Eğitimin önemli hedeflerinden birisi de öğrencilerin düşünüşlerinin küreselleşmesini sağlamaktır. Bu neden ile de, öğretmenler, öğrencilerinin küresel problemleri çözmelerine ve derin bir anlayış kazanmalarına yardımcı olmalıdırlar. Spyrou tarafından yapılan bir çalışmada, Güney Kıbrıslı öğrencilerin, Türkleri düşman olarak gördükleri; Türklerin işgalci, istilacı ve barbar olduklarını, tüm kötülüklerden Türklerin sorumlu olduğunu düşündükleri bulgulanmış. Araştırmacı, bu imajın oluşmasında öğrencilerin içinde yaşadıkları kültürün etkili olduğunu; öğretmenlerin, milliyetçilik öğelerini fazlası ile vurguladıklarını ve “kötü Türk” imajının oluşmasında öğretmenlerin etkili olduklarını belirtmekteydi. Araştırmacı ayrıca, öğrencilerin ırkçılık anlayışının okulda derinleştiğini ve bunun da öğrencileri düşmanlığa ittiğini vurgulamaktaydı.

Görüldüğü üzere öğrencileri bağnaz bir milliyetçilik anlayışıyla yetiştirmek onların farklı kültürleri düşman olarak görmelerine ve ilerleyen yıllarda toplumlar arasında istenilmeyen çatışmaların yaşanmasına neden olmaktadır. Çok kültürlü eğitim yaklaşımı, Türkiye’nin de küreselleşme sürecinde, yerel, ulusal, uluslar üstü birlik ve uluslar arası boyutlarda, etkileşimli bir diyalog içine girmesini ve bütün katılımcıların yararına kültürlerarası bir sentezin oluşmasını sağlar. Türkiye, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde Anadolu’da yaşayan değişik grupların, dil, kültür ve dini özelliklerini eğitim alanında göz önünde bulundurmak durumunda kalmaktadır. Türkiye’ye gelen ve ileride gelecek olan yabancılardan dolayı da Türkiye, eğitim alanında yeni kavramlar, projeler, programlar, okul organizasyon tipleri, öğretmen yetiştirme modelleri, eğitim ve öğretim materyalleri geliştirme konularında, ihtiyaçlara yanıt verecek politikalar geliştirmek durumunda kalacaktır.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünyamız, ekonomik, siyasi ve kültürel alanda hızla küreselleşmektedir. Bu neden ile bu gelişmelere duyarsız kalmamızın ve kendi değerlerimizi korumak adına sınırlarımız içerisine kapanmamızın pek akılcı bir yaklaşım olmayacağı düşünülmektedir. Diğer ülkelerde olan değişme ve gelişmelerin ülkemize yansımaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Bir örnek ile; Tokyo borsasındaki düşüş anında ülkemize de yansımaktadır veya Amerika’nın yaptığı herhangi bir siyasi çıkış tüm dünyadaki siyasi dengeleri etkilemektedir. O halde eğitimde de küreselleşmenin yansımalarını görmezden gelmek düşünülemez. Ancak, küreselleşen dünyaya uyum sağlayabilecek bireyler yetiştirir iken özellikle, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının, ulusallaşmada, temel eğitim kademeleri olduğu da göz ardı edilmemelidir. Öte yandan, ülkemizde çok kültürlü eğitim kavramının yanlış anlaşıldığı gözlenmektedir. Çok kültürlü eğitim uygulamalarıyla ülkemizin bölünebileceği, bu nedenle bu türden uygulamalara yer vermenin üniter devlet yapısını bozabileceği öne sürülmektedir. Bu türden kaygılar dengeleri tam olarak oturmamış ülkelerde geçerli olabilir. Ancak, siyasi, sosyal, ekonomik ve toplumsal dengeleri oturmuş olan ülkemizin, çok kültürlü eğitim uygulamalarıyla bölünebileceğini düşünmek, ülkemizin kuruluşundan bu yana oluşturduğu güçlü yapıyı görmezden gelmek anlamına gelecektir. Hakeza, yapılan araştırmalar çok kültürlü eğitim uygulamalarının İsrail gibi kozmopolit ülkelerde dahi olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir.

Ülkemizde yaşayan kültürler kendi özgün yapısını korumaktadır. Bu nedenle öğretim programlarımızda çok kültürlü eğitim uygulamalarına yer vermenin ülkemizin var olan güçlü yapısına artı değer katacağı söylenebilir. Bunu yapmak için de farklı etnik yapıların, dinlerin ve kültürlerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma potasında birleştirilerek, karşılıklı hoşgörü ve empati geliştirme üzerine temellendirilmesinin anlamlı olacağı düşünülmektedir. Bütün bunların yanında acaba eğitim sistemimiz çok kültürlü eğitimle hangi oranda ilişkilendirebiliriz? Bu sorunun yanıtı çok kültürlü eğitim ile ilgileri doğrultusunda analiz edilmesinin, çok kültürlü eğitimle ilgili anlayışımıza genel anlamda da olsa ışık tutacağı düşünülmektedir. Çünkü bu programlar ülkemiz eğitim sisteminin son yıllarda yaşadığı en kapsamlı değişimleri içermektedir. Bu neden ile bu programların çağın gereği olan çok kültürlü eğitim yaklaşımını yansıtması beklenmektedir.