Aborjin dilinde “Uarapo” diye bir sözcük bulunur. Bu sözcük kesin bir anlama sahip değildir; ancak Aborjinler Uarapo’nun var olan her şeyi temsil ettiğini söylerler. Uarapo, Aborjinler için derin bir evren tasavvurunun ifadesi değil, bir semboldür. Var olan her şey bu kelimeyle temsil edilir ve kelime her şeyin yerine geçmektedir.

Sembolün tanımını yaparken belli bir varlığı, kavramı ve tasavvuru ifade eden veya onun yerine geçen bir imge olduğunu söyleyebiliriz. Dilin kapsamlı bir iletişim sağlayacak kadar gelişmiş olmadığı ilkel dönemlerde sembol önemli bir iletişim aracıydı. Mağara adamının literatüründe geyiği ifade edecek bir kelime veya ses yoktu. Kurdu veya kartalı seslerini çıkararak taklit edebilirdi, oysa geyiği taklit etmek için çıkaracağı her ses kafa karışıklığı yaratacaktı. Bu yüzden geyiği mağara duvarlarına resmetmeyi veya geyiğin boynuzlarını elleriyle taklit etmeyi keşfetti. Canlandırdığı bu figür, geyiği temsil ediyor ve taklit etmesi imkânsız olan bu hayvanın zihinlerde canlanmasını sağlıyordu. Varlık ve sembol arasındaki ilişki böyledir, ancak sembolün mit ile ilişkisi biraz daha karmaşık bir boyuttadır. Mit ile sembol arasındaki ilişkinin, sembolün varlığı veya kavramı ifade etmek yerine onun yerine geçtiği zaman başladığını söylemek zor olmayacaktır.

Sembol genellikle bir mitin, doğaüstü bir varlığı temsil eden bir imge olmaktan çok onun zuhur ettiği bir nesnedir. Çoğu zaman ruhlar âlemiyle ölümlü dünya arasındaki iletişim semboller yoluyla sağlanır. Örneğin totemler, kutsal ruhların ve tanrıların insan eliyle sembolize edildiği nesnelerdir ve bu ruhlardan bir şey isteneceği zaman sembolleri önünde diz çöküp adak adamak gerekir.

Sembolün tek işlevi ruhların zuhur etmesi için nesne görevi yapmak değildir. Bugün birçoğumuzun evinde bulunan nazar boncuğu esasında şamanik bir semboldür. Altay kamlarının başlıklarında ve kıyafetlerinde nazar boncuğuna benzer figürleri görmek mümkündür. Göz, birçok inanışta olduğu gibi eski Türk inanışlarında da kişinin dünyaya açılan kapısı, iyiliğin ve kötülüğün başlangıcıdır. Kem gözleri etkisiz hâle getirmenin tek yolu karşısına kendisinin zıttı bir göz koyarak sahip olduğu kötülüğü yok etmektir. Nazar boncuğu bu yüzden göz şeklindedir ve kötü ruhlardan, kara büyülerden korunabilmek için göz sembolünün kullanılması birçok kültürde görünen bir durumdur.

Roma döneminde kullanılan bir sikkede kartal tasviri bulunuyorsa bu Zeus’u temsil etmektedir. Zeus, tıpkı kartal gibi göklerin egemenidir, kartal ile arasında kurulan bu benzetme bir süre sonra onun kartal ile eşleşmesine ve zaman zaman kartalda zuhur etmesine sebep olmuştur. Zeus’un kartal ile olan ilişkisi mit ve sembol ilişkisinin tipik bir örneğidir. Bu ikisi arasında basit bir eşleşmeden öte bir temsiliyet mevcuttur. Sembol, mitin varoluş sebebiyken bir süre sonra temsilcisi hâline gelebilir. Gök haritası, mitolojik düşüncede tanrıların ve ruhların geçiş töreninden ibarettir. Bir yıldız takımı bir süre sonra kendisinden hareket edilerek yaratılan bir mitin sembolü hâline gelecektir.