Evren, büyük patlamadan bu yana büyük bir hızla genişlemektedir. Bu genişleme galaksileri birbirinden ayırmakta, hareketi oluşturmakta, zamanı oluşturmaktadır. Nitekim bu genişleme hızının son zamanlarda yapılan çalışmalarda yavaşladığı söyleniyor. Genişlemeye devam ediyor ama artık genişleme hızı yavaşlıyor. Bu bulgu gerçekse sonuçları ne olur?

Omega noktası teorisine göre zamanı ya da zaman algısını yaratan bu genişleme, git gide yavaşladığında zaman da yavaşlayacaktır.  Hatta giderek bir gün öyle bir noktaya gelecektir ki zaman durup geri dönmeye başlayacaktır. “Omega noktası” aslında her şeyin başlangıcına geri dönüşü ifade eder. Yani öze, kaynağa, tanrıya geri dönüşü imgeler. Sadece biz de değil, bizim tüm varyasyonlarımız, olasılıklarımız, olası paralel evrenlerimizdeki herkes ve her şey!

Bu teori yarı bilimsel yarı felsefik bir teoridir çünkü deney ve gözlemle kanıtlanamaz. Fakat bilimsel yönü şuradan gelir; zaman bilindiği üzere dördüncü boyuttur ve madde ile iç içedir. Einstein zamanı bir ağ gibi tasvir etmişti ve yeni bulgularla bu kanıtlanmıştır. Tüm madde zaman ağlarının içerisinde ve tüm zaman da bu maddeyi barındırıyor. Ama maddeler, gezegenler birer balık gibi bu ağı bozuyor. Çekim kuvvetleri zaman ağına zarar veriyor, eğip büküyor. Tüm madde bu ağın içerisinde ilerlerken ağı da kendisiyle birlikte sürüklememesi düşünülemez. Zaman da bu genişleme çılgınlığından nasibini alacaktır. Hatta belki de tüm zaman algısına bu genişlemenin yarattığı zaman dokusundaki bozulma neden oluyordur. Haliyle madde genişlemeyi durdurup içe doğru büzülmeye başladığında zamanın yönü de değişecektir.

Unutulmamalıdır ki kum saati dört parçadan oluşur. Üst kısım, kumların daralıp geçtiği orta kısım, alt kısım ve kumlar. Üst kısım geçmişken, kum saati ters çevrildiğinde gelecek olur. Bizler o ortadaki boğumdayız, şimdiki zamanda… Peki ya kum?  O kumu anlayabilir miyiz? O kum olabilir miyiz?

82750cookie-checkOmega Noktası