Ana Sayfa Bilim

Bilim

Oksitosin

Nasıl bir insansınız? Acıma duygusu gelişmiş biri mi, sert tabiatlı mı? Endişeli biri olarak mı tanınırsınız? Hasis mi, cömert mi? Peki, sadık bir aşık mısınız? Yoksa aşka inanmıyor, ilişkilerinizi tek kişiye bağlanmak yerine çok eşli yaşamayı mı tercih ediyorsunuz? Tüm bu davranışlarınızın arkasında psikolojik faktörlerden çok biyolojik sebepler yattığını...

Mikro Evren

İnsan, bir amaç uğrunda yaşar. Sürekli hedefleri vardır, istekleri vardır, memnun ve memnuniyetsiz olduğu durumlar ile karşılaşır, geçmişten ders alır, düşünür, yorumlar yapar, korkar. “Yaşamdaki temel amacımız nedir?” sorusunun en mantıklı cevabı, sanırım “mutlu olmak” olmalıdır. İstisnasız tüm insanların yaşlısı genci, yoksulu zengini, Parislisi İzmirlisi… Ne kadar farklı yaşam tarzlarına sahip olursak olalım, ne...
Gökbilimci Laplace, beş ciltlik "Gök Mekaniği"nin bir kopyasını Napolyon’a sunar. İmparator kitabın yapraklarını hızla çevirir; “Bu koca kitabı evrenin yaratıcısından bir kere bile söz etmeden yazmışsın, öyle mi?” der. Laplace, “Öyle bir varsayıma hiç ihtiyacım olmadı efendim” diye karşılık verir. “Boş başlarız” diyor Ernst Bloch. Doğru değil! Boşlukta başlıyoruz. Çekimsiz...
Günümüzde geçerli olan faydacı bakış açısı ahlak denen değerler toplamını da büyük çapta  zedelemiş  durumdadır.  Ahlak  kavramı  her  şeyden  önce  adalet  ve  sorumluluk kavramlarını kapsamalıdır. Kısa vadeli faydayı gözeten çıkarcı bakış açısında ise ne adalet duygusu  ne  de  sorumluluk  bulunmaktadır.  Adalet  ve  sorumluluk  duyguları  uzun  vadeli olabilecek sonuçları öngörmeyi...
Görüngübilim felsefesinin kökünü Edmund Husserl'ın yaklaşımında bulmaktayız. Husserl'e göre varlığın aslı hakkında fikir ileri sürerken daima “tırnak içinde”  konuşmak gerekir. Çünkü öz tam olarak bilinemez. Ancak teğetsel veya asimptotik olarak yaklaşabiliriz. Bir eğrinin asimptotu o eğrinin sonsuz uzaklıktaki bir noktasına ait teğetidir. Demek ki “öz” bize sonsuz uzakta fakat aynı zamanda...
"Haşhaşilerden Jön Masonlara" isimli kitabımda, Hasan Sabbah’ın “Haşhaşi” olarak bilinen fedâilerinin tarihçesini anlatmıştım. Batılıların "suikastçiler/katiller" dedikleri, kendilerinin ise dinin esaslarını “Esasiyunu” koruduklarına ve sır bekçileri olduklarına inanan bu adamlar, tarihin en eski suikast örgütlerindendi. Derviş, dilenci veya tüccar kılığında cinayet işleyecekleri yere gönderilir, burada halkın arasına karışarak uzun süre...
Her dönem öyleydi ama herkesin kendini kitlelere duyurma imkânı bulduğu bu zamanda yazdığını okutmak, söylediğini duyurmak, sözünü dinletmek isteyenlerin daha yaratıcı olmaları gerekiyor galiba. Ya da daha sorumsuz! Belki günümüzdeki sağanak komplo yağmurunun sebebi budur. Ne de olsa artık ağaç katliamları, doğa tahribatları, yolsuzluklar, ahlâksızlıklar adeta gündelik hayatın rutini...
Her şeyi sorgulamaya kendinden başlayan insanoğlu bilinç ve iradenin sırlarını öğrendiği zaman sürekli sözünü ettiği tanrısını da bulmuş olacaktır. En azından benim kişisel inancım bu yönde. Çünkü her şey bizim bakış açımızla var olmakta ve evren gerçekliğini bizim duyu organlarımıza göre bize yansıtmakta. Peki biz bunları algılar iken, yorumlar...
Bilimde sınır kavramı önemli yer tutar. Bir nesneyi tanımlamak için onu diğer nesnelerden ve çevreden ayırıp yalıtmak ve sınırlamak gerekir. Ancak ne evren ne de insan sınırlanabilir. Evrenin sonlu fakat hudutsuz olduğundan söz ettim. Hudutsuz demek aynı zamanda sınırları belli olmayan ve sınırlandırılması mümkün olmayan demektir. İnsan da evren...
Dünyaya geliş nedenimiz bilmek olmalı. Kendini, dünyayı, evreni... Mekâna hapsedilmeyen, insanın iç uzayından dış uzayına yayılan bilme ibadeti, bilen insanın bilge insana dönüşme sürecidir de. Gnostik anlayıştan tasavvufa, fizikten metafiziğe, Delphi tapınağının girişinde ya da Yunus’un şiirinde insanlık tarihinin her evresinde karşımıza çıkan bir parola gibi; “Kendini bil!" İnsanın...