1469 – 1527 yılları arasında yaşamış ve kendinden sonraki birçok politik kuramcıya esin kaynağı olmuş bir İtalyan politik düşünür olan Machiavelli, tüm yaşamını Floransa ve çevresinde sürdürmüştür. 15’nci yüzyılın sonlarına doğru artan Fransız baskısı ve sonrasında gelen Fransız işgaliyle Floransa’nın yönetiminde bulunan Medicilerin sürgün edilmesi, Floransa’da büyük bir otorite boşluğunun doğmasına yol açmıştır. Bu boşluğu fırsat bilen Rahip Savonarola, burada dine dayanan bir yönetim kurmuştur. Ancak bu yönetimin ömrü fazla uzun olmamıştır. Kurulduktan dört sene sonra bir burjuva devrimiyle yıkılan Rahip Savonarola’nın rejiminin ardından demokratik bir rejim tesis edilmiştir. Bu süreçte Floransa, “Onlar Kurulu” adı verilen bir komite tarafından yönetilmiştir. Onlar Kurulu’nda sekreterlik görevini üstlenen Machiavelli’nin politik hayatı bu şekilde başlamış ve görevi esnasında devlet yönetimiyle ilgili birçok gözlem yapma imkânı bulmuştur.

On dört yıl boyunca bu görevi sürdüren Machiavelli, 1512’de Medicilerin, İspanyol desteğiyle Floransa’ya dönmesi ve Onlar Kurulu’nu yönetimden uzaklaştırmasıyla tutuklanmıştır. Medicilere yapılması planlanan bir suikaste de adı karışınca Machiavelli’nin hapis günleri zorlaşmış ve işkencelere maruz kalmıştır. Birkaç yıl sonra VII. Clemens tarafından affedilen Machiavelli, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Floransa yakınlarındaki bir çiftliğe yerleşmiş ancak tekrar VII. Clemens’in isteğiyle kendisine yeni bir anayasa hazırlama ve “Floransa Tarihi” yazma görevleri verilmiştir.

Machiavelli için her şeyin güzel gittiği bu günler de kısa sürmüştür. 1527’de Şarlken’in Floransa’yı işgal etmesiyle Mediciler yine sürgün edilmiş, Machiavelli, işsiz ve himayesiz kalmıştır. Aralarında yıllar önce Onlar Kurulu’nda görev yapmış olan burjuvaların da bulunduğu bir kesim, Floransa’da tekrar bir demokratik rejim kursa da, bu defa herkes Medicilerin himayesine giren Machiavelli’ye sırt çevirmiştir. İstenmeyen adam ilan edilen Machiavelli, bu üzüntüyle hastalanarak tekrar çiftliğine dönmüş ve aynı yıl yaşamını yitirmiştir.

Bazı çevreler Machiavelli’yi modern politika biliminin kurucusu kabul etmektedir. Machiavelli, düşünürlüğü ve devlet adamlığının yanı sıra bir askerî strateji uzmanıdır. Ancak Machiavelli’yi diğer politik düşünürlerden ayıran en önemli özellik, onun iktidara sahip olma ve sahip olunan iktidarı koruma yolunda herhangi bir ahlakî ve dinî amaç gözetmemesi, özgün bir bakış açısına sahip olmasıdır. Dinî ve ahlakî çıkarları bir kenara bırakarak, iktidar ve yönetim kavramlarını bunlardan bağımsız ele alan Machiavelli’nin kendine özgü bu yöntemi, onu tarih boyunca “kazanmak ve yönetmek için her yolu mübah sayan” bir anlayışın temeline oturtmuştur. Makyevelizm, denilen bu düşünceyle, Machiavelli âdeta dışlanıp suçlanmıştır.

Ancak bu durumun böyle kolay açıklanması mümkün değildir. Machiavelli, içinde bulunduğu toplumun o anki durumu gereği böyle bir tavrı benimsemiştir. Çünkü Machiavelli’nin yaşadığı dönemde, İtalya’da irili ufaklı birçok derebeylik bulunmaktadır. Machiavelli’nin hayaliyse tüm İtalya’yı aynı çatı altında toplayacak bir devletin kurulmasıdır. Bu yüzden toplulukları birbirinden ayıran ve savaşlara sebep olan her şeye karşı olmuş ve laikliği savunan ilk düşünürlerden biri olarak tarihe geçmiştir. Ancak Machiavelli, bir devlet adamının gerektiği zaman din üzerinden halkı yönlendirmesinde herhangi bir sakınca görmemiştir.

Machiavelli, Prens’inde bir devlet adamının nasıl olması ve devleti nasıl yönetmesi gerektiğini ayrıntılarıyla anlatmıştır. İnsan doğasının “kötü” olduğunu savunduğundan dolayı devletin varlığını, genel düzen ve adaletin tesisi için şart olarak görmüştür. Ancak Machiavelli, insanları kontrol altında tutabilmek için iktidarın korkudan beslenmesi gerektiğini Hobbes gibi açıkça ifade etmemiş, bunun yerine korkuyu, sevgiye tercih eden bir metafor kullanmıştır. Korku ile sevgi arasında bir seçim yapılması gerekse iktidar sahibinin “korkulan” insan olmayı seçmesi gerektiğini söyleyen Machiavelli, sevilen birine yalan söylemenin ve ona ihanet etmenin, korkulan birine bunları yapmaktan daha kolay olduğunu söylemiştir. Machiavelli’ye göre, korkulan insana, sevilen insan kadar kolay ihanet edilemez. Hele ki bu iktidarın sahibiyse… Bu yüzden iktidar korkuyu, sevgiye tercih etmelidir.

Machiavelli “Korkulan bir liderin koltuğu, sevilen bir liderin koltuğuna göre daha sağlamdır” derken, her düşünür gibi içinde yaşadığı toplumun o günkü şartlarını göz önüne alarak kurmuştur düşüncesini. Machiavelli’nin düşüncesi günümüzden bakıldığında baskıcı ve etik dışı görülebilir, ancak her vakayı kendi zamanı içerisinde değerlendirmek gerekir. Sonuç olarak, paramparça olmuş bir İtalya’da yaşayan, tüm hayatını geçirdiği şehri defalarca işgale uğrayan ve yönetim şekli dış müdahalelerle değiştirilen Machiavelli, hayatı boyunca tüm İtalyanları bir devlet altında toplama hayalini kurmuş ve güçlü, istikrarlı, sağlam ve dış müdahalelerle yıkılmayacak bir yönetimi tesis etmenin yollarını aramıştır. Bu zor ve meşakkatli ideali beslemek içinse böyle bir politik düşünce sistemi geliştirmiştir. Bu yüzden, Machiavelli’nin düşüncesini ve o günün şartlarını iyi değerlendiren Alman idealist düşünür G. W. F. Hegel’in “Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez” yorumu, Machiavelli’nin tek cümlelik özeti gibidir.