Kasvetinde Ruhumu Buldum: Prag

Ruhumu sattığımın farkına vardığımda Prag’a gitmeye karar vermiştim. Öncesinde hep, yıllar boyunca  en güzel olanı biriyle paylaşmıştım. Paylaşmanın mutluluğu, sevgiyi artıran yönünü aslında yaşıtlarımdan evvel keşfetmiştim. Hiç unutmam bir sevgilime bir keresinde ‘’sen en güzellerine layıksın diye, bildiğim tüm güzellikleri ufkuna saçmak için yaşıyorum!’’ demiştim. Bu benim görgümdür. Körkütüklük ile hiç ama hiç alakası olmayan. Sevdiklerimin bildiklerimi bilmelerini isterim hep. Fakat belki de beni seven biri bana, yalnız kalamadığımı, kendimi yeterince dinlemediğimi fark ettirdi. Uzun soluklu bir ilişkinin azabından kendimi koruyabilmem için meseleyi daha telli duvaklı ele almam gerekti. Kendimi bilmeye başladığım yaşlarımdan bu yana sürekli bir sevgi arayışı içerisinde, çok sağlam dallara tutunup çok sağlam çelişkiler geliştiriyordum uzun ilişkilerde.

Tüm eylemlerini nedenselleştirmeyi seven bir insanım. İşte bu karmaşık bitaplık ile kendime yeni bir yarışma teklif ettim. Birine ihtiyacım olmayana dek yalnız kalmalıydım. Kendiyle kalabilen sağlıklı bir zihin yapısıyla gerekiyorsa bir kadının hayatımda olabilmesi çok daha sağlıklı gelmişti gözüme. Bunları düşünür iken, inceden bir karın ağrısı yaşamın her alanında kendini hissettiriyordu. Sürekli alttan dürten bir his, daha önce bu ışık huzmelerini göremediğim tüm açılardan beni hayata baktırıyordu. Nasıl ki insanın gözü karanlığa alışır da ışığa duyarlı hale geliriz, gözümüzü koskoca ışık denen nimete kısarız, ben de kendim ile yaşamaya başlar iken bu nimete kendimi kısa kısa, korka korka bıraktım. Bırakmamda eşsiz Prag’ın payı çok büyüktür.

“Madem yalnız kalmak mesele” dedim. Ve en yalnız halimle bir süre kalmalıydım. Yolculuğumun ikinci şehri olan Prag’da dört gün geçirdim. İnanın tüm yolculuk bir kenara özellikle Prag’da, bir beşere beş dakika derdimi anlatmadım. Sanılmasın yalnız kaldım. Kendim ile birlikteydim hep. Yine güzelim Prag’da kendim ile birlikte bir operaya gittim. Yine ve yenideb Prag’da kendimle birlikte astronomik saat kulesine çıktım. Kendim ile birlikte Kafka’nın evini ziyaret ettim. Hayretler içerisinde bırakan kiliseleri, köprüleri, dar sokakları gezdim. Eşine az rastlanır sokak şovları izledim. Prag’da zaman durmuş derler, tarihini övmek isterlerken hep. Bense zamanı durdurabilen zihniyetleri zamanın çok ötesinde buldum.

İnsan ruhunun eşini ruhunu tanımadan bulamazmış. Ruhumuz ise Prag’daki tarihi miras kadar görmüş geçirmiş değil. İnsan kendini hakir görmeli bu ihtişamın, büyünün altında. Hal bu ki; her şey insan emeği iken insana olan ihtimam nedir? “Emeğine ihtimam!” diyor iseniz, orada hemfikiriz! Ruhunuzun derinliklerinde kayıp sandığınız tüm değerli sandıklarınızı yeni bir şehrin kıvılcımıyla buluyor, muhteşem zannettiğiniz her şeyi çevrenizdeki güzel insanlara götürmek istiyor iseniz; ilk olarak bu muhteşem Prag ile tanışan siz olmalısınız.

Kasveti ile ruhuma pek iyi gelmişti Prag. Sizlere de bol keşifli geziler!