Parapsikoloji genel olarak insanın olağanüstü yetenekleri ve ruhsal gücünün araştırılması ve incelenmesidir. Günümüzde parapsikoloji konusu fazla ilgi çekmemektedir. Bu yüzden parapsikoloji alanında yapılan çalışmalar sınırlıdır. İnsanların tarihin başlangıcından günümüze kadar ulaştırdığı icat, keşif ve bilgiler insanın merakının bir sonucudur. Odak noktasının insan olduğu birçok çalışma; telepati, medyumluk, hipnoz gibi konular üzerinde yapılmıştır. Bu ve benzeri çalışmaların geneli parapsikoloji olarak nitelendirilmektedir. Aslında parapsikoloji çok eski zamanlarda bile incelenmiştir. Örneğin; eski medeniyetlerde yoga, telepati ve telekinezi gibi olaylara rastlanmak mümkündür. Bunun en belirgin örnekleri Çin ve Hint medeniyetlerinde görülmektedir. Günümüzde de parapsikolojik özelliklere sahip insanlar bulunmaktadır.

Bilinen duyu organlarının dışında kalan kavrama ya da idrak gücümüzün ve maddesel olaylar üzerinde görülen dolaysız ruhsal etkinin problemleri eskiden “okültizm” diye anılan bu araştırma alanının başlıca konularını meydana getirir. Bunları telepati, kehanet, sezme gibi adlandırabiliriz. Max Dessoir adlı bir bilgin tarafından ortaya atılan ve artık uluslararası nitelikte yerleşen parapsikoloji kavramı, bilinen ve yorumlanabilen ruhsal olaylar yanında bir ayrıntı olarak ortaya çıkan ruhsal olayları araştırır.

Her çağda ve her kültürde birbirine dikkate değer ölçüde benzeyen bu türlü olaylar görüldüğü ileri sürülmüş, Aristo bile bir yazısında olayları önceden bildiren rüyalardan söz etmiştir. Aydınlanma Çağı bunları batıl inanç olarak bir kenara atmış, romantizm çağı da ruhun çok yanlılığının bir anahtarı olarak görmüştür. 19’uncu yüzyılın mekanik yorumu, okültik görünüşleri bir aldanış ya da aldatmaca diye kabul etmiş olup 1882’de kurulan İngiliz Fiziksel Araştırma Derneği’nin bilimsel araştırmaları da inandırıcı olamamıştır. Ancak, çok sonraları Birleşik Amerika’da kurulan parapsikoloji laboratuvarının denemeleri, ileri sürülen bazı parapsikolojik görüşlerin doğruluğu üzerinde kesin sonuçlar ortaya koymuştur.

1953 yılında Hollanda’nın Utrecht Üniversitesi’nde bir parapsikoloji kürsüsü kurulmuş ve bugün için telepati, sezme, kehanet ve psikokinez kesinlikle ileri sürülebilen ruhsal fenomenler olarak kabul edilebilmektedir. Telepati; ruhsal olayların bilinen duyu organlarının aracılığı olmaksızın dolaysızca taşınması ve bilinmesi; sezme, bilinmeyen bir gerçeğin duyular dışında algılanması, kehanet de kimsenin bilemeyeceği gelecek olayların önceden bilinmesi olarak tanımlanır. En son olarak ortaya atıldığına göre, psi denilen ve bir bütün meydana getiren ruhsal bir yetenek, sözü edilen duyu dışı algının üç çeşidini ve maddesel olaylar üzerinde mekanik olmayan psişik etkiyi meydana getirir. Bu yetenek, zaman ve mekana bağlı olmayarak, yani mekanik nedenselliğin dışında etki yapmaktadır.

Bununla birlikte ispiritizmacılık parapsikoloji ile karıştırılıyor. Bu batıl inanç, olayların ölü kişilerin ruhları üzerindeki etkisine dayandığı hipotezinden başka bir şey değildir. Asıl ya da sözde olaylar, özellikle de ölü ruhlarla masa oynatma yolu ile yapılan sözde ruh haberleşmesi gibi batıl inanç ispiritizmacılığı bir meslek haline gelen falcılık, türlü hayalciliklere ve yanlış anlamalara sebep olmakta. Bu bağlamda bazı bilim enstitüleri, paranormal yeteneklerin özellikleri konusunda kamu oyunu aydınlatmaya çalışır. İnanılmaması gereken tehlikeli uygulamaların neler olduğu anlatılan bir olgudur.