X-Men evreninin en aykırı karakterlerinden birisi olan Wolverine’in sinema macerası 2017 yılında beyazperdede izlediğimiz, James Mangold filmiyle şimdilik tamamlanmış gözüküyor. Karakteri canlandıran Hugh Jackman ile Wolverine’in birlikteliği on yedi yıl önce çekilen ilk X-Men filmine dayanıyor. Yeni bin yılın başı süper kahramanların sinemadaki hâkimiyetinin ayak seslerini yeni yeni duyduğumuz bir dönemdi. X-Men filmi insanların mutantların varlığından haberdar olduğu bir dünyayı tasvir ediyordu.

Film, mutantlar ile insanların bir arada ve eşit şartlarda yaşayabileceğine inanmayan Magneto ve bu birlikteliğe dair umudunu asla yitirmeyeceğini hissettiğimiz Charles Xavier’in nam-ı diğer Profesör X’in mücadelesini gözler önüne seriyordu. Wolwerine ise bu çatışmada kendi kimlik bunalımları, bastırmaya çalıştığı öfkesi ve bir süper kahraman takımı ile birlikte hareket etme konusundaki uyumsuzluğuyla göze çarpıyordu. X-Men’den Logan’a kadar geçen süre içinde Wolverine karakterinin iki adet solo filminin de yer aldığı X-Men evreninde geçen sekiz adet filmi izleme şansı bulduk. Fakat geçen zaman Wolverine’e pek iyi davranmadı. 

Ergenlik çağında, genleri içindeki mutojenik elementlerin aktive olduğu fark eden James Howlett, yaşadığı trajedileri geride bırakmak amacıyla geçmişini kendisine hatırlatan her şeye yapığı gibi ismini terk ederek Logan adını alır. Onun için ‘‘James’’ artık yoktur. X-Men ekibi ve ekibin akıl hocası Charles Xavier ile tanıştığında ise ekibe Wolverine olarak katılır. Logan filmi Wolverine’in X-Men ekibini geçirdiği yüksek dozlu bir atak sonrasında yok ettiği bir dünyada geçer. Bu sebepten ötürü karakter artık ona X-Men’i hatırlatan Wolwerine ismi yerine Logan adını kullanmaya kendisini mecbur hisseder. Mutantları hem kendi türü içinde yaşadıkları fikir ayrılıkları hem de insanlar ile girdikleri mücadele yok olmaya sürüklemiştir.

Post apokaliptik bir evrende geçen Logan filmi hayatta kalmayı başarabilmiş bir avuç mutantın her şeye rağmen yaşama tutunabilme çabasını anlatır. Logan ile Charles X-Men ekibinin aksine hayatta kalabilmiş iki ihtiyar olarak bu karanlık gelecekte var olabilmiştir. Gelecekte var olmanın bedeli ise Logan’a oldukça pahalıya mal olur. Logan sevdiklerini geride bırakmak zorunda kalır. Mutantlar çağının sonundan sonra geleceğe ulaşabilen iki ihtiyar yalnızlıklarını birbirleriyle paylaşmakla lanetlenir. 

Logan’ın yüzleşmek zorunda kaldığı ‘‘gelecekteki’’ hislerini filmin de ilk yayınlanan fragmanında kullanılan Johnny Cash’in Hurt adlı eseri pek güzel özetler. Logan hâlâ hissedebildiğini görmek için kendisine zarar verir. Artık hissedebildiği tek şey acıdır. Acıya odaklanır. Logan’ın en belirgin mutant özelliklerinden birisi olan kendini iyileştirebilme yetisi gitgide kaybolmakta böylelikle acı ile ilişkisi daha yoğun bir şekilde hissedilmektedir. Bu acı eski ve tanıdık bir acıdır. Logan her zaman sebep olduklarına karşı bir unutma/unutabilme mücadelesi içindedir. Mutant kimliğiyle olan çatışması da mücadelenin bir eseridir. Farklı kimliklere de bürünse sevdiklerini geride de bıraksa Logan her şeyi hatırlar. Logan için gelecek karanlık da olsa hâlâ oradadır. Hâlâ pençeleri söyleneni değil gerekeni yapar. Yaşlı kurt hâlâ güçlüdür ama artık yorulmuştur. Distopya onu ve mutantları hapsetmiş, yüce X-Men idealleri ve Charles’ın bitmek bilmeyen umudu son demlerini yaşamaktadır. 

Logan ile Charles karanlığa teslim bayrağını çekmek üzereyken post apokaliptik diyarların çorak topraklarından tekrar bir umut yeşerir. O umut Laura’dır Logan’ı Wolwerine’e çeviren Weapon X’in gelecekteki bir benzeri olan deney, kobay olarak kullanılan küçük bir kızı Laura’yı- X-23’e dönüştürür. Laura Logan’ın gen haritası kopyalanarak tasarlanmıştır. Laura laboratuvardan kaçarak özgür bir şekilde var olabilme mücadelesi içine girdiğinde yolu Logan ile kesişir. Charles’in dediği gibi Laura ‘‘fazlasıyla Logan’a benzer’’. Laura da ehlileştirilemez, başına buyruk, kendi kararlarını veren, vahşi ama öfkesini bastırmaya çalışan bir karaktere sahiptir. Laura’nın peşine düşen ekip onu tekrar laboratuvara götürebilmek için öncelikle Logan’ı geçmek zorunda olduğunu fark eder. İki ihtiyar tecrübe ettikleri karanlık gelecekle X-Men’e dair her şeyin yok olmadığını hisseder. Evet, hissedebildikleri tek şey acı değildir.

Logan’ın Laura’yı güvenli bir bölgeye götürmek için sarf ettiği çaba X-Men ruhunu tekrar gün yüzüne çıkartır. Çünkü Logan ne kadar istese de unutmaz, unutamaz. Laura iki ihtiyar ile çıktığı bu yolda kendisi gibi mutant olan arkadaşlarını da yanına alarak ilerler. İhtiyarlar Laura ve arkadaşlarını distopyanın ütopyaya dönüşebilme ihtimali olan bir geleceğe teslim ederek görevlerini tamamlarlar.