Erkek Korku Kahramanı, Kadın Korku Nesnesi: Shining

Shining filmi üzerinden kadının korku sinemasındaki yerini Wendy karakteri incelemesi ile ele alacak olur isek, Wendy’in kendisini kocası Jack ve oğlu Danny ile tanımlayan, onların arzuları için elinden geleni yapan, otuzlu yaşlarda, cinselliği ikinci plana atılmış, bu anlamda erkeksi bir kadın karakter olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısı ile Wendy karakteri, penise, eril güce, sahip olma isteğinde ortaya […]

Blair Cadısı Diriliyor: Zamanın Döngüselliği, Hareketin Doğrusallığı

Metnin Mirası Buluntu görüntüler deşifre edildiğinde, bu deşifre edilenler sadece bir temsil değil, aynı zamanda tüm hikayeyi kapsayan bir süreçtir. The Blair Witch Project’in hem ticari hem de sinematik başarısı, bellek ile onun sunumu arasında yer alan ve el kamerasının tanıklık edemediği şeylerin hem gerçekliği hem de orada yaşanmış olan şeyin devamlılığı açısından bir alavere yaratıyordu. […]

Beni Takip Et Kamera: Elephant

Doğayı görüp anlamlandırmaya çalışma isteğinin, bir süre sonra insanlar için ilgi odağı olmaktan çıkan bir şey olduğu görülmektedir. Belki de bunun nedeni doğada olup bitenlerin bir döngü halinde kendini tekrarlamasıdır. Günler, mevsimler belirli aralıklarla aynı şekilde ortaya çıkar. Bunun vazgeçilmez sonucu insan merkezli bir dünya algısı mıdır? Jean-Louis Baudry, optik aygıtın gelişim sürecini geomerkezci bir […]

Marksist Eleştiri ile Bakış: Umut Filmi

Geçmişten günümüze filmlerin incelenmesinde Marksist kurama dayanan yaklaşımların etkisi yadsınamaz. Marksist teorinin bir sanat yapıtı özelinde irdelediklerini incelemek, o sanat yapıtının tarihsel bağlamıyla kurduğu ilişkiyi çözümlemekle mümkündür. Bu noktada Marksist eleştiri, sanatı egemen ve bu tarza bağlı şekillenen ilişkilerin koşullandırdığı bir üst yapı unsuru olarak görür. Ancak, sanatı diğer birçok alandan ayıran asıl özelliği, sanatın […]

Tebeşirden Kasaba: Dogville

Dogville, bir giriş ve dokuz bölümden oluşmaktadır. Çekimler için kullanılan büyük plato, üzerinde evleri, maden ocağı, tarlası, köpek kulübesi olan bir alanı kaplar. Tüm bu yapıların sınırları ise tebeşiri andıran beyaz bir boyayla çizilmiştir ve üzerlerine ne olduğu yazılmış şekilde karşımızdadır. Filmin açılış sahnesinde, tepe açıdan genişçe tüm kasabayı gördüğümüz ve giderek yakınlaşan bir kamera […]

Kategorik Bir Dışlayıcılık: Tystnaden

Tüm canlılar gibi insan da iletişim kurar. İletişim kurarken jest ve mimiklerin yanı sıra, karmaşık ve kapsamlı diller kullanıyor oluşumuz bizi farklılaştırır. Öte yandan, iletişim kurmak için, soyut konuları dahi aktarabildiğimiz ve tartışabildiğimiz bir dilimizin olması, sağlıklı bir iletişim kurabilmemizin teminatı değildir. Sanıyorum Bergman, Sessizlik’te söz konusu iletişim sorununu ele alıyor. Filmin başında birisi güzel […]

Soğuk Savaş Hollywood’unda Amerikan Solunun Tasfiyesi

Soğuk Savaş dönemi Hollywood’undaki politik atmosferi kavramak için; Cumhuriyetçi Parti’nin senatörü 1947 ile 1957 yılları arasında görev yapan Joseph McCarthy’nin çoğu önemli aydın, bilim adamı ve sanatçıyı komünist olmak ile suçlayarak giriştiği temizlik politikası ile Temsilciler Meclisi tarafından kurulan; Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi, HUAC’ın yüzlerce aktör, aktris, senarist ve yapımcıyı aynı sebeple fişlemesi, fikir verici […]

Beyaz Adamın Aydınlanmacı Objektifi

Ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel bağlamların hepsini kapsayan bir kavram olarak karşımıza çıkan modernizm, sinemanın doğuşuna ev sahipliği yapmış bir paradigmadır. Bu yüzden sinemanın modernizmin bu bahsedilen bağlamlarından etkilenmesi kaçınılmazdır. En başta elektiriğe bağımlı bir sanat olan sinema, yapımı için gerekli sermayesini mevcut ekonomik sistemin üzerinden karşılar. Yirmi birinci yüzyıl teknik imkanlarının gelişmesiyle kamera, ışık, […]

Senin Hayatından Film Olmaz Kardeşim

Eğer mesleğiniz yönetmenlik ise ve biri sizinle ilk defa tanışıyorsa, mutlaka duyduğunuz ilk cümledir: “Sen benim hayatımı çek, film olur!” Pekiyi, gerçekten olabilir mi? Dostoyevski’nin de dediği gibi “Hayatta en inanılmaz olan gerçek olandır.” Seyirciyi ekrana bağlayan en temel öğe inandırıcılıktır. Seyirci inanmaz ise, olayların içine giremez, bağ kuramaz, karakterle özdeşleşemez ve bu yüzden seyirciyi […]

Türk Komedi Sinemasının Sığlıkla İmtihanı

Uzun zamandır üzerine düşündüğüm bir konuydu Türk komedi sinemasının nereye gittiği. Sanırım cevaba gittikçe yaklaşıyorum ve bu durum beni epey endişelendiriyor. Bu konuyu açıkça masaya yatırmamın sebebi ise geçen gün izlediğim, Ağustos’ta vizyona girecek bir filmin fragmanı: Cumali Ceber. Fragmanı ilk izlediğimde inanmak istemedim, ama ikinci defa izleyip, üstüne üstlük bir de altına gelen onlarca […]

Komplike Dergi