataerkilliğe meydan okuyan her kadını ve erkeği susturmaya çalışmakta ve bunun için de her türlü silahı çekinmeden kullanmaktadır.

Dijital iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte, ifade özgürlüğü ırktan, dinden, cinsiyetten, ideolojiden bağımsız hale gelmeye başladıkça ne yazık ki erkek egemen sistem yani diğer adıyla analog dünya düzeni kendini ürkütücü bir tehditle karşı karşıya hissettiği için sadece cinsiyetleri değil, dilleri, inançları ve ırkları da daha daha da daha da yoğun olarak ötekileştirmeler yaratmak ve yeni korkular üretmek için kullanmaya başlamıştır.

Kadınlar ve erkekler ancak kavramların zincirinden kurtulabilirler ise başka bir dünya düzeninin var olabileceğinin farkına varacaktır. Ancak bunun için önce kendi varoluşlarının ve güçlerinin farkına varmaları şarttır. Kendimize verdiğimiz değer iktidara ve mülkiyete dayalı olduğu sürece barışçıl bir dünya düzeni kurulması ne yazık ki mümkün olmayacaktır. Acımızdan ve yaralarımızdan kaçmak yerine onlarla yüzleşme cesaretini gösterebilirsek eğer, ancak o zaman bireysel gücümüzün farkına varabilme şansımız olacaktır.

Yeni dünya düzeninin şiddetle değil barışla kurulabilmesi için artık özgürce düşünmek ve kendi yaşamlarının sorumluluğunu eline almak isteyenlerin zamanı gelmiştir. Yeni dünya düzeni büyük yalanlarla değil gerçek bilginin paylaşılmasıyla inşa edilecektir. Kendi dışımızda bir kurtarıcı yoktur. Sizden daha değerli bir yüksek ideal olamaz olmamalıdır. Korku dolu değil neşe dolu bir yaşam istiyorsak artık, kendi sorumluluğunuzu alma zamanı gelmedi mi?

Dünya kadınlara rağmen değil kadınlarla değişecektir. Bu nedenle de biz kadınlar bizlere dayatılan dogmalara uyum sağlamak zorunda olmadığımızı unutmamalıyız. Kadınlar başka bir kültürün dilini bilmese bile şarkısını söyler, dansını bilmese bile ritmine uyabilir. Artık kadınların içlerindeki müziğe ve ritme uyum sağlama zamanı gelmedi mi?

Erkekler korksa da, erkekler dirense de, erkekler suçlasa da. Her şeye rağmen zaman kadınların içlerindeki neşeye sahip çıkma zamanıdır. Kadınlar yüksek sesle şarkı söyleyip dans etmeli. Kadınlar yüksek sesle kahkahalar atmalı ki; yeni dünya düzeni kadınlara rağmen değil kadınlarla birlikte şekillenebilsin. Ve yeni dünya düzeninde kadınlar ve erkekler aşk içinde yaşamayı öğrenebilsin!