Gerçekleştirdiğim Deluxe Nepal Hindistan gezisinde, konuklarımı çok özel bir deneyime davet ettim. On yıllardır benim de sadece birkaç kez tanık olabildiğim ilginç dakikaları birlikte yaşayabildiğimiz için çok mutluyum. Belirli günlerde, o da canı veya bakıcıları isterse bir pencereden üç beş saniye biz ölümlülere görünen bakire Tanrıça-Prenses Kumari’yi, saat 16:30’da gezideki dostlarımla bekledik ve gördük! Hatta bize göz kırpmış gibi bile geldi.

O zaman geçen yıl üç yaşında seçilen, Trişna Şakya ve Kumari Olabilmek ile ilgili size biraz bilgi vereyim. Kumari, dünyanın yeni kurulmuş en genç cumhuriyeti Nepal’in başkenti Kathmandu’da yüzyıllar öncesine, Malla Krallığı’na dayanan bir gelenek. Nepal’de Patan ve benzeri birkaç şehirde daha uygulanıyor. Şakya kastındaki her kız çocuk annesinin rüyası kızını “Kumari Devi”, yani “Yaşayan Tanrıça” olarak görebilmek. Sadece mükemmel sağlığı olan, hiç ciddi bir hastalığa yakalanmamış, vücudunda yara bere, iz bulunmayan, dişlerinden birini bile kaybetmemiş, tüm ülkenin taranması sonrası belirlenen yaklaşık yüz aday arasından, saray astrologunun da yer aldığı beş kişilik Budist heyet tarafından seçiliyor. Önce bu yüz aday “Battis Lakshanas” adı verilen otuz iki mükemmelik incelemesine giriyor. Bazı kriterler arasında istiridye boyunlu, banyan ağacı vücutlu, inek kirpikli, ceylan kalçalı, arslan göğüslü, tam yirmi dişli ve bir ördek kadar yumuşak ve temiz sesli olması var. Seçildikten sonra sürme çekilecek kara gözleri ve narin parmakları da eklemeyi unutmayayım.

Yıldız falları tutan birkaç aday önce korku testine sokuluyor. Bu testlerin en korkuncu, Hindu takvimine göre Daşhayn Festivali sırasında gerçekleştiriliyor. ‘Kara Gece’ adı verilen Kalratri’de, Kali’ye adanarak kesilen yüz sekiz manda ve keçinin kesik başı gece sarayda karanlık bir odaya konularak sadece mum ile ışıklandırılıyor. Bu kafaların çevresinde korkutmak için maske ile dans edenlerin bile olduğu anlatılsa da bir önceki Kumari Raşmila Şakya, “Tanrıçadan Ölümlülüğe” adlı biyografisinde sadece birkaç hayvan kafası arasında bir gece geçirdiğini anlatıyor. Hiçbir korku belirtisi göstermeyen adaydan son olarak birçok eşya arasından bir önceki Kumari’nin kullandıklarını seçmesi isteniyor. Bunu da başaran çocuk yeni Kumari oluyor.

Dini bayramlarda altın tahtı üzerinde dolaştırıldığı birkaç gün haricinde dışarı çıkması ve yabancılarla konuşması yasak. Arzu eden bu tahta dokunup dilek diliyor. Kimi zaman sarayında ziyaretçi kabul ediyor, kendisi ile konuşanları sessizce ve kıpırdamadan dinliyor. Bu durumda istenen dilek gerçekleşmiyor. Kumari’nin en ufak kıpırtısı, bir yüz mimiği ya da çıkarttığı bir ses, dilek dileyenleri sevince boğuyor, istenenlerin gerçekleşeceği anlamına geliyor.

Ailesi ile yılda birkaç kez görüşmesine izin veriliyor. Oyun için seçilmiş az sayıda arkadaşı var ve yine çevresindeki az sayıdaki bakıcı ve rahip ile yaşıyor. Kumari olarak kaldığı sürece, seçildiği gün ayağını son kez Durbar Meydanı’na dokundurduktan sonra bir daha yere değmesi yasak. Ayakkabı da giyemiyor, en fazla pembe-kırmızı bir çorap giymesine izin var. Tanrıçalığı ilk adet gördüğü güne dek sürüyor. Sonra tahtını yeni Kumari’ye bırakıyor. Ailesine dönmesi, istediği yere yerleşmesi serbest. Hatta evlenmesi yasak olmasa da, eski bir söylenceye göre yaşamını birleştireceği tüm erkekler hemen öleceği için, kimse buna yanaşmıyor.

Bizler hayretle karşılayıp değişik bulsak da daha ne kadar devam edeceği bilinmeyen bu geleneği Maoist hükümetçe yönetilen Nepal’de eleştiren neredeyse yok. Ben de karmaşık duygulardan sıyrılarak sizi dünyanın çatısı Nepal’deki bu ilginç konuya davet ve ortak etmekten kendimi alamadım. Kim bilir, belki bir başka 16:30’da Kumari size de göz kırpar ve dilekleriniz gerçekleşir.