Sınır koyamamak, hayır diyememek günümüzde hemen herkesin ortak sorunlarından bir tanesi diyebiliriz. Bu gerek ilişkilerimizde gerek ise iş yaşantımızda zorlandığımız ve hatta tıkandığımız nokta. İstemediğimiz bir durumda içimizden “hayır!” der iken, bunu sözel şekilde davranışımıza yansıtamıyor olmamız ise başlı başına bir sorun. Peki, neden hayır demekte bu kadar zorlanıyoruz?

Bunun nedeni önceden fark ettiğimiz ya da bugüne kadar hiç düşünmediğimiz bir noktaya dayanmakta. “Öz değersizliğin oluşumunda tek bir sebep var!” diyemeyiz, ancak yaşadığımız bazı olumsuz deneyimler sonucunda bu değersizlik inancı bizde yerleşik bir hal almaya başlıyor. Bizi rahatsız eden bu anılar çevreyle olan etkileşimimizi ve kişilik özelliklerimizi belirliyor. Özümüzde kendimizi değersiz, çevresi tarafından önemsenmeyen biri olarak görmeye başlıyoruz ve ilişkilerimizdeki tepkilerimizi bu yönde biçimlendiriyoruz. Kendisini yeterince sevmeyen birey, sürekli karşı tarafı düşünme rolünü en baştan benimsediği için “hayır!” diyememek bunun sadece bir parçası haline geliyor. Bizden bir parçaymış gibi düşündüğümüz için durumu fark etmemize engel oluyor.

Özde kendimizi o kadar değersiz görürüz ki; karşı tarafı kendimizden daha çok önemseriz. Bu durum bireyi depresyona kadar götürebilir iken, karşı tarafa bitmez, tükenmez imtiyazlar tanırız. Sonucunda ise istemediğimiz bir durum ya da ortamla karşı karşıya kalır, nihai olarak da kendimize kızarız. “Hayır!” der isek o kişi ile olan ilişkimizdeki bağın zayıflamasından korkarız ya da derinlerde bir yerde karşı tarafın bize verdiği sevgiden, ilgiden mahrum bırakılacağımızı düşünürüz. Çözüm ise; önce kendimizi sevmekten geçiyor. Siz kendinizi yeniden sevmeye başladığınızda mantığınızı ve duygularınızı dengelemeye başlarsınız.

Tabii ki bu durum hemen oluşmadığı gibi bunu hemen ortadan kaldırmak da kolay değil, ama değersiz hissettiğimiz olaylar ile yüzleşip kendimizi tekrar sevmeye başladığımızda işte o zaman başka biri olmaya başlarız. Bu süreci tek başımıza yapmaya çalışmak bizi oldukça zor. Yaşadığımız hangi üzücü olayların kendimizi sevmemize engel olduğunu bulmak, bunlarla yüzleşmek ve etkilerinden kurtulmak bir terapi sürecinde çok daha sağlıklı, kolay ve kalıcı olacaktır. Bu süreç tamamlandığında bugüne kadar içimizde yaşadığımız çelişkilerin ne kadar yorucu olduğunu ve hayır demenin düşündüğümüz kadar da zor olmadığını fark ederiz.

“Hayır!” deme konusunda kendinizi yetersiz görüyor iseniz; şunları kendinize hatırlatın: “Hayır!” diyememek bir zayıflık göstergesi değil. Hangi olumsuz deneyimleri yaşamış olursanız olun, siz kurban değilsiniz ve kendi değerinizi ancak siz belirlersiniz. Ve bundan dolayı da kendiniz için bir adım atın!