Ana Sayfa Bilim

Bilim

İnsan; en gelişmiş canlı sayılan yaratıktır. İnsan var olduğundan bu yana bu tanımın içini fazlasıyla doldurmuştur. Başlarda oldukça yabani bir yaşam sürmüştür. Ancak zamanla yeni şeyler öğrenerek, öğrendiğini uygulayarak ve daha ilerisini hayal ederek sürekli bir gelişim göstermiştir. Bugünkü neticeye ulaşırken de bazı dönüm noktaları olmuştur. Bunlardan birisi elbette...
“Sosyolojinin Fiziği” başlıklı bir yazımda “Enerjinin Korunumu” yasasından söz etmiştim. Sosyoloji, insan toplumlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Termodinamik ise çok parçacıklı sistemlerin ölçülebilen sıcaklık, basınç ve enerji gibi bütünsel değişkenleri ile ilgilenen bir fizik bilimidir. Bu iki bilim arasında ortak yasalar olabileceği ve fizik biliminin toplum davranışlarını anlamakta yardımcı...
"Özgürlük" denildiğinde üç temel kavramı dikkate alacağım. İlki davranışlarda özgürlük, ikincisi ifadede özgürlük ve üçüncüsü düşüncede özgürlük. İnsan, davranışlarda özgürlük açısından, diğer canlılara göre en alt seviyede bulunur. Çünkü davranışlarımız, hiç kuşku yok ki kültür, tarih, sosyal ilişkiler, terbiye, eğitim dediğimiz etkenler dolayısıyla kısıtlamalara tabidir. Dolayısıyla da davranışlarımızda bir özgürlük değil, tam tersine...
Her dönem öyleydi ama herkesin kendini kitlelere duyurma imkânı bulduğu bu zamanda yazdığını okutmak, söylediğini duyurmak, sözünü dinletmek isteyenlerin daha yaratıcı olmaları gerekiyor galiba. Ya da daha sorumsuz! Belki günümüzdeki sağanak komplo yağmurunun sebebi budur. Ne de olsa artık ağaç katliamları, doğa tahribatları, yolsuzluklar, ahlâksızlıklar adeta gündelik hayatın rutini...
20'nci başlarında geliştirilmiş olan Kuantum kuramına göre gözleyen ve gözlenen birbirinden ayrı ve bağımsız değildir. Biz bir doğa olayını gözlerken ve onun bir matematik modelini yaparak anlamaya çalışırken sadece kendi yorumumuzu sergiliyoruz. Yani, akıl ve mantığımızı kullanarak doğanın kendisini değil, kendimizi, kendi zihnimizi ortaya koymuş oluyoruz. Örneğin, ışık ile...
Deney ve gözlemlerle kavradığımız fizik dünyayı kozmos olarak kabul edilmesini gerekçelendirmek kolaydır: çünkü bu dünyada sürekli bir değişim vardır, fakat bu değişim hep aynı şekilde gerçekleşmektedir. Algılanan değişim sadece belirli kurallar içinde gerçekleşmekle kalmaz, aynı zamanda akılla kavranılabilir bir özellik de taşır. Dolayısıyla sadece bu gibi özellikler bile, algılanan...
Günümüzde geçerli olan faydacı bakış açısı ahlak denen değerler toplamını da büyük çapta  zedelemiş  durumdadır.  Ahlak  kavramı  her  şeyden  önce  adalet  ve  sorumluluk kavramlarını kapsamalıdır. Kısa vadeli faydayı gözeten çıkarcı bakış açısında ise ne adalet duygusu  ne  de  sorumluluk  bulunmaktadır.  Adalet  ve  sorumluluk  duyguları  uzun  vadeli olabilecek sonuçları öngörmeyi...
Öznenin dışında kalan her şey nesnedir. Özne ise "ben" dediğim, kendi özüme ait olan tözdür. Fakat her insanın tözü vardır. Her insan bir öznedir. Benim için diğer canlı veya cansız varlıklar birer nesne iseler, diğer insanlara ne demeli? Onlar da birer nesne olmaları gerekmez mi? Evet, onlar benim için...
Yaşadığımız çağa "bilgi çağı" denmektedir. Aktarılan bilgilere "enformasyon" da denmektedir. Enformasyon sözü Latince "şekil vermek" anlamına gelen "informare" sözünden türemiştir. İngilizce "information" sözünü in-formation olarak ayırırsak, "içsel şekillenme" anlamı ortaya çıkar. Medya tarafından aktarılan enformasyon insanları bilgilendirirken, öte yandan içsel değişime de neden olmaktadır. Enformasyonla değişen insanı kontrol etmek...
Kuantum fiziği ile klasik fizik arasındaki ilkeler ve yasalar bu denli çelişkili olduğuna göre acaba nerede ve nasıl bu ikisi kesişebilir diye bakıldığında şu sonuç net olarak bulunmuştur: Kuantum fiziği yasalarından klasik fizik yasaları elde edilebilmektedir. Yani mikro dünyanın verilerinin birleştirilmesi ile makro dünya hakkında bilgiler elde edilebilmektedir. Bu...