Sapma ve suç sosyolojisi, kültürel normları, zamanla nasıl değiştiklerini, nasıl uygulandığını ve normlar bozulduğunda bireylerin ve toplumların başına neler geldiğini inceler. Sapma ve sosyal normlar, toplumlar, topluluklar ve zamanlarda farklılık gösterir ve genellikle sosyologlar bu farklılıkların neden mevcut oldukları ve bu farklılıkların bu alanlardaki bireyleri ve grupları nasıl etkilediği ile ilgilenir.

Sosyologlar, sapkınlığı, beklenen kurallara ve normlara aykırı ve uyumsuz davranış olarak tanımlamaktadır. Bunun yanı sıra sapkınlık, uyumsuzluktan daha fazlasıdır. Çünkü sosyal beklentilerden önemli oranda ayrılan davranıştır. Sapma konusuna sosyolojik bakış açısında, onu aynı davranış hakkında sağduyu anlayışımızdan ayıran bir incelik var. Sosyologlar sadece bireysel davranışları değil, sosyal bağlamı da vurgular. Yani sapkınlığa, yalnızca sıradışı bireysel eylemler gibi değil, grup süreçleri, tanımlar ve yargılar açısından bakılır. Ayrıca tüm davranışların tüm gruplar tarafından benzer şekilde karşılanmadığının farkındadırlar. Bir gruba aykırı olan şey, başka bir gruba aykırı gelmeyebilir. Kuralların ve normların sadece ahlaki ya da bireysel olarak değil, toplumsal olarak koyulduğunu kabul eder. Bu durumda da sapma, yalnızca davranışın kendisinde değil, başkaları tarafından davranışlara karşı verilen toplumsal tepkilerde de yatar.

Sapmayı inceleyen sosyologların sordukları soruların çoğu, davranışların taahhüt edildiği toplumsal bağlamla ilgilidir. Örneğin, intiharın kabul edilebilir bir davranış olduğu koşullar var mı? Ölümcül bir hastalığa karşı intihar eden biri, bir pencereden atlayan umutsuz bir kişiden farklı olarak yargılanır mı? gibi sorular üzerinde düşünürler. Sapma ve suç sosyolojisinde, araştırmacıların insanların yasaları veya normları ihlal ettiklerini ve toplumun bu tür fiillere nasıl tepki gösterdiğini incelediği dört temel teorik perspektif vardır.

“Klasik Gerilim Teorisi” Amerikan sosyolog Merton tarafından geliştirilmiştir. Bu teoriye göre sapkın davranışların tümü, bütünüyle toplumun kültürel olarak değer verilen hedeflere ulaşması için gerekli araçları sağlamadığı durumlarda bireyin yaşayabileceği gerginliğin sonucudur. Merton, toplum insanları bu şekilde başarısızlığa uğrattığında, insanların bu hedefleri gerçekleştirmek için sapkın veya cezai eylemler başlattığını ileri sürüyor. Bazı sosyologlar ise sapma ve suç çalışmasına “yapısal işlevselci bakış açısı” ile yaklaşır. Sapkınlığın, toplumsal düzenin sağlandığı ve muhafaza edildiği sürecin gerekli bir parçası olduğunu savunurlar. Bu açıdan sapkın davranış, değerleri ve dolayısıyla toplumsal düzeni güçlendiren, üzerinde anlaşmaya varılan kuralların, normların ve tabuların çoğunun hatırlatılmasına hizmet eder.

Çatışma teorisi ise sapma ve sosyolojik suç incelemesinin teorik temeli olarak kullanılır. Bu yaklaşım, toplumdaki sosyal, politik, ekonomik ve maddi çatışmaların bir sonucu olarak sapkın davranış ve suçları kapsar. Teori ekonomik eşitsizliğin olduğu bir toplumda hayatta kalabilmek için neden bazı kişilerin ticari suçlara başvurduklarını açıklamak için kullanılabilir. Etiketleme teorisi sapma ve suç çalışanları için önemli bir çerçeve oluşturmaktadır. Bu düşünce okulunu takip eden sosyologlar, insanların ne yaptıklarından ziyade diğer insanların onların davranışlarına atfettikleri anlamları araştırırlar.