Mezoamerikan Uygarlıklar

Mezoamerikan, Kristof Kolomb öncesi Amerika kıtasında yaşamış olan yerlilere verilen isimdir. Bu yerliler, daha bilinen isimleri ile Aztek, Maya, İnka, Toltek ve en eskileri olan Olmeklerdir. Büyük ve oldukça görkemli uygarlıklar kurup günümüz dünyasına hayrete düşürecek birçok gizemi geride bırakmışlardır. Dünyanın yassı olduğunu düşünen bir uygarlık olarak Mayalar, şaşırtıcı biçimde hatasız astronomik gözlemler ve tespitler yapmış, matematikte sıfır sayısını kullanmışlardır.

Yaşadıkları coğrafyanın özelliklerini tam olarak kavrayamadıkları halde gökyüzüne dair çok kesin bilgilere sahip olmuş, gökyüzüne duydukları bu tutku, dinlerini ve mitolojilerini de direk olarak etkilemiştir. En büyük ve en kudretli tanrıları hep gök ile alakalı olmuş, gökten gelen her şey onlara yüklenmiştir. Yağmurun yağması, yıldırımın düşmesi ya da göğün gürlemesi olsa olsa tanrıların işidir diye düşünülüp onların vazifeleri arasına eklenmiştir.

Mayalar gibi İnkalar da gökyüzüne ilgi duymuşlardır, ama onlar kadar astronomi de ilerleyememişler. Sebebi ise, ilgilerini bilim ve teknoloji alanında kullanmak yerine gökyüzüne daha ilahi anlamlar yüklemeyi tercih etmeleridir desek yeridir. İnkaların en görkemli tanrıları, onlar için en görkemli şey olan güneş ile özdeştir. Öyledir ki; bu uğurda kan dökmeyi saplantı haline getirmişlerdir. Kan, tanrılarına ve dolayısıyla güneşlerine verilebilecek en kıymetli hediyeydi. Karşılığında bekledikleri tek şey ise kutsanmaktı. Aztekler de çoğunluk ile Mayaları örnek alarak kendi mitolojilerini, dinlerini ve takvimlerini yaratmışlardı.

Tüm bu uygarlıkların birbirlerinden etkilenmeleri konumları itibariyle zaten kaçınılmazdı. İsimleri kulaklarımıza daha az aşina olan Toltekler ve Olmekler aslında hak ettikleri şöhreti yakalayamayan, Mezoamerika yerlilerinin kültürel ve dinsel oluşumlarının temellerini atan halklardır. Özellikle Olmekler, gün ışığına çıkan yeni bilgiler doğrultusunda, Sümerlerden bile daha önce sistematik bir yazı dili oluşturma çabaları ile bilim insanlarının yakın ilgisine maruz kalıyorlar. Bulunan tabletin, bir alfabeye bağlı kalınarak yazılmış bir metin olduğu henüz ispatlanmamış olmasa da büyük bir heyecan yarattığı bir gerçek. Olmeklerin en önemli tanrısı Quetzalcoatl, çok fazla biçim değiştirmeden, diğer tüm Mezoamerikan yerlilerinin mitlerinde yer almıştır.

Bu uygarlıkların etkileşimleri elbette her konuda olmamıştır. Birbirlerinden kalın çizgilerle ayrılabilecek, karakteristik özellikler sergilemiş ve sosyal yaşamdan tutun da, askeri ve siyasi gelişimlerine kadar birçok konuda farklılıklar göstermişlerdir. Ortak paydada birleştikleri konular özellikle din, mitoloji ve takvim gibi başlıklarını içeriyordu. O zamanların atmosferini düşleyerek incelediğimizde, onlar için yeraltı bizim bildiğimiz yeraltı değil, güneşin dünyayı terk ettiği andı. Bir jaguar tanrı gelip güneşi yerdi ve yeryüzü karanlığa gömülürdü. Sabah olunca başka bir tanrı gelip dünyayı ışığa boğardı. Dünya, bir timsahın üzerinde sere serpe uzanan toprak parçasından başka bir şey değil iken, gökyüzü uçsuz bucaksız bir cennetti. Bir çoğu yıldızlara aşık uygarlıklardı onlar. Kim bilir ki, belki de bu aşk onları böylesine gizemli ve unutulmaz yapan şeydir.