Ektoplazma, trans haline girmiş medyumların vücutlarından çıkan, havaya yayılan ve bazen de göz ile görülen ve el ile dokunulduğu ileri sürülen amorf süptil maddelere verilen addır. Bu terim ilk olarak 1913 yılında Fransız işlevbilimci Charles Richet tarafından eski Yunanca’daki dışında anlamına gelen “ektos” ve yaratılmış, benzeyen anlamına gelen “plasma” sözcüklerinden türetilmiştir.

Bahsi geçen seans esnasında, med­yum derin bir trans durumunda iken, duman benzeri bir beyaz maddenin medyumun ağ­zından veya burnundan çıktığı görülürdü. Ektoplazma bir süre seans odasını çevreleyen per­delerin arasında gezindikten sonra giderek bir insan biçimine girer ve ektoplazmanın bi­çimine girdiği kişi ya medyumun rehber ruhu veya seansı izleyenlerin ölmüş bir yakını olduğu söylenirdi.

Genellikle beyaz veya kurşuni, bazen ise kırmızı renklerde kendini gösteriyor; kimi zaman ise buharımsı ya da macunumsu bir hal alarak yoğunlaşan süptil bir madde olduğu belirtiliyordu. Metapsişikçi Dr. Gustave Geley, ektoplazmayı organik hale getirilmiş bir cevher olarak kabul etmekte ve özel niteliklere sahip ektoplazmanın ruhsal irtibat seanslarında çeşitli organ biçimleri kazanabildiği ve hatta kimi zaman bir insan görünümünü kazanabildiğini ileri sürmektedir.

Bu tür ektoplazmik oluşumlar dönemin bazı gazetelerince “ruhların fotoğrafları” başlığı ile yayımlandığı da olmuştu, ama spiritüalistlere göre, maddi olmayan bir varlığın fotoğrafı çekilememekte ve dolayısı ile de bunlara ruhun imajinasyon etkisi altında şekillenen oluşumlar denildiği söylenmektedir. Birçok görüşe göre ise en basit tabir ile bu bir düzmecilikten başka bir şey de değildi. Düzmecilik çoğunlukla, ektoplazma adı ve­rilen paranormal bir yaşam biçiminin görünmesi ile ilgiliydi.

Ciddi ruhsal araştırmaların başlaması ve özellikle flaşlı fotoğraf makinelerinin gelişti­rilmesi ile, bu tür gösteriler de son buldu. Ve neo-spiritüalist görüşe göre, bir medyumun, ektoplazmasını şekillendirebilmesi için bir bedensiz varlık ile irtibat kurmuş olması şart değil. Bunu medyumun psişik yeteneği ile de yapabileceği öne sürülmüştür.