Oluşma nedeninin temelinde çocukluk çağında yaşanan olaylardan kaynaklanabilmekte olup, o dönemlerde savunmasız ve tepkisini dile getiremeyen bireylerin yaşadığı bir vaka türü olarak düşünülüyor. Ailesi tarafından ilgisiz davranışlar ile karşılaşan ve bundan ötürü kararsız olan çocuklar, yaşadıklarının dışa vurumu oluşunun yanı sıra, kendi içlerinde bu tür davranışlara kızgınlık duyarak, tüm bunları içi olaylar bütününü içine atıyor olması büyük resmin oluşmasını sağlıyor ve ilerleyen dönemlerde bireyin psikolojik sorunlar yaşamasına zemin oluşturuyor.

Edilgen ve saldırgan davranış sergilemeyi kendine misyon edinen pasif agresyon sahipleri, açık iletişime ve davet sorularına kesinlik ile doğru düzgün bir cevap vermemesi tanınır. Bu bireylerin ilk önceliği manipülasyondur. Ve açık iletişim kurmak değil oldukça zordur. Kendisinin mükemmel olduğunu düşünmek gibi bir huy edinimi vardır. Fakat kendi dışında herkes bir şekilde kusurludur. Aslına bakılır ise aşağılık kompleksi ile yaşamak ve bunun farkına varmamak gibi bir takım şeylerin bütünüdür. Sürekli negatif şeyler düşünür ve kendisine değer verilmediğini, sürekli arkasında işler karıştırıldığını düşünmesi ve yorgun olduğunu hisseder. Lüzumlu bir iletişimi, olumlu ya da olumsuz, analitik ya da eleştirel, imkansız kılınması için yapması gereken tek şey vardır; olduğu gibi davranıyor olması.

Bu tür kişilerin doktora başvurmalarındaki en önemli nedeni insanları şikâyet etme eyleminde bulunma istekleridir. Çoğu kişi hasta olduğunu kabul etmez ve karakterinin vermiş olduğu bir durum olarak görürler. Doktor hastayı inandırmakta zorluk çeker ve sorunun kökenini bulması için geçmişini araştırmaya ihtiyaç duyar. Fakat tedavi süreci uzun bir dönemi kapsamaktadır. Hastalığın ilerleyen zamanlarda daha tehlikeli sorunlara yol açacağından hastanede gözetim altında tutulması gerekebilir iken, yaptıklarının farkında olan ve tedavi olmak isteyen hastaların tedavi aşaması kolaydır ve kesin iyileşme sonuçları verebilir, ama yaptığı davranışlarının nedeninin çevresindeki insanlardan kaynaklandığını düşünüyor, sorumluluk almıyor ve tedaviyi önemsemiyor ise uzun bir tedavi dönemini kapsayabilir. Tedavi süreci psikiyatriler desteği ile gerçekleşmektedir.

Otorite figürlerinin ilgisi ve desteğini ister iken diğer yandan bağımsızlıklarını kaybetmemek isterler. Sonuçta pasif ve boyun eğici olarak ilişkilerini sürdürür iken, bağımsızlıklarının kaybolduğunu hissettiklerinde agresif olabilirler. Bu kişiler  temelde yoğun öfke duyguları ile doludurlar, ama bu öfkelerini doğrudan ifade etmek yerine dolaylı pasif yolları seçerler. Kendilerini yeterli hissederler ancak eleştiri karşısında incinebilirler. Sosyal destek ihtiyacı büyüktür. Bağlanma ihtiyacı ve sınırlarının yok olacağı korkusu birliktedir.

Olumsuzluk, nerede ise tüm düşüncelerinde bir saplantı halindedir. Bu kişiler birçok olaya olumsuz olarak yaklaşırlar. Nötr ya da olumlu olaylarda dahi olumsuz yönleri arar ve bunlar üzerinde yoğunlaşırlar. Bu durum, depresyonda görülen olumsuz düşünce tarzından farklıdır. Depresif kişiler, çevre veya gelecek ile ilgili kendine zarar verici veya negatif düşünceler üzerine odaklanırlar iken, pasif agresif kişiler diğer insanların kendilerini takdir etmedikleri veya kendilerini kontrol etmeye çalıştıklarını varsayar, bunların üzerine odaklanırlar. Birisinden negatif bir geribildirim aldıklarında kendilerinin yine yanlış anlaşıldığını düşünürler. Olumsuz otomatik düşüncelerin bu denli çok olması, bu hastaların hissettikleri öfkenin bir belirtisidir. Bu hastalar olayların bir kesinlik çerçevesi içinde gelişmesini isterler ve belirsiz bir durum ile karşılaştıklarında toleransları çok düşük olur. Bu katılık, doğrudan hedefe yönelme saplantısından farklı olmak ile beraber, pasif agresif davranış bozukluğu olan kişinin önem verdiği şey, elde etme olayından çok başkalarına bağımlı olmama halidir.