Obsesif kompulsif bozukluktan mustarip bir kişi; “Hayatı yaşamaya çalışmak için fazlasıyla meşgul olduğumu hissediyorum ve görüyorum ki hayatın ne anlama geldiğini unutmuşum.” diyor. Toplumda ise aynı renk objeleri bir arada tutmak, yamuk çerçeveyi düzeltmek, ellerinin temiz olduğundan emin olmak için defalarca yıkamak; mükemmeliyetçilik, takıntılı kişilik veya bazen kusursuzu yaratma arzusu olarak algılanır, genelleşir, küçümsenir ama bilinmez indirgenmiş betimlemelerin kişinin iç dünyasındaki bulantı ve korkunun çok az bir kısmını kapladığını… Obsesyon, akıldan çıkmamacasına takılı kalınan düşünce ve fikirlere; kompulsiyon, bu düşünceler doğrultusunda yapılan yineleyici davranış ve eylemlere denir. Bu akıldan çıkmayan, kişinin her seferinde aklından çıkarttığına inanıp yeniden yaptığı, inanmadan tekrarladığı, zorunda kaldığı eylemlerle, ritüellerle yaşamak nasıl bir duygu? Bir gün nasıl sanki bir aymış yorgunluğu hissettiriyor? Obsesyonların gündelik hayattaki karşılığı nedir?

Her hastanın güne başlama şekli ve obsesif olduğu konunun aynı olduğu söylenemez; üç yıl önce obsesif kompulsif bozukluk teşhisi konan bir hasta her sabah alarmla birlikte beş kere gözlerini kırparak uyanır, yataktan kalktığında beş kere, kalktığından emin olmak için, kıyafetlerini değiştirdikten sonra beş kere, evden çıkarken eve girerken beş kere gözlerini kırpar. Gün içerisinde insanlarla iletişim kurarken, soruya cevap vermeden önce, bir kapıdan içeri girmeden önce aynı frekansta aynı sayıda gözlerini kırpar. Bu göz kırpma hareketi başka birinde yere ayağını vurma, parmaklarını şıklatma, elini ovuşturma veya herhangi bir hareket herhangi bir nedeni olmaksızın aynı sayıda yer değiştirebilir.

Her sabah aynı taraftan uyanmak, örneğin sağ taraftan kalkıyorsa kişi, soldan kalktığı için başına kötü şeyler gelebileceği, gününün bu hareketi dolayısıyla mahvolacağı, bir kazanın onun yüzünden gerçekleşebileceği gibi düşüncelerle mücadele eder. Sabah kahvaltısında aynı sayıda bölünmüş ekmeği, yumurtayı, peyniri yiyen genç kadın istemese de kahvesine aynı sayıda kesme şeker koyar. Kişi evden çıkarken kapıyı kilitlediğinden emin olduğu halde “Ya kilitlemediysem!” düşüncesiyle kapıyı açıp tekrardan kilitler ve aynı düşünce tekrardan aklına girer, kapıyı açıp kilitler, açıp kilitler; her gece yatmadan önce kendi sayısıyla odanın ışığını açıp kapar, açıp kapar.

Bir başkası yollarda bazen arabanın çarpma riskiyle karşı karşıya gelse de hiçbir şekilde çizgilere basmamalıdır, çünkü içindeki ses ona bunu yapmaması gerektiğini söyler veya iş yerinde masasının üstündeki lambaya düzenli olarak bakması gerekmektedir, aynı ses bunu yapmasını söyler. Bu ses kişinin kendi iç sesi olsa da ve yaptıklarının zaman kaybı dışında hiçbir mantığı olmadığını bilse de kendine engel olamaz. Çocuğun okula giderken annesine beş kere “Günüm güzel geçecek.” dediği takdirde hiç yara almayacağına inanması veya bir gencin yolda yürürken gördüğü kadının çantasına dokunma isteğiyle sonucu ne olursa olsun dokunması gibi.

Günlük hayatta daha çok duyduğumuz temizlik obsesyonu bazen sınırlarını aşabilir, öncesinde dışarıda tuvalete girmeyip insanlarla mikrop taşıdıklarından tokalaşmamaya ve hasta olduğunda çocuğuyla aynı ortamda bulunmayıp gününü evde geçirip, evi temiz olduğu halde, defalarca temizleyip dışarıya çıkmamaya kadar gelebilir. Bazen obsesif kompulsif bozukluk kendini ileri boyutlarda kuşku şeklinde gösterir, kişinin kendini kontrol edemeyeceği yönünde de olur, örneğin kişi ya sinirini kontrol edemeyip eşini öldürürse veya yaralarsa, bu gibi durumlarda ailesinin bulunduğu ortamlarda kesici alet veya sert cisimleri eline almaktan kaçınır.

Dini inançları kuvvetli olan ve bu konuda dersler veren bir kişi, anlatılarının ortasında “Tanrı gerçek değilse ve hiçbirimiz aslında var olmadıysak…” şeklinde durduramadığı obsesyonlar içerisinde olur veya “Ya böyle düşünürsem” diye düşünmeye başlayıp sonrasında bu düşüncesini aklından çıkartamaz. Her şeyi büyükten küçüğe, koyu renkten açık renge, şekillerine göre, kumaşlarına göre ve her şeyi bu kurala göre yapmak bir süre sonra kişinin kurulu bir makine gibi hissetmesine veya Charlie Chaplin’in “Modern Zamanlar” filmindeki gibi yaşamasına neden olur. Aynı zamanda obsesyonlar bir kişiye karşı da duyulabilir, her an onu düşünmek, onun yapacaklarından kuşku duymak, kiminle ne yapıyor olabileceği; kişiye duyulan sevgi takıntı boyutuna geldiğinden ötürü güvensizlik ikili ilişkileri zedeleyip bitmesine neden olur.

Yirmi yıldır OKB’den mustarip bir hasta diyor ki “Bu ritüellerimle, saymalarımla, kurallarımla savaşmaktansa bütün vaktimi harcayacağını bilsem de onları yapmak her zaman daha kolay görünmüştür.” Kişilerin içlerinde eylemi gerçekleştirene kadar bitmeyen ses, sorular, yapılmadığı takdirde duyulan o inanılmaz telaş; hayatları sayılı, tekrarlı söz ve eylemlere çeviren zorunluluklar; peki ya hissedilen? Tüm bu uçup giden zaman karşısında, hayallere, ilişkilere ve kişinin kendisine yeterli vakit kalmaz. Çevresi, ailesi, sevdikleri zamanla kişinin tamamını oluşturduğunu düşündükleri obsesyondan kaçmak isterler, “Yeter artık, dur!” derler, bunun karşılığında kişinin iç sesi daha yükselir ve toplumla iç ses karşı karşıya gelir. Yalnızlaşan, kendisini çevresinden soyutlayan kişinin tek düşündüğü şey takıntılı düşünceleri olur. Düşüncelerin demir parmaklıklara dönüştüğü ve kişinin beyninin kendi hapishanesi olduğu bir yaşam; savaşmak kadar vazgeçmenin de bitkinliği; küçük adımlarla başlayıp cesarete dönüşen büyük adımlar…

Aslında her şey mantığı olmadığını bildiğin gerçekle savaşmakla başlar, değişmez değil, değiştirilemez değil. Sadece kendisini değil çevresindekileri de zorladığını, belki de kaybettiğini gören kişi; yaşanmadan yitirdiği günler, kişiler ve kendi için zor olsa da mücadele etmeyi seçer, bunun, üzerine yapışıp kalan vazgeçilemeyen bir olgu olmadığının bilincine varır ve iç sesini yükseltir, bu sefer iç sesi, “Yeter artık, dur!” der, “Artık durabilirsin, yapabilirsin”. Kişi ışığı sadece bir kere kapatır,  çizgilerin üstünden koşar, arkadaşının elini sıkar, gününün güzel geçeceğine inanır, gerçekleşmesi için sayılar vermez. Bazıları da devam eder; bir, iki, üç…

90630cookie-checkObsesif Kompulsif Bozukluk: Bir, İki, Üç