Müziğin hızla el değiştirmesi ve evrimleşmesi elbette sadece müzik satışlarını değil, müzik dergisi satışlarını ve piyasanın farklı kollarını da etkiledi. Dinleyici müziğe kolay ulaşabildiği gibi müzik yazılarına da artık bir tıkla ulaşabiliyor. Kitleler artık diğer birçok alanda olduğu gibi müziğe de pek fazla yatırım yapmak istemiyor. Geçmişte gerek savaşlar gerekse savaşılması gereken hastalıklar ve yokluğun üst seviyede olmasından dolayı kitleler her daim tutumlu olmak zorundaydılar. Günümüzde ise medya ve kapitalist sistemin gelişmesiyle insanlar tüketmeye her zamankinden daha fazla yatkın oldular. Fakat bu tüketim kültürü kendini kolay ulaşılabilir bir sisteme çevirdi ve dinleyiciler müziği kolay ve en ucuz yoldan elde etme arzusu içerisine girdiler.

Dijital gelişim ile birlikte kaset üretimi tamamen durmuş, CD üretimi ise gözle görülür seviyede azalmıştır. Müzik dağıtım kanalları artık dinleyicisine direkt ulaşıyor, müziğe kolay erişim ise dinleyicinin keşif duygusunu tetikliyor. Geleneksel medyadan gitgide uzaklaşılması dinleyicileri kısıtlı bir alandan çıkarıyor ve yeni medya kanalları ile kendi içeriklerini oluşturmalarına izin veriyor. Bu da havuzun epey bir genişlemesine sebep oluyor. Eskiyle kıyasladığımızda dinleyici artık kendi tercihleri hakkında daha fazla söz hakkına sahip. Özellikle ülkemizde ekonomik durumların ve dinleyicinin ekonomik durumunun el vermeyişinden dolayı müzikal gelişmeleri her zaman on yıl geriden takip ediyorduk.

Teknolojinin gelişmesi ise bu durumu tersine çevirdi. Örnek verecek olursak eğer, 1980 yılında kurulan MTV’ye karşın ülkemizde ilk müzik kanalı olan Kral TV 1994 yılında kurulmuştur. Müzik kanallarının müziğin gelişimi için elbette azımsanmayacak bir katkısı vardır. Fakat izleyicinin zevklerini şekillendiren fazla bir seçeneğin olmaması ise genellikle dinleyici kitlesini popüler olana yönlendiriyordu. Örneğin 1990 yılına kadar tek kanal dönemi yaşanan ülkemizde bunu görmek mümkündür. Radyodan örnek verecek olursak eğer 1950’lerde CHP iktidarken Devlet Radyosu’nda Türk müziğinin yanı sıra Batı müziği yayınları da eşit seviyede yapılırdı. Demokrat Parti başa geçtiğinde ise Batı müziği yayınlarının süresi kısaltılmıştı.

Kitlelerin o dönemde müziğe ulaşabildiği nadir alanlardan biri olduğu için dinleyiciler üzerindeki etkileri de müzikal tercihlerini gözlemleyerek görülebilir. Kitle iletişim araçlarının hızla gelişmesi bir yandan dinleyicinin müziğe ulaşması açısından olumlu bir gelişme iken diğer yandan da hızla tüketen toplumlara ayak uydurmak açısından hislerden uzak yapıtlar türemesine sebep olmuştur. Bu ise bir sanat türü olarak müziğe ciddi zararlar vermektedir. Dünya çapında yapılan araştırmalar da gösteriyor ki kitle iletişim araçlarının kontrolsüz kullanımı müzik dinleyicilerinin beğenilerini fazlasıyla etkiliyor ve birbirine benzer kılmaya başlıyor.

Sanayi Devrimi sonrası değişen kitle hareketleri herkesin aynı davranış şekillerini sergilemesine sebep olmuştur ve özgün olması gereken sanatın-müziğin popüler olanını yüceltmiştir. Yıllardır sadece küçük bir kitlenin ilgi alanı olarak varlığını sürdüren plaklar buna güzel bir örnektir. Kitlelerin nostaljiye duyduğu özlemle birlikte yeniden gün yüzüne çıkan plaklar şimdilerde bir popülerlik unsuru konumuna gelmişlerdir. Şimdilerde festivalleri de bu örnek grubunun içine yerleştirebiliriz. Elbette bütün bir festival dinleyicilerini bu gruba sokamayız ama büyük bir kitle için bir festival alanında görünmek başlı başına bir hayat tarzını yansıtmayı da ifade ediyor. Bu yüzden yavaş yavaş festivaller şahsi konserlerini yerini alarak onların tahtına oturuyor da diyebiliriz. Günümüzde küreselleşmenin getirdiği etkiyle birlikte kitleler arasındaki fark gittikçe kapanıyor. Zevkler birbirine benzemeye başlıyor. Müzikal değişimi dönemsel olarak en iyi gözlemleyebileceğimiz bir diğer alan ise eğlence sektörü. Her dönemin kendine ait bir gece hayatı müziği popüler oluyor ve neredeyse sektörün diğer alanlarına da bu değişim yön veriyor. Şimdilerde dijitale olan bağlılık bunun en güzel örneklerinden biri. Elbette değişen kültürel ve ekonomiksel yapının da bunda etkisi var.

Son on yıldır gündemde olan en önemli konu ise müzik piyasasının batacağı… Teknolojik ilerlemeler yakından takip edildikten ve kitlelerin istekleri doğrultusunda hareket edildikten sonra batmak bir tehdit olmaktan çıkıyor ve piyasa kendini her yeni trendle birlikte yeniden doğuruyor. Eskiden kitle iletişim araçları kitlelerin zevklerini doğururken şimdilerde ne istediğine kitleler karar veriyor. Her gelişimin getirdikleri ve götürdükleri oluyor. Yeni nesil, stream uygulamalar aracılığıyla müziğe elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor. Ama ne yazık ki sanatçılar bu uygulamalarla eski kazandıklarının yarısını ancak kazanabiliyorlar.
Bu yüzdendir ki yukarıda da değindiğim gibi konser piyasası büyük bir canlılık gösteriyor ve sadık dinleyicisi sanatçısını bu yolla destekleyebiliyor. Değişen ekonomiler ve zevkler doğrultusunda ise her dönem kendi yatırımını yaratıyor. Müzik piyasasının batacağını söyleyenlere inat dinleyicisi her dönem müziğini korumak için elinden geleni yapıyor. Kitleler sürekli değişse de müzik doğduğu ilk günden beri kendini dinleyicileri sayesinde koruyor.