Araştırmalarca son on yılda kalp krizi geçiren yüz seksen bin üç yüz altmış sekiz İsveçli kadının sağlığı incelenmişti. Edinilen bu raporlara göre, kalp krizi geçiren kadınlar, eğer erkekler ile aynı tedaviyi görebilseydi, kalp krizinden ölen kadın sayısı daha az olabileceği konusunda fikir birlikteliğine varılacağı ön görülüyordu. Nitekim kalp krizi geçiren kadınların bir yıl içinde ölüm oranı kalp krizi geçiren erkeklere kıyasla iki kat fazla. İngiltere Kalp Vakfı verilerince de “Kalp krizleri genellikle erkek sağlığı ile ilgili bir sorun olarak görülüyor ama kalp krizinden ölen kadınların sayısı meme kanserinden ölen kadınların sayısından daha çok!” dedi.

Kalp rahatsızlıklarının kayıtları incelendi ve bilim insanları, kalp krizi sonrası önerilen tedaviyi gören kadınların sayısının erkeklere kıyasla daha az olduğunu ortaya koydu. Çünkü halk ve sağlık çalışanları arasında kalp krizi geçiren hastalar ile ilgili birçok yanlış algı var. Kalp krizi geçiren bir hastayı düşündüğümüzde aklımıza genellikle diyabet hastası, sigara içen orta yaşlı kilolu bir erkek geliyor, ama bu genelleme hiç de doğru değil. Çünkü kalp krizi kadınlar dahil daha geniş bir nüfusu etkilemekte.

Bypass ve stent gibi damar tıkanıklığına karşı önerilen tedavileri gören kadınların oranı erkeklere kıyasla yüzde otuz dört daha az. İkinci bir kalp krizini önlemeye yardımcı kolestrol ilaçları tedavisi gören kadınların sayısı da erkeklere kıyasla yüzde yirmi dört, kan pıhtılaşmasını önlemeye yarayan aspirin tedavisi gören kadınların sayısı da yüz de on altı daha az. Yönetmelikler ise her üç tedavinin de hem kadınlara hem erkeklere uygulanmasını öngörüyor.

İlk tedavilerinde erkeklerle aynı teşhisler konulmadığını bunun da yanlış tanı konulma riskini yarı yarıya  arttırıyor. Bu da tüm tedavi sürecini etkileyerek, doğru tedavi için en erken fırsatı kaçırır iseniz, ikinci teşhis fırsatını da kaçırma ihtimaliniz yüksek oluyor. Bu da sonunda ölüm oranının artmasına neden olmakta. Ayrıca kadınların diyabet, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar da yaşadığını, fakat bunun ölüm oranlarında kadın erkek arasındaki farka yansımadığını belirtiyor.