Psikanaliz, Sanat Yapıtı ve Etik

İnsan kendisine ait bir özelliği hem sevip, hem de sevmeyebilir mi? Bence mümkün. Bir konuya odaklandığımda, onun üzerine sonuna kadar gitmek gibi bir huyum var mesela. Psikanaliz konuşurken sıkça, “Ne saçma!”, “Ne kadar mantıksız!”, “Hiç akla yatkın değil!” gibi tepkiler verilir. Oysa psikanalitik çözümlemelerin makûl olması beklenemez. Psikanaliz tanım gereği, bilinçaltıyla ve bilinçdışıyla ilgilendiği için, rasyonelin kapsayabileceği uzamın dışındadır. Duygular, inançlar, içgüdüler, rüyalar ve insanlığın paylaştığı ortak bilinçdışı gibi, rasyonel alandan uzak olan, onunla bağlantısız nesnelerdir psikanalizi ilgilendiren. İşte bu yüzden psikanalizin en büyük handikapı; her ne söylerse söylesin, söylediklerinin kulağa makûl gelmemesinden kaynaklı olarak, sağduyu ve rasyonalite tarafından daima tepki verilmesi. İrrasyonel olana dair söz söyleyen her ifade, anlaşılmaz olma riskini göze alır. Bu noktada Ulus Baker’in zamanında söylediğini dikkate almakta yarar var: “Anlamak, hayatla kurduğumuz ilişki kiplerinden yalnızca bir tanesidir.” demişti. Dolayısı ile; insana, hayata ve dünyaya dair her şey rasyonel, anlamlı ve makûl olmak zorunda değildir. Zira; insan, Apollon ve Dionysos’un, süperego ve ID’in, rasyonelle irrasyonelin, akılla duyguların, bilinçle bilinçdışının bir bütünüdür.

Heidegger, şiirin en üst sanat formu olduğunu söylüyordu. Şiir ki, pek çok zaman son derece anlaşılmazdır. Beş yıl kadar önce şiirle arası bir hayli iyi olan bir arkadaşım, şiiri anlama gayreti içerisinde olmamı tuhaf bulduğunu söylemiş, anlamaya uğraşmamamı salık vermişti. Onu şimdi daha iyi anlıyorum. Şiirin en yüksek sanat formu olduğunu ben de kabul ediyorum. Belki şiire tam anlamıyla hazır değilim ve ilerleyen yıllarda şiirle aram önce düzelecek, giderek daha iyi olacak. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu ise estetik ölçütler meselesi. Eğer anlamı bir kenara koyar isek, bazı estetik ölçütlere gereksinim duyarız. Aksi halde ne herhangi bir şiir için “Ne kadar saçma!” diyen okur ile, bir heykel için “Ben böyle sanatın içine tükürürüm!” diyen belediye başkanının haksız olduğu söylenebilir. Her saçmalık sanatla eşdeğer hâle gelir. Güzel ile çirkini ayırmak imkânsız bir hâl alır.

Sanat tuhaf şey. Hem insana özgü insanı insan yapan değerlerden, hem de hakkında konuşulması ve yargıya varılması en zor işlerden biri. Yine de, psikanalizin bu konuda ufuk açıcı katkıları olduğuna inanıyorum. Ek olarak; ontoloji, metafizik, epistemoloji ve bilim felsefesi hakkında konuştuğunuzda sizi yalnızca sessizce dinlemekle yetinirler. Konu etiğe geldiğinde ise işler değişir. Etik; herkesin gündeminde olduğu, öteki ile olan ilişkilere dair olduğu, hâtta kişinin kendisi ile olan ilişkisini de incelediği için olsa gerek herkesin bu konuda söyleyeceği bir şeyler vardır. Etiğin mıntıkasına adım attığınız anda kimse susmaz, herkes konuşur. Eleştirilere açık olmak gerekir. Bu bakımdan etik, tüm diğer felsefî disiplinlerin aksine üzerinde yazması en riskli alan. Bunu göze almak gerek.