Ekonomik ve sosyal tüm koşulların kadının lehine ilerlediği günümüz tarihinde, kadınlardaki ruhsal değişime, bu değişimin ilişkilere nasıl yansıdığına bir birey olarak her vakit şahit oluyorum. Üstelik bu ruhsal değişim fizyolojimizi de etkilemiş durumda. Utah ve Indiana Üniversiteleri’nde yapılan araştırmalar; rekabetçi, erkek egemen sektörlerde çalışan kadınların testosteron düzeylerinin arttığını ortaya çıkarmış. Yani ruhumuz kadınlık ile kopuk bir ilişki içinde iken, hormonal durumumuz da erkekliğe yakınlaşmış durumda. Çözüm için; bir takım soruların cevaplarını kendimize veriyor olmalıyız.

Kadın olmanın madde ve mana boyutunu kapsadığını unutmamalıyız. Yani kadın derken, ruh ve beden gibi iki parçalı bir bütünden bahsediyoruz. Bedenimize bunca yatırım yapar iken, ruhumuzdaki kadını tanımayı, onu sevmeyi, onun parçalarını kabullenmeyi ihmal etmemeliyiz. Fakat günümüzde kadınlığın fiziksel ve sosyal gücü artar iken, ruhu pek tabii zayıflıyor. Evlilikten korkma, annelikten kaçma, erkeklerle yakın duygusal temasta zorlanmaların tümü bu ruhsal kopuşun yansıması da diyebiliriz.

Kadınlıktan kopuş ilk olarak ilişki boyutumuzu etkiliyor. Yakın duygusal ilişkinin bize neler kattığını unutmamıza neden olduğu da görülmekte. Oysa ki, ilişki kurmak, aslında insanın yaşayabileceği en büyülü deneyimlerden ilki. İnsan ötekine temas ederek, kadın erkek ile, erkek kadın ile ilişki kurarak kendi varoluşunun sırrına erer. Goethe’nin dediği gibi, insan kendini yalnızca insanda tanır. Bu yüzden kurduğumuz tüm ilişkiler bizim ruhsal durumumuzu yansıtmaktadır. Kadının kendi varoluşundan kopuşu, bu varoluşa uygun ilişki kurmasını da imkansızlaştırıp, kadınlığı ile kopuk, annelik rolü ile barışık olmayan bir model ortaya çıkıyor.

Temelde kadınlık ile barışık olmama hali, cinsel sorunlar, olumsuz ilişki deneyimleri, annelik sendromu, infertilite, evlilik sorunları gibi pek çok yansıma ile karşımıza çıkmakta. İşte tüm bunların tedavisi için yeni bir ilişkiye girmeden önce, içimizdeki kadın ile, anne olmadan önce, zihnimizdeki anne figürü ile ilişki kurmaktan geçiyor. O zihinsel temsiller ile barışmalıyız. Ki bu temsil genelde kendi annemiz ile ilgilidir. Kadınlık ve annelik temsilleri ile tanışıp barışmadan, karşı cins ile sağlıklı ilişkiler kurmak, sevgi dolu bir annelik serüveni yaşamak zor görünüyor.