Keşif: Makthaverskan

Bazen keşif dediğimiz şey yeni çıkmış gruplar/sanatçılar için olmayabiliyor. Keşfedilmesi lazım gelenlerin keşif kümesi içerisinde sayıldığı zamanlar oluyor. Müzikteki onuncu yıllarını geçiren İsveçli beşlinin durumu işte tam da böyle. Konum olarak değil belki de ama hak ettiği kulaklara ulaşamamış olmanın ittiği bir keşif pozisyonu bu!

İsveçlilerin üç albümleri var. Sırası ile I, II ve III olarak bilinen albümlerden en sonuncusu yeni geride bıraktığımız yıl içerisinde yayınlandı. Makthaverskan bir post-punk grubu ve bu post-punk kırılgan ve çok hisli. Bunda içli vokal besteleri kadar solist Maja Milner’in Chrissie Hynde’vari vokal şekli ve derininize işleyen ses rengi de çok etkili. Bazı şarkılarda Milner’den Siouxsie Sioux performansı da görmeniz olası. Bu duygusal durum grubu indie-rock sularına da çekebiliyor.

Grup post-punk’ını çok seri şekilde yapıyor, formülünde her ne varsa tek tek uyguluyor ve bu çerçeve ile özlerindeki his yoğunluğu ironik bir tezat oluşturuyor. Aslında İsveçli beşli müzikleri ile post-punk sonrası new-wave’e evrilen bir tat veriyor. Grubun organik yapısı her ne kadar sound’a çok uygun kayıtsal bir hamlık içerse de bestelerin uçucu yapısı bu tadı veren. Üzerinde çok çalışılmış olduğu belli şarkıların ve Makhtaverskan’ın tınısının en zayıf noktasını ise akılda kalıcılıkta yaşadıkları zorluk oluşturuyor. Keşfedilmelerindeki sıkıntı da bununla bağlantılı. Yaptıkları müzik kırılma noktalarında vurup geçmesi gereken bir müzik çünkü ve İsveçliler bunu sık yapamıyor.

Makthaverskan kuzeyin entelektüel kavramlarla barışık yapısının gitarlı müzikteki tezahürlerinden biri. Dışıyla post-punk, içiyle new-wave/indie-rock bir oluşum. Son albümlerindeki “Siren” ve “Comfort” gibi şarkılar ile gitarlı bağımsız müziğe damga vurabilecekken yeterince sesleri duyulmuyor. Belki verdikleri ses yeterince kuzeyden gelmiyordur. Belki de biz güneyden onları daha iyi duyacak dikkate sahip değilizdir.

Yazar: Murat Ekşi