Psikologlar sürekli özçekim yaparak sosyal medyada paylaşanların “Selfitis” hastalığına kapılmış olabileceklerini söylüyor ve psikolojik yardıma ihtiyaç duyabilecekleri uyarısında bulunuyor. Oluşturulan skala ise 1 ile 100 arasına kadar uzanıyor. Neden selfie çekildiğinin saptanması için araştırmaya iki  yüz kişi katıldı ve veriler daha sonra dört yüz kişide test edildi.

Katılımcılar Hindistan’dan! Çünkü özçekim seçenlerin en çok olduğu ve tehlikeli yerlerde özçekim yapar iken ölenlerin çoğu Hindistan’da. Bulgular, Uluslararası Akıl Sağlığı ve Bağımlılık Dergisi’nde yayımlandı. Selfitis’in üç seviyesi olduğu belirlendi Bunlardan ilki; sınırda olanlar. Bu kimseler, günde en az üç defa özçekim çekenler, ama hepsini sosyal medyaya koymayanlar oluyor. İkincil derecede ise akut. Bu kimseler günde en az üç selfie çekip her birini sosyal medyaya koyanlar ve son aşaması ise kronik hastalık seviyesine erişenler ile oluşuyor. Bu  kimseler ise özçekim yapmak için kontrol edilemeyen bir istek duyan, zaman aşırı özçekim yapan ve günde en az altı defa sosyal medyada paylaşanlar.

The Daily Telegraph gazetesinin haberine göre ‘Selfitis’ terimi, takıntılı bir şekilde selfie çekenler için ilk de 2014’te parodi bir haberde kullanıldı. Haber şaka amaçlıydı, ama yapılan bu haberde Amerikan Psikiyatri Derneği’nin, bu takıntıyı bir hastalık olarak değerlendirmeyi öne sürdüğü belirtildi. Nottingham Trent Üniversitesi ile Hindistan’daki Thiagarajar Enstitüsü de bu alışkanlığın hastalığa dönüşüp dönüşmediğinin araştırılması kararı aldı ve yapılan araştırmalar sonucunda selfitis’in bir ruhsal bozukluk olduğu sonucuna varıldı ve rahatsızlığın ciddiyetinin değerlendirilmesi için yazımızın başında da belirttiğimiz gibi “Selfitis Davranış Skalası” geliştirdi.

Araştırmacılar, tipik “selfitis” olanların dikkat çekmeyi seven, genellikle özgüven eksikliği yaşayan ve toplumdaki konumlarını güçlendirip bir gruba ait olma isteği duyanlar olduğuna işaret ediyor. Selfitis’in ciddiyetini belirlemek için araştırmacılar yirmi durum ve olayı sıraladı ve katılımcıların bu söylemlere katılıp katılmadıkları soruldu. Puanlamalarını istedikleri durumlar arasında “Sosyal medyada özçekim paylaşınca kendimi daha popüler hissediyorum!” veya “Özçekim çekmediğimde kendimi gruptan dışlanmış hissediyorum!” gibi örnekler yer aldı.

Notthingham Trent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Janarthanan Balakrishnan, “Genellikle bu durumda olanlarda özgüven eksikliği oluyor ve çevrelerinde kabul görme isteği oluşuyor. Bu durum, diğer bağımlılık davranışlarıyla aynı semptomları da gösterebilir” diyor. Balakrishnan, “Bu rahatsızlığın varlığı teyit edildi, şimdi insanların neden ve nasıl böyle takıntılı davranışlarda bulunduğu anlaşılmalı ve bu durumdan en çok etkilenenlere nasıl yardımcı olunacağı bulunmalı” tavsiyesinde bulunmuştu.

Nitekim; özçekim yapanların ruh hallerinin iyileştiğini, dikkatleri üzerlerine çektiklerini, özgüvenlerini artırdığını ve çevresiyle bağ kurduklarını gösteriyor olduğu da savunuluyor. Eğer doğru ise, o zaman bu araştırma da akademik bir gerçeği doğurmuş oluyor. Karmaşık ve kompleks insan davranışlarını tek bir kelime ile etiketlemeye çalışma eğilimi var. Ama bu tehlikeli ve gerçek olmayan bir şeye gerçekmiş gibi bir anlam yükleyebilir olduğunu da belirtiliyor.