Kalabalık insan toplulukları tehlikeli davranışlar sergileyebileceği gibi şaşırtıcı biçimde rasyonel de olabilir. Ki bu bilim insanları tarafından kitlelerin nasıl davrandıklarını araştırarak, gelecekte ölümcül olayları engelleme yollarını bulmaya çalışıyor. Bazı zamanlar büyük bir kalabalığın parçası olmak riskli ve ölümcül olabiliyor. Buna daha önce Angola’daki futbol stadyumunda veya Fas’ta bir gıda dağıtım merkezindeki örnekler ile rastlanmıştı. Nitekim bu tür trajik olaylar çoğunlukla önlenebilir.

Tüm dünyadan bilim insanları da bu ve benzeri durumların için yeniden tekrarlanmaması adına çalışmalar sürdürüyor. Uzmanlar ise insanların rasyonel varlıklar olduğu için çoğu insan davranışının öngörülebilir olduğunu dile getiriyor. Öngörülebilirliği sayesinde insanların bir alanda ne şekilde hareket edebilecekleri ve çevrede yapılan değişiklikler ile bunun yönlendirilmesi mümkün olabilir mi?

Kitleleri şekillendirmekte kullanılan kolektif çabalar, bu kitleye mensup her bir birey tarafından oluşturulmakta olan bir bütün. Ve bütünün odak noktası ise ideoloji, inan, statü ve amaç ekseninde oluşuyor. Kitlelerin etki ekseninde bu tür bir oluşum var oluyor ise, bu kitlelerce oluşturan ve aynılık gösteren farklılıkların varlığı ve domine ediliyor. Bütünün dışındaki odaklar tarafından bir ayrıştırma unsuru olarak görülebilen ayrıştırmaların temel gerekliliği odak dışı bireyler tarafından davranış yönlendirme davetiye çıkarıyor.

19’uncu yüzyıldan bu yana dek incelenen başlık olsa da, kalabalık insan gruplarının mantığı olmayan bir kalabalık olarak görülmemeye başlanması son yıllarda oldu. Bunun sebebi ise var olan kitlenin de birey gibi özgün psikolojiye sahip olmasıydı. Elde edilen tüm bu bulgular 1980’lerde isyanlara uygulanır iken son yirmi yıl boyunca acil durumlara, müzik festivallerine ve etkinliklere uygulandı. Bu dönemde ise ne yazık ki kitle psikolojisi kimyasal, biyolojik, radyoaktif ve hatta nükleer saldırılara özgü acil durumlar için kullanılmakta.

Bilindiği gibi, acil durumlarda kritize ederek, genellikle kolektif bir kimlik belirdiğinin farkına varabiliriz. Belli koşullarda belirgin bir kitlenin ne kadar işbirliği halinde ve direngen olacağını belirlemede ise bu kimlik pek önemlidir. Çünkü ortak sosyal kimliğin ortaya çıkmasına zarar verecek bir şey yapmamak gerekir. Ve kitle kimliği diğer kimliklerden en önde yer alır. Kalabalığının idaresini kolay hale getirmek için etnik kimliğe veya dinine göre bölmenin bir yararı olmaz iken, belli özellikleri olan kitlelere ait kuralları anlamak zor olsa da, bir bakıma gereklidir.

Psikolojik açıdan ayrıca kalabalığın oluşturabileceği tehlikeleri de abartmamak gerekiyor. Felaketlere çok az rastlansa da medya ve popüler kültür öğelerinin hayatın her alanına etki etmesi sebebi ile bu tehlikeleri abartma eğilimi görülmekte. Bir örnek ile çarpıcı bir anlatım için “hızlı tahliye” değil de nedense “panik” tabiri kullanılmaktadır. Oysa kitlesel panik durumlarına az rastlanan bir olgu. Çünkü insanlar kalabalık bir kitlede başkalarının paniğe kapılacağına inanır ise, işte o zaman gerçek bir tehlike olmasa dahi kendileri de panik durumuna sokabilir.

Böylesi durumlarda en iyi önlem bazen en beklenmedik olanları da diyebiliriz. Bir açıdan bakıldığında kitle yönetimi alanındaki bilimsel gelişmelere rağmen şu an dahi kat edilecek epey yol var! Kalabalık kitlelerin oldukça komplike ve sofistike bir yapısı var olması, kitle idaresi yöntemlerini anlamak ve teknikler geliştirmek de hızlı bir şekilde ilerlemesinden başka alternatif yolun olmadığını da doğrular nitelikte. Bu sebep ile kitleleri yönetmek de, onları etkin bir şekilde anlamak oldukça zor.